Bir ömür gözlerinde kendimden iz aradım Ne çok yanılmışım, gözlerin de faniymiş Kaşların hep çatık, ellerin bana yumruk Oysa eller de bir gün toprağa karışırmış
Dudaklarında aradığım sevdan Zamanın rüzgârında savrulan bir yaprakmış Her gülüş, bir ebediyet sanısı; Oysa hakikat başka, aşk başkaymış
Şiirlerden saraylar inşa ettim adına Her mısrada yeniden büyüttüm seni Ama saraylar yıkıldı, cümleler sustu Yalnızlığımda öğrendim: Beşerî aşk, nihayetinde bir yanılgıymış
Ey Rahman, Kalbimi yitirdim, Yitirdiğim yerde seni buldum Şimdi o enkazın altından ellerimi uzatıyorum Beni senin aşkınla dirilt; Zira sevgin sonsuz, bağışın eşsizdir
Karanlıkla aydınlık arasındayım Her adım bir tövbe, her nefes bir yakarış Ey sonsuz rahmetin sahibi, Tufanın dalgalarında yitip giden Nuh’un kavmi gibi Ben de kendi tufanımda boğuluyorum.
Gökyüzü bir sır, Yıldızlar suskun; Her biri birer şahit günahlarıma Ve sen, ey bağışlayan, Yüreğimdeki pişmanlığı duyuyor musun?
Ad kavminin kuleleri çökmüş yerle bir Kibirle yükselen her şey, rahmetinle eğilir Semud’un taşlara işlediği gurur, Kendi gölgesinde boğulur. Ey Kadir olan, Kibirlerimizi kül eyle; Toprağa dönüşün huzurunu ver bize.
Ey Musa’nın asasına keskinlik veren kudret Sen ki denizi yarıp kölelere yol açtın. Firavun’un sarayları suya gömüldü Ama zalimlerin kibri hâlâ yüreklerde gizli. Bize adaletinle uyanışı öğret, Ey Adil, bize hakikatin yolunu çiz.
Hacer’in susuzluğundayım şimdi, Safa ile Merve arasında adımlarım titrek Ellerim boş, gözlerim buğulu, Zemzem gibi bir damla rahmet arıyorum Ey Rahman, Kuru toprağımı yeşert; Beni yeniden yarat.
Kuruyan dudaklarda dualar var Her adımda sabır, her adımda teslimiyet Hacer’in ayak izlerini takip ediyorum Ey sonsuz rahmetin kapısı, Sen ki bir annenin duasını bir kaynağa dönüştürdün Bizi de rahmetinle canlandır.
Ne zaman secdeye dursam, Kudüs’ün taşlarında yankılanır dualarım İbrahim’in ateşi gözlerimde bir kor Musa’nın asası yüreğimde bir umut Ey Kadir, Gözyaşlarımı kabul eyle; Bu kalbin yükünü hafiflet.
Kabe’nin örtüsüne dokunuyor ellerim Ama içimdeki karanlık, aydınlığın eşiğinde bekliyor. Ey Malik, Günahlarımı affet, Bu çaresiz kulunu rahmetinle kucakla.
Zamanın dilinden dökülen bir fısıltıyım Adem’den beri tekrar eden bir yankı Ey Vedud, Sevginle mühürle beni; Sensiz yüreğim taş, yollarım çöl...
Her fırtına Nuh’un çığlığını taşır Her yağmur tufanın izlerini siler Ama günah, Ruhumda bir iz bırakır Ey Gafur, Affınla sil beni; Yeni bir sayfa aç, bembeyaz bir dünya kur içimde
Ve sonunda, Ey Aziz, Gözlerimi kapattığımda, Adını anarak vermek istiyorum son nefesimi Sonsuzluğun kapılarında, Beni affınla karşıla.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.