|
|
çocukluğumdan kalanlar
Affan Dedeye para saydım Sattı bana çocukluğumu Artık ne yaşım var ne adın Bilmiyorum kim olduğumu Hiçbir şey sorulmasın benden Haberim yok olan bitenden. (Cahit Sıtkı TARANCI)
Ilık bir bahar sabahı kuşların cıvıltıları henüz sarmışken amber kokulu havayı,yatağımdan kalktım. Mutfaktan annemin sesleri geliyordu .Yağda pişmiş yumurtanın kokusu evi sarmış,rüyadan çıkıp gerçeğe ulaşmıştı. Dedem ve babaannem ilk çaylarını içmiş,sabah sohbetine dalmışlardı. Uykulu uykulu mutfağa daldım.İlginç bir günün arkasından gelen dinginlikle deniz kenarına geldim. Kayalar yoktu o zamanlar.Belki de vardı ama tam sarmamıştı sahili.Sahil bizimdi,deniz bizimdi, deniz taşları, kumlar bizimdi.Deniz kabukları, yosun kokuları hatta martı yavruları bizimdi. Çok hoşuma giderdi kimsenin duymadığı sesimle şarkı söylemek uzaklara,beste yapmak çocukluk aklımla…Bilmiyordum o zamanlar müziğin bir kalite,yetenek,kulak istediğini.Anlayamadım da ilkokula gidene kadar. Hele yaz günleri…Bir gün önceki tütün dikiminden kalmış keşkeğin yağda ısıtılmış hazzını da unutmak mümkün mü? Oysa ne keşkek var, ne de çocukluğumun şekerli yoğurdu… K…’deki evimde yalnızım. Yalnızlığın verdiği bir uyuşukluk var üzerimde. Yemek de yemek istemiyorum. aklıma bir fikir geldi. İlginç ve güzel..Ayşe abla Batuhan’ın bakıcıda yediğini söyledi. Evde yemezmiş.Tadını özlemişim. Yoğurt var,şeker de var.Kızan da yok dökersin, etrafı dağıtırsın diye. Endişe de yok.Bir tabak yoğurt içine şeker.Karıştır,karıştır,karıştır…Anılar çoşsun.Çocuk ol ve ağzında bir tat, çocukluğun tadı.Güzelliğin, saflığın, mutluluğun tadı…
|
Okudunuğunuz yazı toplam 142 kere görüntülenmiştir.
|
|
09 Temmuz 2010 Cuma 18:27:47
Serdal Bey uyarınız için teşekkürler. Sanırım alintıların yazılması gerekiyor.Tecrübesizliğime verin. :(
|
|
|
|
|
09 Temmuz 2010 Cuma 15:10:44
ee cahit sıtkı TARANCI....
|
|
|
Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
|
|