23 Eylül 2020 Çarşamba
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  Zeki Çavdaroğlu
http://blog.edebiyatdefteri.com/zeki-cavdaroglu/oku/6142/ayasofya--nin-85-senedir--muze--olarak-kullanilmasi;-acikca-mulkiyet-hakki-ihlâlidir--yani;-tapu-kaydi--nin-mulkiyet-sahibi-ve-vasfi--nin---devlet-tarafindan-bir-hak-gasbi---fiilen-degistirilmesinden-dogan-bir-anayasa-ihlâlidir- 

 • Hakkımda


Zeki Çavdaroğlu

 • Yazdığım Diğer Konular
Şehir (1)


 
AYASOFYA' NIN 85 SENEDİR " MÜZE " OLARAK KULLANILMASI; AÇIKÇA MÜLKİYET HAKKI İHLÂLİDİR. YANİ; TAPU KAYDI' NIN MÜLKİYET SAHİBİ VE VASFI' NIN , DEVLET TARAFINDAN BİR HAK GASBI , FİİLEN DEĞİŞTİRİLMESİNDEN DOĞAN BİR ANAYASA İHLÂLİDİR.
25.7.2020 13:41:28  [ Şehir ]

AYASOFYA' NIN 85 SENEDİR " MÜZE " OLARAK KULLANILMASI; AÇIKÇA MÜLKİYET HAKKI İHLÂLİDİR. YANİ; TAPU KAYDI' NIN MÜLKİYET SAHİBİ VE VASFI' NIN , DEVLET TARAFINDAN BİR HAK GASBI , FİİLEN DEĞİŞTİRİLMESİNDEN DOĞAN BİR ANAYASA İHLÂLİDİR.

 Türkiye’ de 1876 tarihinden beri ; Kânun- ı Esasiye  ismi ile başlayıp, daha sonra, 1921’ de Teşkilât- ı Esâsiye Kanunu, Cumhuriyetin kuruluşu ile 24 Mayıs 1924’ te kabul edilen, daha sonra, 27 Mayıs 1961’ de, ondan sonra da 7 Kasım 1982’ de kabul edilen bütün Anayasalarımızın “MÜLKİYET HAKKI” üst başlıklı maddelerinde, mülkiyet hakkının “ kutsallığı ve dokunulmazlığı” na hassasiyetle vurgu yapıldığı görülecektir.

       Bu günlerde, Türkiye olarak,  herhalde kamu oyunu meşgul eden  en önemli gündem; “ Ayasofya Müze olarak mı kalsın; yoksa tekrar Camii olarak mı hizmet versin?” sorusunun cevabıdır.

     Konunun ; Bakanlar Kurulunun 1935’ de tek taraflı bir kararı ile müzeye çevrilen  Ayasofya’ nın, o tarihte yürürlükte olan ve İsviçre Medeni Kanunu’ ndan adapte edilen,  4 Ekim 1926 tarih ve 743 sayılı  Türk Medenî Kanunu’ nun “ Aynî Haklar” bölümündeki ve  yine o tarihte yürürlükte olan, Tapu Sicil Nizamnamesi hükümleri  ve  Tapu Sicili konusunda, anlaşmazlığa düşen Medenî Hukuk Profesörlerinin dahi, görüşüne  müracaat  edip, onun verdiği “ mukteza” ları kabul ettikleri, rahmetli Hocam, Tapu Kadastro Genel Müdürü Galip Esmer Bey’ in, 1060 sayfalık dev eseri, “ MEVZUATIMIZDA GAYRİMENKUL HÜKÜMLERİ” isimli, 1960’ lı yıllarda yazılmış ama, hâlen  bir başka eserle aşılamamış kitabındaki bilgiler  çerçevesinde değerlendirilmesinin  uygun olacağını düşünerek,  bu konuyu inceleme cür’etine giriştim.

        Kadastral işlemleri yapılıp, Tapu kütükleri tanzim edilmiş bir beldede, gayrimenkul  mülkiyetinin, ya da mülkiyetin gayri aynî hakların,  rızâi ya da kazâi olarak el değiştirerek edinilmesinin, tartışmasız tek göstergesi “TAPU SENEDİ” dir. İster özel şahıs veya tüzel kişi, herhangi bir arazi, arsa, yada binaya ilişkin bir tapu senedine sahip ise, onun mülkiyet hakkı,  ancak ve sadece  bunun yine Tapu Sicil Müdürlüğü nezdinde,  karşılıklı rızayı beyân eden bir temlik ile  takrir sonrası  “icap-kabul” ün, ” Resmî senet” e imza ve bunun “ Tapu Kütüğüne” tescil edilmesi ile, hukukî bir değer  kazanır.

          Gayrimenkul  mevzuatında,  yukarıdaki  rızaî işlemlerin dışında,   herhangi bir karşılıklı akdi gerektirmeyecek,  özellikle,  kamu yararı söz konusu olduğunda ,  ilgili idarenin “ istimlâk” hükümleri çerçevesinde,  tescilsiz ve tek taraflı iradesi ile edinebileceği , hususlar da sayılmıştır. Ancak bu işlemlerin dahi, kullanılabilir bir hak haline gelebilmesi için, o gayrimenkulle  ilgili  olarak,  gerekli bedelin, mal sahibi adına,  ilgili bankaya yatırılıp, vergi vb. diğer işlemlerin de yerine getirilip, önceki mülkiyet  hakkı sahibinin de bunu kabulüne dair Tapu’ da yapılacak,  bir  yazılı sözleşme şartı vardır.

         Kaldı ki, tapu senedinde  Ayasofya’ nın vasfı  hâla AYASOFYA CAMİİ ŞERİFİ olarak kayıtlıdır.

         Her hangi bir sade vatandaş dahi, kendi adına  tapuda “ mesken” olarak  kayıtlı  binasını “ işyeri “ olarak kullanamazken,  Ayasofyanın müze olarak  kullanılması da, affedilemeyecek, bir göz yumma, bir idare-i maslahatıdır.

         Ayasofya’ nın, “ müze “ yapılmasında  böyle bir prosedür uygulanmış mı ? Göremiyoruz.

         Aksine, sanki  ülkede bir Anayasa,  Medenî Kanun, Tapu Sicil Mevzuatı vd. hukuki metinler  ile diğer hukukî  teminatlar yokmuş da,  feodal bir yapı hüküm sürercesine, 1935  yılında Bakanlar Kurulu’ nun,  birkaç cümlelik tezkeresi ve sonunda  “böyle oluna “ buyurganlığı ile  yaptığı tasarrufun, hiçbir hukukî dayanağının olmadığı,  gün gibi ortadadır.

        Bu sebeple,  Ayasofya’ da  Devlet’ in, 85 senedir, Kültür Bakanlığı eliyle kullandığı  intifa ve işletme hakkı, her türlü  hukukî dayanaktan yoksun ve  tamamen fuzulî işgal  mahiyetindedir.

       Ayasofya’ nın Tapu maliki vakfın tüzel kişiliği, hâlen  mevcut  ve ayrıca Kapalıçarşı’ nın da maliki ve tasarruf sahibidir.

      Vakıf Mütevelli Heyeti’ nin hâlen bu durumu  kabullenmesi de , görev ihmali addedilecek  bir kayıtsızlıktır.

      Onların, bu gün 85 yıllık bu mülkiyet gaspına, onca yıllık işgalin,  gecikme bedelleri ile , müzenin günlük giriş bedellerini baz alarak toplam ecrimisil bedelini  taleb ederek , Kültür Bakanlığı aleyhine davâ açması mevcut kanunlarımızın öngördüğü en tabii haktır.

Aslında bu işin çözüm yeri, bu günkü mer’ i kanunlara göre Danıştay vd. yargı kurumları değildir.

       Bu gün,  şahsen benim, tapu ile sahip olduğum,  Sultanahmet Meydanında  4 m2. lik bir büfemi, bir gün devlet bir kararname ile, benim değil rızamı almak,  tebligat bile yapmadan ve   hiçbir bedel ödemeden, meselâ onu “Turizm Danışma Bürosu” yaptığını ferman eylese idi, İstanbul Valiliği’ ne , bir dilekçe ile müracaat ederdim ve talebim şu olurdu :

       “ 4.12.1984 tarihli, 3091 sayılı, TAŞINMAZ MAL ZİLYEDLİĞİNE YAPILAN TECAVÜZLERİN ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN uyarınca,  tapu senedi ile kayden maliki bulunduğum  gayrimenkulümün üzerindeki fuz’ulî işgalin kaldırılıp, tekrar tasarrufuma iadesi hususunda gereğini arz ederim.

        Saygılarımla…"

 

Salih Zeki Çavdaroğlu

11 Haziran 2020

Okudunuğunuz yazı toplam 95 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

29 Temmuz 2020 Çarşamba 10:34:51
Degerli kardeşim vakıf devletin üstünde degildir devlet varsa vakıflar hukuk içinde görev yapar. osmanlı çökmüş,devlet mekanizması parçalanmış hangi ortamda vakıf vs konuşulacakki ,o zamanın şartlarında devlet böyle uygun görmüş şimdi böyle uygun buldu..ötesi boş laf...
29 Temmuz 2020 Çarşamba 10:34:51
Degerli kardeşim vakıf devletin üstünde degildir devlet varsa vakıflar hukuk içinde görev yapar. osmanlı çökmüş,devlet mekanizması parçalanmış hangi ortamda vakıf vs konuşulacakki ,o zamanın şartlarında devlet böyle uygun görmüş şimdi böyle uygun buldu..ötesi boş laf...

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.