9 Aralık 2019 Pazartesi
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  DemAN
http://blog.edebiyatdefteri.com/deman/oku/4157/omer-ibn-el-ruzaz-eb-ul-iz-el-cezeri--(1136-1206) 

 • Hakkımda


DemAN

 • Yazdığım Diğer Konular
Bilim (3)
Doğa (1)
Yaşam (8)
Haber (7)
İlişkiler (1)
İş Yaşamı (1)
Kültür-Sanat (6)
Teknoloji (1)
Hayvanlar (2)
Günlük (2)


 
Ömer İbn-el Rüzaz Eb-ül İz El Cezeri (1136-1206)
8.2.2012 15:00:50  [ Bilim ]

Ömer İbn-el Rüzaz Eb-ül İz El Cezeri (1136-1206)

DÜNKÜ DİYARBAKIR VE EB-ÜL İZ EL CEZERİ



Ömer İbn-el Rüzaz Eb-ül İz El Cezeri (1136-1206)

Muhteşem Mucidimiz Ömer İbn-el Rüzaz Eb-ül İz El Cezeri kimdir ? hayatı ile ilgili olarak bazı bilgileri sizlere sunduktan sonra; Dünkü Diyarbakır ve Eb-ül iz El-Cezeri’nin ile bugün kullandığımız Bilim ve teknolojinin temelini oluşturan ve insanlığa armağan ettiği muhteşem Eserlerini sizlerle paylaşarak değerlerimize sahip çıkmamanın verdiği acıyı hissederek bundan sonra Değerlerimize sahip çıkma bilincinin oluşması için bu muhteşem Kürt Bilim İnsanını tanıyalım isterseniz.

Eb-ül iz El-Cezeri Kimdir? El-Cezeri, çağımızdan yüzlerce yıl önce keskin zekâsı ile elektrik kullanmadan sadece su ve mekanik parçalarla çalışan makineler yapmış ve günlük hayata geçirmiş olağanüstü bir Kürt bilim insanıdır. Tam ismi, Cizreli Ebul-iz (Ebû’l İz İbni İsmail İbni Rezzaz El Cezerî ) ya da Avrupa’nın bildiği ismiyle El-Cezeri / al-Jazari ( Ibn Ismail ibn al-Razzaz al-Jazari Arapça: أَبُو اَلْعِزِ بْنُ إسْماعِيلِ بْنُ الرِّزاز) olan bu mucit bundan 800 küsur yıl önce (1136-1206) yılları arasında yaşadı. Artuklular zamanından bahsediyoruz. Bu inanılmaz öykünün tek kanıtı yüzyıllara dayanmış ve müthiş icatların resimleriyle dolu orijinal kitabın el yazması kopyaları.

Her zamanki gibi biz kendi bilim adamımızı tanımazken yurtdışında bilimsel kürsülerde ve tüm bilgisayar / sibernetik kitaplarında su mekaniği referanslarda yer alıyor. Tarih bize neler söylüyor? Artukoğulları Güneydoğu Anadoluyu fethederler. Şimdiki Cizre’de buluşlar yapan Abdülaziz İsmail bin Razzaz başkent Diyarbakır’a çağrılır. Yirmibeş yıl boyunca üretir ve üretir. Hükümdarların büyük takdirini toplar ve hükümdar (Eb’ül Feth Mahmut İbn-i Mahmet İbn-i Karaaslan) tarafından bu kitabı yazmakla görevlendirilir.

Verimli hayatının büyük başarılarına karşın son derece alçakgönüllü bir üslubu olan Eb-ül-iz 1183 yılında başlayıp 25 yıl süren icatlar kataloğunu o zamanlar resmi dil olan Arapça ile yazar. Bu kitabın üç nüshası kütüphanelerimizde 800 yıl durur ama bir kişi çıkıp uygulayıp teknoloji çağına hem bizim hem dünyanın belki 500 yıl önce girmesini sağlayamaz. Geçte olsa Avrupalılar tarafından yinede bizden önce keşfedilir. Otomatik Makineler tarihinde “Çağın Doruğuna Erişmiş Büyük Mühendis İbni Razzaz Cesari adıyla saygıyla anılır.

Neden buluşları bu kadar önemlidir? İlk olarak mekanizmalar zamanının çok ötesindedirler. Enerji kaynağı, yönetim mekanizması ve feedback (geri besleme) sistemlerinin tümünün su, buhar gücü ve havanın itiş gücü ile yapılmış olması mucize gibidir. Üstelik tüm buluşlar insanımsı, estetik değerlere sahiptir. Ayrıca buluşları hayal ürünü değildir. Alman Profesörü Widemann tarafından tekrar üretilip çalıştırılmışlardır. (Erlangen Üniversitesi) Çağın Harika Bilgini ( Bedi-ül Zaman Abdulaziz İbn-i al-Razzaz al Cesari. evet bu eski isimler gerçekten çok uzun) lakaplı Eb-ül-iz ‘in kitabının kendisi kayıptır ama kopyaları, Topkapı Sarayı Üçüncü Ahmet Kütüphanesi (iki elyazması) ile Ayasofya Kütüphanesinde bulunur. (66 sayfası neyin değerli olduğunu anlayanlar tarafından çalınmış olarak) Daha sonra Kültür Bakanlığı bu kopyadan “Olağanüstü Mekanik Araçların Bilgisi Hakkında Kitap” adında 3000 adet tıpkı basım kitap basmıştır. (ISBN 975-17-0698-X Kültür Bakanlığı - 1990). Kitabın Türkçe çevirisi ise Sevim Tekeli tarafından hazırlanarak Türk Tarih Kurumu Yayınları başlığında 9751614473 numara ile basıldı.

Şehrimiz Diyarbakır’ı AMED’i anlatmaya kalkışınca ilk akla gelen surları, 33 medeniyete ve Mezopotamya’ya başkentlik yapmış medeniyetlerin, kültür, sanat ve tarihin başkenti diye hemen sıralarız. Evet, ispatını da meşhur, arkeologların duayeni Prof.Dr. Albert GABRİBEL’in tanımıyla “Tek başına açık hava müzesi diyebiliriz” dediği, surlarımızın bazalt taşlarındaki yazıtlarında, kitabelerinde ve sayısız kabartma ve figürlerinde bulabiliriz.

Medeniyetlerin başkenti olan şehrimizde bundan 1000 yıl öncesinde 1.040.000 (Bir milyon Kırk bin) kitabın olduğu, sayısız ilim ve bilim adamları, şairler, yazarlar, fikir adamlarının Bu günkü Ulu camii bitişiğinde bulunan Mesudiye ve Zinciriye medreselerinde yetiştiği bilinmektedir.

Şüphesiz bizim için saydığımız sayısız ilim ve bilim adamları, şairler, yazarlar ve fikir adamlarının her birinin yeri önemi ayrıdır. İlimde, bilimde, sanatta, edebiyatta, kültürde, Mervanlılarla, Selçuklularla, Eyyubilerle, Artuklularla en görkemli dönemini yaşayan Diyarbakır'da yaşayan bir dahi, bilim adamı, bir mucit Ömer İbn-el Rüzaz Eb-ül İz El Cezeri’nin (1136-1206) yeri bambaşkadır.

Çünkü bundan 830 yıl önce yaptığı, mekanik robotlar tarihin her döneminde, büyük medeniyetlere sahip olmuş AMED, (Diyarbakır), aynı zamanda dünyada ilk robotun imal edildiği ve kullanıldığı yer olma özelliğinde almıştır. Bahsettiğimiz dönemlerde Avrupa’da karanlık dönemlerini yaşıyor. Mucitler, fikir adamları Engizisyon Mahkemeleri'nin kararlarıyla aforoz ediliyorlar ve Avrupa tam bir bağnazlık döneminde iken şehrimizde bundan 830 yıl önce 1180'li yıllarda İçkale'de, cam mozaik ve Diyarbakır çinileriyle süslü görkemli sarayında oturan Artuklu hükümdarı Eb-ül Feth Nasr-üddin Mahmud Bini Mehmed Bini Karaaslan, devrin büyük ustalarından, saray mühendisi Ömer İbn-el Rüzaz Eb-ül İz El Cezeri’ye yaptırdığı robotları kullanıyordu.

1186 yılında “Kitab-ül Cami-i Beyn-El İlm-i Ve-l Amel En-nafi-i fi sinaat-il hiyel” yani (Bütün ilimler ve sanatlar içindeki faydalı mekanik bilgiler kitabı) adlı eserinde toplayan dahi bilgin Eb-ül İz El Cezeri günümüzde “Dünyanın ilk ve en eski sibernetik bilgini, ayrıca da makine mühendisliğinin piri” olarak sayılır ve anılır. Makine, mekanik ve elektronik beynin dünyada doğduğu yer, Türkiye'de Diyarbakır'dır, 1180'li yıllarda KARAARSLAN ahfadından Artukoğulları'nın saraylarında hayat tamamen otomasyona dönüşmüştür. Sarayın salonlarını kaloriferler ısıtır, robot insanlar hizmet görürdü.
Artukoğulları hükümdarları akıllara durgunluk veren teknoloji ihtişamıyla geleceğin 2000 yılını yaşıyorlardı. Yirminci Yüzyılın teknolojik buluşlarının büyük bir kısmını o yıllarda egale eden dahi bilgin Ömer Eb-ül İz El Cezeridir. .

Kara Arslan'ın torunu Nasr-üddin Mahmud’un bir düğmeye basınca o devrin giysilerini giymiş robot insanlar davul, zurna, zil ve saz çalarak konukları eğlendirirdi. Sarayın bahçesinde gezinen robot fillerin üzerindeki robot sipahiler borazanla saatin kaç olduğunu haber verirlerdi.
Bahçedeki suni ağaçların dalları arasına gizlenmiş çeşitli kuşlar rüzgâr estikçe öter, etrafı güzel nağmelere boğarlardı.

Saray hazinelerinin kilitleri 28 şifreli olup; Onları bilenden başkası açamazdı...”
Sarayın salonunda, koridorlarında gezinen altın tavus kuşları.
Bahçede gezinen filler. Üzerinde her saat başı öten kuşlarla, güneşin günlük seyrine göre saati, dakikayı, günleri ve ayı gösteren muhteşem çalar saat.
Her salonun ortasında, devridaimle sürekli ve aralıklı su fışkırtan fıskiyeler. Başına dokununca ağzından sıcak veya soğuk su akıtan tavus kuşları.
Hükümdara abdest alması için eline su döken makine.
Bahçedeki havuzda gezinen bir kayık ve içine su dolan kayığı bir yanda boşaltırken bir yandan da borusunu öttürerek yardım çağıran kayıkçı.

Kış günlerinde sarayın geniş salonlarının ısıtılmasında kullanılan içinden sıcak sular geçen bakır radyatörler, yani kalorifer. Ve daha bir sürü makine........

Bizi gururlandıran, heyecanlandıran bu kadar üstün bir zekâya sahip dahi mucidimizin bırakmış olduğu bu muhteşem eserlerin şu anda neden ilimizde değil de neden başka ülkelerde olduğunun hikâyesine bakalım.

Mucidimiz Eb-ül iz El Cezeri’nin ölümünden sonra, Artukoğlu hükümdarlığının sona ermesiyle tam 340 yıl boyunca Diyarbakır kütüphanelerinin tozlu raflarında kalan bu eserler 22 ocak 1517 tarihinde Ridaniye savaşıyla Mısırı fetheden Yavuz Sultan Selim’in dönüşünde Diyarbakır’a uğrar ve bu eserleri tozlu raflardan alarak İstanbul’a Topkapı sarayına götürür ve Arapça yazılan bu muhteşem eserleri Türkçe’ye çevirisini sağlar ama dönemin bilim adamları konu ile hiç ilgilenmez ve 360 yıl boyunca Topkapı sarayının Kütüphanesinde kalır dolaysıyla 700 yıl boyunca tozlu raflarda bırakılan bu muhteşem eserlerin 1876 yılında II.Abdülhamit döneminde, İsviçre'nin İstanbul’daki elçi vekili olarak görev yapan MARTEN adında bir Doğu dilleri ve tarih bilimcisi, bu muhteşem kitabın varlığından haberdar olur.
Sık sık inceleme yapmak bahanesiyle kütüphaneye giden MARTEN, fırsat bulduğunda da Eb-ül İz'in kitabının önemli çizimlerinin yer aldığı 66 sayfayı kopararak cebine koyar ve Avrupa'ya kaçırır. Çalıntı sayfalardan esinlenen Alman Fizik Bilgini Gustav Heinrich Widemann, 1880'li yıllarda Eb-ül İz El Cezeri’nin çizimlerinden yola çıkarak bu robotlardan bazılarını yapar ve çalıştırır. Bu başarı Avrupa bilim dünyasında geniş yankı yapar.
Bilgin Widemann'ın yaptığı bu robotlar halen Almanya'da ERLANGEN Üniversitesi'nde bulunuyor. O yıllarda aynı üniversitede görevli M. Ritter adında bir başka bilgin de kitabın eldeki parçalarının Almanca çevirisini yapar ve Alman sanayicilerinin Bilgisine sunar

Kitabın çalıntı sayfalarının önemli bir bölümü günümüzde Fransa'da, iki sayfası da Amerika'da Metropolitan Müzesi'nin İslam eserleri bölümündedir.

Eb-Ül-İz'in kitabının orijinali ise halen Topkapı Sarayı III. Ahmet Kitaplığı'nda bulunuyor. Ama ne yazık ki eksiğiyle. Bir el yazması kopyası da Ayasofya Kütüphanesindedir.

Bizim bilim adamlarımız tarafından önem verilmeyen tozlu raflarda kalan Sahip çıkılmayan bu muhteşem eserlerin Avrupa’ya kaçırılarak oradaki bilim adamları tarafından bazı robotları çalıştırıp bu bir yeni buluştur.



Bir icattır, bilimde yeni bir çığır açtık diyerek sahiplenmesi ve bu günümüzün bilim ve teknolojisine temel oluşturması. Tıpkı Anne ve Babasından kaçırılan bir çocuğun, kaçırılan tarafından kendi nüfusuna geçirilmesi gibi çok acıdır.

Kaçırılan bu muhteşem şaheserlerin çok gecikmelide olsa doğduğu yer olan Diyarbakır’a getirilmesi ve halen restorasyonu devam eden İçkale’deki Artuklu sarayının bir bölümünde Eb-ül İz El Cezeri Bilim ve Teknoloji Müzesi adı altında sergilenmesinin sağlanması muhteşem mucidimize bir vefa borcunun ödenmesi ve gelecek nesillere aktarılması ile ilimizin turizmi açısından da çok önemli olduğuna inanıyorum,

Bunun için gerekli girişimlerin yapılması gerekir düşüncesindeyim ve bu muhteşem eserlerin sahibi Eb-ül İz El Cezeri’nin adına ilimizde Eb-ül İz El Cezeri Bilim ve Teknoloji Lisesinin açılması ve bu okulda geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitim görmeleri ve bu muhteşem eserlerden esinlenerek nice şah eserler çıkaracaklarına ve nice Eb-ül İz El Cezeri’lerin çıkacağına yürekten inanıyorum, yeter ki bizler geçmişteki hatalara düşmeden değerlerimize sahip çıkalım, önemseyelim ve gelecek nesillerimize sunmak için gerekli özeni gösterelim.







Aydın GÜÇLÜ ATMANOĞLU

01.09.2011

Alıntıdır.


Okudunuğunuz yazı toplam 3465 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

10 Şubat 2012 Cuma 00:12:07
Malesef böyle bir zatı ve yaptıklarını görmezden gelmek kadar gaflet içinde olmaktan başka birşey değildir yaptıkları robut ve şemaları halen istanbul topkapı islam eserleri müzesindedir MEZARI ŞIRNAK /CİZRE' NUH PEYGAMBER CAMİ VE TÜRBESİNİN YANINDADIR

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Hipnoz, yapay hareketlerle meydana getirilen bir ruh halidir. Başlıca karakteri, sadece, bu hal sırasında arzu edilen herhangi bir telkinin yerine getirilmesidir. Bu fikir yavaş yavaş hazırlanıp ortay...
17.10.2009 19:14:52 [ Yaşam ]

Empati veya eşduyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da k...
23.6.2009 12:53:11 [ İlişkiler ]

‘’Benim mutluluğumu kiraya verilerek mi? Baskılara , dayatmalara göz yumarak mı? Törelere boyun eğerek mi? Cenneti bulacakmışım! Ben cehennemi şimdiden yaşıyorum dediklerinizi kabul ederek...
11.12.2008 17:27:57 [ Kültür-Sanat ]

Zincirlenmiş Zamanlar Zincirlenmiş Sözcükler Bütün Yapıtları / Deneme Mehmed Uzun İthaki Yayınları / Çağdaş Dünya Edebiyatı Dizisi Etiket: 10,00 TL NetKitap Ederi: 7,50 TL "Me...
20.4.2010 19:14:59 [ Kültür-Sanat ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.