"Katiller, saçlarını savurarak gittiği enkaza, saçlarını yola yola geri gelir... Çürümüş kemiklerimden saray inşa edip cennete hediye edeceğim. Nasılsa orada yeri yok, İmanım var..."
O kadar acı çekerim ki âfâkı sarar, Gökten yağmur yerine kanım yağar. Ama sen onu bile “Kırmızı kar yağıyor.” sanırsın. Çalıntı sevap getirenleri, Yaktığın ciğerimin ateşinde ısıtırsın...
Tercümesiz suskunluklarım var benim. Nereye ertelendiği belli olmayan hayallerim, “Boşu boşuna.” demenin bile Boş olduğu üzüntülerim, Hediye edilmiş kimsesizliklerim var.
Yaralı balıklara merhem sürülmez oysa ki. Elinde hançerle dolanma gölgelerde. Çağırsan, dayarım yine sırtımı; Dökerim rüyalarımı boylu boyunca. Ne de olsa atarsın beni Düşülmüş uçurumlara...
Davetsiz misafirlerin suç mahalli gönlüm. Göçebe musallalara uzanıp “Keşke”ler okutuyor cenazesinde. Göz harelerine düşürdüğüm gözlerimi Getirmediler geri... Ya dirildiğimde Tekrar göremezsem seni..?
Şiirin başlangıcında bulunan efsane sözlerin değerli sahibi Selim Yılmaz’a (sence35) çok teşekkür ederim...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
yakmaya çalıştığım ateşin altına üflemek kadar zor seninle beraber olmak ve yanmayan sobaya odun atmak kadar kolay..