"ruhu yorgun bir seyyahım, cenneti ararken kül olmuşum.."
kayıp olan her şey bir düşte gizlidir ve düşler, hafızasıdır uykunun... düşlerime iliştirdiğin iltihapları sökmez bilinen hiçbir ilaç. zaten okunmuş öyküye düşmüşüm; merak etme şimdi ölüp kapında kalmam, ben, seni gördüğüm gün çoktan ölmüşüm...
esresi eksik besmelerle andın adımı, sırf seni görmek için açtığım gözlerimi başkalarının bakışlarında, kirpik uçlarından ateşe verdin... oysa daha yazılmamış bin şiirim vardı. bulgur kemiren uç uç kuşlarım, yaşarım sandığım günlerim vardı; yok sayıldığım, varamadığım, yenilmiş yarınlarım...
"çarşamba pazarında salı günü tezgâh açtın adıma, ilk sorana dileklerime kadar sattın beni."
incecik yağmurlar, koca koca bulutlarda saklanırken; söylenmiş yalanlar, "seviyorum" örgüsüyle aklanırken; düştüğüm hastalığın çaresi adınken, yapraklarını dökmek yerine dallarını kırdın kalbimde... sen diye yeşillenen ormanlarımın.
oysa!
neyse... söz duymaz kulaklara, söz edecek dudak kalmadı ısırmaktan. yutkunuma yumru ettiğin nefesimi son nefesim kabul edeceğim. daha ne kadar yaşarım, yaşatan bilir. olur da sorulursa: bugün öldüm, diyeceğim...
İsmail Yılmaz
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
yakmaya çalıştığım ateşin altına üflemek kadar zor seninle beraber olmak ve yanmayan sobaya odun atmak kadar kolay..