Gökyüzüne davetsiz gelen yıldız, Eksik doğan geceleri aydınlatır. İsyanlar başlar göz pınarlarımda, Bir masal anlatır bakışın... Bir bilsen, Beni nasıl ben eder yakışın...
Yüzümdeki çizgilere kanlı türküler iliştirdiler. Sırtımdan vuranlar yüzümü tokatlar artık. Bir senin yüzün beyaz, Bir senin sesin berrak. Saçlarının müebbedine hüküm giydim, Endamınla çevirdim dört bir yanımı. Görün! Ufuklardan ufuk beğensin gözlerim, Seni anlatmaya Bu yaşta yetmiyor sözlerim.
Fütursuz vuslat yeminleri ! Evveli yarınlara ertelenmiş hayırlar, İmdatlardan imdat beğen, "İlk ben gördüm!" teraneleri... Yanılgısı yenilgi olmuş sevdalar... Bak, Ben buralardan geliyorum. Parmak uçlarına gizlediğin incilerin nerede? Göster avcundaki defineleri, Ruhum teslim etsin sana yazılmış, Sen diye and içilen kaderi...
Bakma bana diyeceğim, Bir sen bak istiyorum. Mahşerimi içip damla damla, Yükleniyorum kendimden dışarı. Uyumak istiyorum, Saç uçlarındaki salıncaklarda. Erisem mi, kül mü olsam bilemedim, Seni sevmekten başka bir şey dilemedim...
"Nöbetini bekleyen kelebekleri Rüzgarlar çağırdı gökkuşaklarına. Söyle, iki kere iki ne diyorsan o etsin... Nasıl olsa bu yürekte teksin..."
İsmail Yılmaz
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
yakmaya çalıştığım ateşin altına üflemek kadar zor seninle beraber olmak ve yanmayan sobaya odun atmak kadar kolay..