20 Ocak 2021 Çarşamba
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  zül-karneyn
http://blog.edebiyatdefteri.com/zul-karneyn/oku/3045/zul-karneyn-ve--hayati 

 • Hakkımda


zül-karneyn

 • Yazdığım Diğer Konular
Bilim (1)
Yaşam (2)
Haber (2)
Din (5)


 
Zül-Karneyn ve Hayati
20.11.2009 18:50:28  [ Din ]

Zül-Karneyn ve Hayati

Sevgili siir severler ve siir yazarlar bu günkü konumuz Hz.Zül-Karneyn olacak insallah,Hz.Zül-Karneyn Kuranda ismi gecen bir Insani anlatmakda.

ZÜLKARNEYN
Adı Kur'ân'da geçer. Allah ondan övgü ile bahsetmiştir. Peygamber mi, yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.
Zülkarneyn kelimesi Arapçadır. Zü ve karneyn kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Zü, sahip ve malik demektir. Karn ise, boynuz, perçem, tepe, zaman, güneş anlamlarına gelir. Karneyn, karn'ın tesniyesi yani iki tanesi demektir. Buna göre Zülkarneyn kelimesi iki boynuz sahibi şeklinde tercüme edilir (el-Firuzabadî, el-Kamusu'l-Muhît, Kahire 1332, IV, 257 vd).

Zülkarneyn'in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu, eskiden beri tartışmalı bir husus olarak devam etmiştir. Kendisine Zülkarneyn denilmesi, alimler tarafından, başının iki yanında iki boynuza benzer çıkıntıların bulunması, dünyanın şark ve garbını dolaşması, başının iki yanının bakırdan olması, örülmüş iki deste saçı olması, Allah'ın kendisine nur ve zulmeti musahhar kılması (emrine vermesi), yürürken nurun önünden, zulmetin ise arkasından gelmesi, şecaatı dolayısıyle bu lakabı almış bulunması, rüyasında gökyüzüne çıktığını ve güneşin iki tarafına asıldığını görmesi anlamlarında yorumlanmıştır.

Zülkarneyn'in kim olduğu hususu da, çok farklı şekillerde yorumlanmıştır. Bilindiği gibi Zülkarneyn kelimesi onun esas adı değil, lakabıdır. Onun esas adı hakkında değişik görüşler ileri sürülmüştür. Birçok kişi, onun Büyük İskender (M.Ö 356-323) olduğunu iddia etmiştir. Fakat Kur'ân'da söz konusu olan Zülkarneyn ile Büyük İskender'in vasıfları birbirini tutmamaktadır. Zülkarneyn, Allah'a inanan, dürüst bir hayat süren ve peygamber olduğu bile ileri sürülen bir kişidir. Büyük İskender ise, tek tanrı inancından uzak, girdiği şehirleri yerle bir edecek kadar zalimve barbar bir insandı.



Zülkarneyn'in adı Kur'ân'da üç âyette geçmektedir:

"(Ey Muhammed), sana Zülkar neyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım. Biz yer yüzünde onun için sağlam bir mekan ve orada istediği gibi hareket edeceği yönetim hürriyeti hazırladık ve kendisine (muhtaç olduğu) her şeyden bir sebep verdik (ulaşmak istediği herşeye ulaşmanın yolunu, aracını verdik). O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu. Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca, onu, kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir kavim buldu. Dedik ki: Ey Zülkarneyn, (onlara) ya azab edersin veya kendilerine güzel davranırsın (onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın). Dedi: Kim haksızlık ederse, ona azap edeceğiz) sonra o, Rabb'ine döndürülecektir. O da ona görülmemiş bir azab edecektir. Fakat inanıp iyi iş yapan kimseye de en güzel mükâfat vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz (kolay işler yapmasını emrederiz, zor işlere koşmayız onu). Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu, öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlara güneşin önünden (korunacak) bir siper yapmamıştık. İşte (Zülkarneyn) böyle (yüksek bir mevkie ve hükümranlığa sahip) idi. Onun yanında (daha) nice (hükümranlık) bilgisi (tecrübesi ve vasıtası) bulunduğu biz biliyorduk. Sonra yine bir yol tuttu. Nihâyet iki sed arasına ulaşınca, onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: Ey Zülkarneyn, Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi? Dedi ki: Rabb'imin beni içinde bulundurduğu (mal ve mülk, sizin vereceğinizden) daha hayırlıdır. Siz bana insan gücüyle yardım edin de, sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım. Bana demir kütleleri getirin. (Zülkarneyn) iki dağın arasını (demir kütleleriyle doldurup dağlarla) aynı seviyeye getirince, üfleyin dedi. Nihâyet o demir kütlelerini bir ateş haline koyduğu zaman; getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim, dedi. Artık (Ye'cuc ve Me'cuc) onu ne aşabildiler ne de delebildiler. (Zülkarneyn) dedi: Bu, Rabb'imden (kullarına) bir rahmettir. Rabb'imin va'di ge(lip Ye'cuc ve Me'cuc'un çıkması, yahut kıyametin kopması gerek)diği zaman, onu yerle bir eder. Şüphesiz, Rabb'imin va'di gerçektir" (el-Kehf, 18/83-98).

Bazı alimlerin rivayetine göre, Yahudilerden birkaç kişi, Hz. Muhammed (s.a.s)'e gelerek Zülkarneyn'in kim olduğunu sormuşlar. Bunun üzerine bu âyetler nazil olmuştur (en-Nisâburî, Esbâbu'n-Nuzûl, Mısır 1968, 75).

Diğer bir rivayette ise, Mekkeliler kitap ehli olan Yahudilere adam gönderip Hz. Muhammed (s.a.s)'i çetin bir sınavdan geçirmek için, birkaç soru hazırlayıp göndermelerini istemişlerdi. Onlarda şu üç şeyden sormalarını tavsiye etmişler: Ruh, Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn Bunun üzerine ilgili âyetler inmiştir (et-Taberî, Camiu'l-Beyân, Mısır 1373, XVI, 7).

Yukarıda meâli sunulan âyetlere göre, Zülkarneyn'in bazı özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür. Zülkarneyn, üstün yeteneklere, geniş kudret ve imkanlara sahipti. Bilgili, kültürlü, dünya coğrafyasının önemli bir kısmını bilen ve ilâhî yardıma mazhar olan bir kişiydi. Zalimlere hadlerini bildiren, onları cezalandıran, ahiret gününe kesin bir şekilde imân eden, ona göre hareket eden ve iyi ahlaklı dindar toplumları himâye eden bir zattı.

Zülkarneyn, Hakk'a karşı teslimiyet gösterir, her şeyi ilâhî emrin istikâmetine çevirmeye çalışırdı.

Hz. Ali'ye göre Zülkarneyn ne bir nebi, ne dg bir kraldı. Fakat Allah'ın salih bir kulu idi. Allah onu sevmiş ve o da Allah'ı sevmişti (İbn İshâk, Kitabu'l-Mübtedâ ve'l-Meb'as ve'l-Meğazî, thk. Muhammed Hamidullah, Mağrib 1976, 185).

İsmini duyduğunuz kimselerden yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mümin ikisi kâfir idi.Mümin olan ikisi Zülkarneyn il Süleymân (aleyhisselâm) idi. Kâfir olan ikisi de Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak yeryüzüne benim evlâdımdan biri yâni Mehdi mâlik olacaktır.


Tabiki bazi Alimlere göre Hz.Zül-Karneyn büyük Iskender veya eski Iran Imparatoru Hüsrev veyada baska bir imparator ola bilicegi de söyleniyor ama tam gercek bir kaynak olmadan bunlari öne sürmekte dogru olmuyor bize en dogru kaynagi Kurani Kerim vermekdedir ve onun özerinde durmak lazim yoksa her eski tarihde yasayan bir büyük imparator Hz.Zül-Karneyn olabilir asil önemli olan Kurani Kerimde anlatilan Zül-Karneyndir.
Evet bu günkü konumuz Hz.Zül-Karneyn oldu insallah,gönül isderdiki daha vazla anlatayim ama tam gercek manasila Kurandan baska bir rivayet yok Hz.Zül-Karneyn hakkinda.Bizde ona tabi olduk ve konu cok dagitmadan anlatmaya calistim insallah
baska kunular hakkindada insallah baska bir zamanda anlatiriz insallah,saygilarimla selamlar
selamün aleyküm,Zül-Karneyn

Okudunuğunuz yazı toplam 1091 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

20 Kasım 2009 Cuma 23:23:50
Nuh aleyhisselamın oğlu Yafes’den gelen
Peygamber veya nebi diye dillendirilen

Bazı kaynaklar onu İskender diye sandı
Nuşirevan-ı Adil diye bazısı andı

Zülkarneyn ismi değil, O zatın lakabıydı
İran kralı Kisra (Hüsrev) olduğu sanılırdı

Bazı kaynaklar der ki İbrahim zamanında
Hacca gitti Zülkarneyn (A.S.) İbrahim’in (A.S.) yanında

Teyzesinin oğluydu Hızır aleyhisselam
Hem Hızırı (A.S.) yapmıştı ordusuna kumandan

Yecüc ve mecüc kavmi zulmeder insanlara
Zülkarneyn (A.S.) bir set yaptı koruyarak onlara

Hakim oldu Asya ya ve de tüm Avrupa ya
Hedefi aldı tevhidi insanlara yaymaya

Yalvararak Rabbine istedi güç ve kudret
Dümetül cendelde o ayrıldı insanlardan

Yahudiler Mekke'ye gelerek peygambere
Tevrat’ta ismi geçen peygamberi sordular

Şöyle dediler onlar hep bizden öğrendiğin
Musa (A.S.) İbrahim (A.S.) ile Ademi (A.S.) bildirirsin

Tevrat’ta tek bir yerde adı geçen peygamber
Ondan bize haber ver dediler peygambere

Rabbim kehf suresinde bildirdi hem Resule
Resul cevapla dedi Zülkarneyn (A.S.) dir bu kişi

Ey Muhammed sana Zülkarneyn’in hakkında
Sorulan sorulara de ki size ben ondan

Öğüt ve hatırlama bilgisi vereceğim Kehf:83
Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık

Ulaşmak istediği her konuda yol verdik Kehf:84
Derken o bu yollardan birini tutup gitti Kehf 85

Sonunda o ulaştı güneşin battığı yere
Güneşi batıyor buldu kara bir balçıkta

Orda bir kavim gördü Zülkarneyne dedik
Ey Zülkarneyn bu kavmi ya cezalandırırsın

Ya da onlar hakkında iyiliği seçersin Kehf 86
Dedi kim zulmederse azaplandırırız onu

Sonra da döndürülür o mutlaka Rabbine
Görülmemiş azapla (elbet) cezalandırır Kehf:87

Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. Kehf:89
Nihayet o güneşin vardı doğduğu yere

Güneşten koruyacak bir siperleri yoktu
Güneşin doğduğunu gördü kavmin üzerine Kehf:90

Sonra yine bir yol tuttu Kehf:92 Zülkarneyn
İki dağ arasına nihayet yetişince

Bunların önlerinde hemen hemen hiç bir söz
Anlamayan bir kavim bulmuş idi (orada) Kehf:93

Ey Zülkarneyn dediler, Yeryüzünde bozguncu
Ye’cüc ve me’cüc ile bizimle arasına

Bir set yapman şartıyla sana vergi verelim Kehf:94
Dedi ki hayırlıdır Rabbimin verdikleri

Servet ve saltanatım vereceklerinizden
Bana yardım ediniz siz bana gücünüzle

Sizin ile onların aranıza aşılmaz
Sapasağlam bir engel hemen oluşturayım Kehf:95

Bana getirin dedi demir kütleleri(ni)
Nihayet dağın iki ucu denkleştiğinde

Körükleyin ateşi demir kor olana dek
Bana bakır getirin üzerine bakırı

Eriterek dökeyim. (Kehf:96) Artık ye’cüc ve me’cüc
Onu aşamadılar ve de delemediler Kehf:97

Zülkarneyn bu Rabbimin bir rahmetidir dedi
Vadi gelince Rabbim bunu yerle bir eder

Rabbimin vadi haktır (Kehf:98) dedi elbet Zülkarneyn
Medine ile Şam’ın arasında bulunan

Dümet-ül Cendel diye adlandırılan yerde
Ayrıldı insanlardan kendi yalnız kalarak

Alemlerin Rabbine hem Zülkarneyn
İbadet ve tatla geçirdi zamanını

Teslim etti ruhunu en sevdiği varlığa
Hayatı bir örnekti elbette insanlığa

Rivayet edilir ki yine o civarlarda
Tehame dağı denen bir yere defnedildi

Selam olsun ey nebi sana ve nebilere Selam olsun elbette bu yoldan gidenlere

SİNAN KARAKAŞ

SELAM VE SAYGILARIMLA

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Selamün aleyküm sevgili siir severler ve siir yazarlar bugüngü konumuz .büyük melek ve görevleri insallah,hayirlara vesile olurus insallah. Dört büyük melekten biri. Buna Cibril de denir. Bu tabirle ...
19.11.2009 18:58:33 [ Din ]

EVRENİN VAROLUŞU 20. yüzyılın ortalarına dek hakim olan görüş, evrenin sonsuz boyutlara sahip olduğu, sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da var olacağı şeklindeydi. "Statik (durağan) evren...
25.11.2009 02:20:20 [ Din ]

selamün aleyküm sevgili siir severler, bu günkü konumuz ilk insanin yaradilisi ve nasil basladi onu ele alicagiz insallah. Yüce Kudret sahibi olan Allah icin bu pek kolay bir istir insallah,simdik b...
19.11.2009 16:58:28 [ Din ]

Sevgili siir sevenler ve siir yazarlar,bu günkü konumuz Ewrimin yalanlari ve gelisen olaylarini ele alacagiz insallah,önce bir taniyalim bu teoriyi ortaya atani . isim: Charles Darwin dogum yeri: i...
19.11.2009 08:48:02 [ Yaşam ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.