9 Aralık 2019 Pazartesi
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  imgeci sosyalist şiir
http://blog.edebiyatdefteri.com/imgeci-sosyalist-siir/oku/2301/siirin-konsomatrisleri 

 • Hakkımda


imgeci sosyalist şiir

 • Yazdığım Diğer Konular
Yaşam (1)
Kültür-Sanat (3)


 
ŞİİRİN KONSOMATRİSLERİ
2.8.2009 06:35:42  [ Kültür-Sanat ]

ŞİİRİN KONSOMATRİSLERİ

(Şair Oligarşisinin Yerel İzdüşümü)



Şiir ile şair arasındaki ilişki, pek çok boyutuyla irdelenebilir: Özne-nesne ilişkisi, mülkiyet ilişkisi, ontolojik bağlam ilişkisi…Biz, bu yazıda, şairin yaşam pratiği ile şiirin ilişkisi bağlamında, şiir üzerinden erk elde etmek için çırpınan şair oligarşisini çözümlemeye çalışacağız.

Şair, şiir yazarak kendini gerçekleştirir; ontolojik bir anlam kazanarak kendini sürekli yeniden üretir.Küçük burjuva şairlerini ve gerici şairleri bir kenara koyarsak, toplumcu (sosyalist) şairin şiir yazmasında bundan öte amaçlar olmalıdır.

Nesnel gerçekliğin, şairin imgeleminde dönüştürülerek öznel olarak dışsallaştırılması olan şiir, toplumcu şairin kendisiyle beraber toplumu dönüştürmek için bir araçtır. Toplumcu şair, toplumun bilinç düzeyini ve estetik algı seviyesini arttırmak ve sınıf bilincini yaymak durumundadır. Bunu yaparken, didaktizmin tuzaklarına karşı uyanık olmalı ve şiirin politik bir araç olduğu kadar estetik bir amaç olduğu gerçeğini ıskalamamalıdır.


Toplumcu şair, devletin sönümlendiği komünist dünyayı hedefler ve bu yolda çabalar. Devlet denilen aygıt, egemen sınıfın emekçi sınıf üzerinde erk elde etmek için kullandığı bir baskı aracı olduğuna göre, devletin sönümlendiği, bireyler arasında hiyerarşik bir yapının olmadığı sınıfsız dünyayı hedefleyen toplumcu şairin, şiir üzerinden bireysel erk elde etmek gibi bir derdi olamaz,olmamalıdır. Çünkü erk elde etmek, ötekini ast durumuna getirmek demektir. Toplumcu şairin şiir üzerinden bireysel erk elde etmeyi amaçlaması, her şeyden önce ideolojik yapısıyla çelişmesi demektir.


Toplumcu şairin erk bağlamındaki talebi, kendi sınıfı proletaryanın burjuvaziye egemenliği ve sonrasında sınıfsız topluma geçmek amacı doğrultusunda, toplumcu şiirin (günümüzde toplumcu şiirin evrildiği imgeci toplumcu şiirin), küçük burjuva şiiri ve gerici şiir karşısında baskın olup okur potansiyelini arttırmak yönünde olabilir,olmalıdır. Ve/ama toplumcu şairin şiir üzerinden bireysel erk elde etmek amacında olması, Marksizmi içselleştirip yaşam pratiğine dökememiş, solculuğu da şairliği de bir etiket olarak gören sığ(ır) şahısların işidir…


Bu açımlamadan sonra gelelim şiirin konsomatrislerine…Aslında şiirin taşrası yoktur. Her ne kadar kültürel etkinliklerin niceliksel yoğunluğu, belirli büyük kentlerde toplanmış olsa da, pekala küçük bir kentimizden, şiirimizin gündemini belirleyen dergiler çıkabildiği gibi çok nitelikli şairler de çıkabilir, çıkmaktadır. Ve/ama küçük kentlerde, şairlerin niceliksel yapısı gereği, yani ulusal çapta tanınan ve şiirimizde kendine yer edinmiş şairlerin sayıca azlığı nedeniyle, kentin en tanınmış şairi etrafında, sarmal bir yapı içeren bir erk mücadelesi vardır.


Bu sarmal yapının merkezindeki ulusal çapta tanınan şair, yerel gündemde çeşitli ünvanlarla bol bol pohpohlanır. Ne de olsa koyunun olmadığı yerde keçi abdürrahman çelebidir… Bir de bu şairin yardakçıları vardır. Yani bu şaire yakın durarak kendilerini önemli saymaya çalışan şair müsvetteleri.


Bunlar, ulusal çapta tanınan şaire yağ çekerek onunla birlikte oligarşik bir yapı oluştururlar. O şaire yaltaklanarak, onun nüfuzu üzerinden çeşitli yayınevlerinden uyduruk kitaplarını yayımlatırlar. Yerel gazetelerde şair kimliği ile berbat köşe yazıları yazıp dandik sanat sayfaları düzenlerler. Daha da ötesi, bu oligarşik yapıdakiler, iki kadeh teklif eden heryere gidip uyduruk şiir dinletileri verirler.Bunlar rakının yanına iyi meze olurlar.


Şiir üzerine iki tümce edebilecek kadar kuramsal birikimleri olmadığı, manzumeyle şiirin farkını dahi bilmeyip ucuz manzumelerini şiir diye yayımlatma gafletinde bulundukları halde, şiirin rantını tepe tepe yerler. Çünkü onlar için şiir, konformist beklentilerinin aracıdır. Boyaları dökülen şair maskelerinin ardında, mikro iktidar elde ederek yerel yapının maddi ve manevi kaynaklarını sömürmektir asıl amaçları. İki kadeh beleş rakı içmek ve kof ünvanların arkasına sığınıp yerel gazetelerde masa kapmaktır dertleri. Sonra bir de hiç utanmadan “toplumcu şairim” demezler mi…


Şiir üzerinden elde ettikleri erkin sembolü, yakalarındaki şair rozetidir. Her ne kadar alınlarında “eşek” yazsa da, bu rozetle kendilerini toplumun üzerinde görürler. Ne de olsa rozetleri onlara düşledikleri pek çok küçük kapıyı açmaktadır.


Bunlar, kentte şiir adına nitelikli bir çıkış görünce hemen tedirginliğe kapılırlar. Oligarşik yapıları, yok sayma taktiği ile savunmaya geçer. Çünkü zavallı var oluşları, bu uyduruk erk üzerindendir ve maskeleri düşünce ortaya kocaman bir hiç çıkacağını çok iyi bilirler.


Onlar, şiirin konsomatrisleridir. İki kadeh rakı ve ayaklarına kadar gidip onları alacak araba vaat ederseniz oturma odanızda size de şiir dinletisi verirler.




SERKAN ENGİN


Şehir Dergisi Kasım 2006

YKY 2006 Şiir Yıllığı

Güney Dergisi Sayı 41 2007

Karalama Dergisi Ocak 2008

Okudunuğunuz yazı toplam 649 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

2 Ağustos 2009 Pazar 23:59:27
Abi sen gene eşini dinle:) "Had bilmek" benim resim yapmamam, sanırım senin de şiir yazmaman olacak:)
2 Ağustos 2009 Pazar 15:20:59
Dost, Serkan Engin.Acemiliğimi bağışla. Yanlış düğmeye basmışım. İkinci Baskı oldu.
KONSOMATRİS; Terimin ne derece "Herkesin Kadını" ile ilşkisi olduğunu bilemiyorum. 35 Yıldır Türkçem'den uzağım.O Zamanlar bile "O Taraklarda Bezim" yoktu, zaten. Yani Şiirden bahsediyorum. Ressam idim, hemde Aydın cinsinden. Biraz "ileri gittin, Dostum" gibi geliyor bana. Hani, Atatürk'ün Yakın Çevresinden biri; Birgün, Bigiçlik yapıp, Bilgi vermek istemiş O'na;
"- Git Bre Adam biraz ileri, düşüneyim!" olmuş Cevap. On Gün sonra da gelmiş Telgraf;
"- Paşam! Erzurum'dayım. Daha da mı gideyim?" Fıkra bu. "Kıssa" sının kime ait olduğu bilinmez, amma "Hisse" si bizim'dir!. Haddin'i bilmenin de "Ölçü"sü vardı eskiden;"Yargı'nın ve de Övgü'nün" olacağı gibi. Gelelim senin Şiirlerine...Onları arayıp-bulmadan önce(Haddimi azcık aşarak) bir Atasözü ileteyim sana; "iyi Rol yapamayan Oyuuncu, Tiyatro Eliştirmeni olur" derlerdi, vaktin bir Zamanında, ben Sahne'de Ekmeğimi kazanmaya çabalarken.
Biraz "İleri gittik!" gibi geliyor bana.Her ikimizde Terim' lerimiz de. Ne desin?
Şimdi;
Bana birde "Şiir" yazdırdın, Üstad!
"Yeminliydim" ya,
"Gönüllü" imişim meğer,
Yemini bozmaya.
Gelelim sana;
KONSOMATRIS'miyim ben, acaba?
Başkaları; Neden? Niçin? Kime? Niye?
diye sorarken,
Bani ise dürter "Biri".
Katip olur Kalemim,
heycanlandırır,
yazdırılırım.
"- A,a! Şiir olmuş, bak!" Eşim kızar;
"- Yine, iyi Sıhhate olsunlar!"

Hoşçakal.
Dostun Kara Zurna
2 Ağustos 2009 Pazar 14:29:31
Sevg

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

1-Clown Club'ın birinci kuralı Clown Club hakkında herkesle konuşmaktır. 2- Kapitalizmin kendine , doğaya ve topluma yabancılaştırdığı bireyin en anarko-eylemlerinden biri gülmek ve güldürmek...
5.8.2009 04:59:01 [ Yaşam ]

Emektar Daktilo Şiir Bülteni, kaos ve yozluk içindeki şiir camiasının üstüne kızıl bir yumruk gibi insin diye çıkartılmak istenmiştir. Şeyh-mürit yaltaklanmaları ve ahbap-çavuş ilişkileriyle ve el alt...
12.8.2009 12:15:59 [ Kültür-Sanat ]

İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu 1- Ne kendi üstüne kapanan, bulanık imgelerin tuzakları ne didaktizme kurban olmuş kuru dizeler yumağı... 2- Toplumcu şiir bir dönüm noktasındadır: Meydan ...
3.8.2009 22:41:33 [ Kültür-Sanat ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.