|
|
*- KARNE ZAMANI
Okulların ilk yarı tatiline az bir zaman kaldı. Çocuklarımız bir dönemin göstergesi karneleriyle karşımıza çıkacaklar, bir kaç gün sonra. Kimileri başarılı olacak kimileri de başarısız. Başarılı olan evlatlarımızla gurur duyacağız elbette. Hele çocuğumuz bir de takdirname ya da teşekkür belgesi almışsa bu gururumuz ikiye, üçe, beşe katlanacak, mutlu olcağız. Kendimize de bu başarıdan pay çıkaracağız. Tabi ki bu hakkımız. Ama bir an düşünelim: Ya çocuğumuz başarısız olsaydı? O zaman bu başarısızlıkta bizim de payımızın olup olmadığının muhasebesini yapacak mıydık acaba?
Verilecek olan bu karneler bir bakıma, bize de verilmiş oluyor aslında. Çocuklarımızın yönünden bizim de o sömestr için performansımızı değerlendiriyor. Bu yüzden çocuğumuzun başarısıyla sevinip gururlandığımız kadar, başarısız olmuşsa eğer, ona kızıp bağırarak, cezalar vererek bu başarısızlığın tüm sorumluluğunu ve yükünü yavrularımıza yıkmayalım. Önce kendimizi bir hesaba çekelim. Kendimize sormamız gereken bazı sorular var mı? Buna bir bakalım. Biz ne verirsek çocuklarımız genellikle onu alır. Verdiklerimizi önce bir gözden geçirelim ki bir ceza verilecekse önce kendimizden başlayalım.
RECEP AKIL
|
Okudunuğunuz yazı toplam 175 kere görüntülenmiştir.
|
|
21 Ocak 2010 Perşembe 14:38:04
türk milli egitim sistemi yaşama insan yetiştirmekten ziyade ezberci ve statikocu bir kısır döngü içinde..o nedenle...karneleri pek ciddiye alamamk gerek gibime geliyor.....yazınızda hep ögrenci başarısı yönlendirilmiş onu biçimlendiren sistem ve o sistemin aktörlerini kim sorgulayacak dersiniz.
|
|
|
Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
|
|