21 Kasım 2019 Perşembe
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  esinbayram
http://blog.edebiyatdefteri.com/sair67/oku/4458/cakiltasi 

 • Hakkımda


esinbayram

 • Yazdığım Diğer Konular
Yaşam (2)
Şehir (1)


 
çakıltaşı
15.9.2012 06:24:12  [ Yaşam ]

çakıltaşı

Gözleri çakıl taşıydı onun
İçinde yaşattığı hiç büyütmediği bir çocuğu vardı.
İyi ki hiç büyütmedi onu çakıltaşı
Hayat o kadar acımasızken o direndi, oynadı hayatının tiyatrosunu
Hani derler ya hayat bir tiyatro biz seçeriz rolleri
Evet oda seçmişti rolünü, kimi zaman pamuk prenses kimi zaman fakir kız çocuğu, kimi zaman anne, kimi zaman mağrur bakışlı bir masum, kimi zaman birçok erkekten daha erkek kimi zaman da kötü kadın oldu çakıltaşı
Hayata direnmedi ki hiç o.
Ne yaşatıyorsa yaşadı, önüne gelen fırsatları bazen değerlendirdi, bazen elinden uçup gitmesine izin verdi bazen de fırsat olarak görmedi.
Hayatta oynadığı kötü rollerini çoktan unutmayı tercih etti. Biliyorduki sadece rol gereğiydi.
Kimse bilmedi onun gözlerinin gerçek anlamını. Göstermedi ki kimseye.
Gözlerine çakıl taşı denmesinin bir nedeni vardı. Yağmurdan sonra açan güneş Tertemiz durgun suyun içindeki taşları öyle güzel parlak gösteriyordu ki sanki umut ışığıydı güneşin çakıltaşına verdiği ışık ve bize yansıttığı. Simsiyah gözlerinde çakıltaşı parlaklığı hep vardı. En umutsuz anında bile çakıltaşıydı gözleri. İçindeki çocuğun gözleriydi aslında onlar. O kadar güzel ve derin bakardıki, onunla konuşan gözlerinden ayıramazdı kendini. Gözlerinin güzelliğinden değil. Küçücük gözlerindeki ışıldayan kocaman gözebebekleri müthiş bir enerji veriyor hissine kaptırırdı bakanları. Öyle bir bakışki onunla konuşmak keyiften çok verdiği enerjiden kopamamak olurdu.
Kimse bilmedi onun gözlerindeki gerçek anlamı. Göstermedi kimseye.
Beklide bu benim başıma gelse yıkılırım diyeceğimiz olaylar yaşadı. Kimse bilmedi ondan ve şahit olanlardan başka.
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, yüreğini susturduğunda yaşadığı acılar o susmadı. O sussada içindeki çocuk asla susmadı. Hep içindeki çocuk mutlu etti onu. Annesinden öğrendiği gibi.
Annesi küçükken oyunlar oynardı onunla. İçindeki çocukla oyun oynamasını onu mutlu etmesini annesi öğretti ona.
Geçmiş zaman olurki bez bebek yapmaya bile kumaş parçası yokken annesi bahçedeki ağacın dalını bebek yaptı. “bu dala iyi bak o senin içindeki oyun oynadığın çocuk” dedi. Garip gelebilir ama bu yöntem çok işe yaramıştı. Hayal dünyasını, ufkunu öyle bir genişlettiki bu dal bebek bir süre sonra içindeki çocukla oyunlar oynamaya kendini mutlu etmenin yollarını bulmaya başlamıştı.
Yıllar geçtikçe annesine minnettarlığı artmıştı .iyiki annem dal bebek oyununu öğretti bana dedi. Yaşlılığı içinde gizli olan kocaman bir çocukla, hayata sımsıkı sarılarak, umutsuzlara umut dağıtarak içindeki çocuktan öğrendiklerini aktarıyordu çevresine. Nasılmı?
Çakıltaşı gözleriyle




Okudunuğunuz yazı toplam 923 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

15 Eylül 2012 Cumartesi 14:43:33
Yüreğinizdeki Güneş hiç sönmesin
Duygu dünyanızla dost inanın muhteşemsin
saygı selam

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

DÜNDE KALAN YARINA YETİŞEMEYENLERDEN DEĞİLİM BEN Öyle anlar oluyor ki bir daha yaşayamayacağımızı bilsekte keşkeleri dilimizden düşüremiyoruz. An olsa kaybolsak gitsek derken, an olsada herkese kendi...
15.9.2012 06:26:41 [ Yaşam ]

Alacası dışındadır Ağrı Dağının, insanın içindeki alacalık gibi değil, apaçık meydandadır hüznü, acısı, gerçeği, derinliği, heybeti ve sevinci. Ben bir Bursalı olarak küçüklüğümden beri o kadar Ağrı...
15.9.2012 06:22:00 [ Şehir ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.