|
|
| ODTÜ Beynimdeki Meşale ,__ Yaşam ile ölüm arasında ince bir yoldu yürüdüğüm.. |
ODTÜ Beynimdeki Meşale ,__ Yaşam ile ölüm arasında ince bir yoldu yürüdüğüm..
Yaşam ile ölüm arasında ince bir yoldu yürüdüğüm..
Bu şiir ODTÜ de uğradığım tehdit ve baskıların. ardından, depresyonda olduğum bir gecenin sabahında böyle yazılmış. duruyordu masamın üzerinde, Ben bir köşesine sızıp kalmıştım masanın. uyandığımda, parmaklarında sıkmaktan yorgun kalan kalemin önümde karalanmış bu şiirim vardı, Çocuklarımı ODTÜ de bize kurulan tuzaktan kurtarmanın tek yolu vardı. O yol ODTÜ şenliklerde sesimi duyurabilmek için. Meşale yerine bedenimi yakmak, gayrı ölümle yatıyor ölümle kalkıyordum. yaşam çocuklarımı Bu şeytan üçgeninden kurtarmak için elimde kalan son silahım ki Bedenim onu yakmayı dayatıyordu.. işte böylesine yoğun psikolojik çöküntü içinde yazılmıştı bu şiir.. şimdi 4 yıldır gördüğüm tedaviden sonra yeniden yaşamın kıyılarından tutuna biliyorum..
Ankara eğitin ve araştırma hastahanesi doktoru. Rahmetli Recep çalık bey sayesinde bu gün yeniden yaşamımı ona borçluyum... bu yüzden şiiri hiç bir satırını değiştirmeden yayınladım.. İşte Bu yüzdendi ODTÜ Beynimdeki meşale....
ODTÜ Beynimdeki Meşale
Duygular/ içimin kızıllığınca yangın yüklü Sınırları varlığıma yasak bir ülkedeyim Belki: Çiftçinin elinde unuttuğu bir tahıl tanesiyim Beklide Sıradağların kuytularında Kuru bir ot /ateş almayı bekleyen.
Belki tamirci çırağının yarına kurduğu düş. Beklide uzak bir iklimde esip geçen sam yeli Dur ey hayata titreyen yaprağıyım Bırak gayrı rüzgârlara /ağıt yakmayı.
Varlığım/ var olmamın öteki adıdır yaşam. Ey ölüm Haydi, bakışlarını çöz kirpiklerimden. Ateş içerek son kez gireceğim /sevdanın eşiğinden Varsın bağışlamasın beni hayat Yokluğumun külleri savrulsun yeter Ülkemde
Susma ey yarasında nehirler fışkıran hayat Ateşten meşale yap sırtımda gömleğimi ki, Gün ışığına çıksın karanlığım öteki yüzü Eriyip gitmesin ardımdan yaşadığım ne varsa
Haydi, ne duruyorsun öyle sessiz Uzat tepelerin ardından gülüşlerini ey güneş Yarasına akrep düşsün aydınlıktan kaçanların Ben gayrı bu hayatı- Bir anneye/ bir bebeğe bağışlayacağım.
Varsın yüreğime çarparak/ dövsün kıyılarımı acılar İnsan kimliğine sarılmışım yaşamın, Az sonra ateşleyeceğim fitilini dilimin Kaç gündür hazır bedenim Devrim meşalesini yakmak için ODTÜ de
Ey yarasında ateşler fışkıran kalbim Kaç zamandır ateşten bir ip boynumda Uzanır giderinim bir eve bir üçüncü yurt’a Bilinmeli ki susmayışlarımın, bir yanı ölüm.
Kor ateşlerinde sınanmışım yaşamın, Haykırıyorum/ acılara akan bir sesle Gecenin göksünde bir çöl çiçeği açar sesime, Bir yaban gülü iliştirdim kalbime/ kızıl Bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm.
Çelişki değil kederli bir dağ gibi duruşum. Ondandır Ülkemin orta yerinde düşlediğim yangın.
Bir derviş gibi selamlıyor /duygularımı, benliğim. İncinmişliğim karalarını giyinişim, yaşamın. Aykırılık çıldırmaya vardı sakalımla. Ben köklerimden koptuğundan beri Sürgünüm bu şehirde........
Kemirirken içimi utangaç arzular çılgınca Bir sevdadır gül yaprağına konmuş aşk. Ki köklerimize su vermez toprak /yanmışız. Yırtık çoraplarımdan fırlar dışarıya köklerim. Ellerim nasır /ayaklarım Çırıl çıplak.
Ben kendimi bulmuşum bende Varsın kirpiklerimden acı dökülsün Sevgilerden aldım suların derin akışını Yüreğimin nakışını döktüm çeliğin potalarına.
Susmuyorum ki, kimseler merhamet etmesin, Her ne ararsam benden uzak değil Biliyorum nasıl ürkütür yangınlarda kıvılcımlar. Hayat bu işte dayan ey yüreğim /susmak aykırımdır Bir varmış bir yokmuş./tükenip gidiyor insan..........
Yaşamın önüne çekilen duvara çarpar kalırsınız bazen ve karanlıktır her yer işte o an bir tek yapılacak şey vardır bedenini yakmak. karanlığa inat..
Abdullah Oral
|
Okudunuğunuz yazı toplam 96 kere görüntülenmiştir.
Bu bloga henüz yazılmış yorum yazılmamış.
|
Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
|
|