|
|
| BU SABAH BEŞTE AZ KALSIN ÖLÜYORDUM... |
BU SABAH BEŞTE AZ KALSIN ÖLÜYORDUM...
Merhaba uzun bir zaman oldu yazı yazmayalı..aslında şiirlerden de pek yazmaya zaman kalmıyor desem yeridir..Efendim, aslında bu sdece benim değil sanıyorum sitedeki bir çok yazar arkadaşın da ortak sorunu olsa gerek...neyse...inşallah bundan sonra bu vesileyle hazır başlamışken yazma isteğimiz körelmemiş olur umarım... Evet, belki de yazımın başlığını okuyanlar içlerinden " bu da ne böyle ya " diye düşünmüş olabilirler fakat gerçekten de arkadaşlar belki de bu sabah, saat tam 05.30 sularında Oktay ZERRİN öğretmen dostunuzun ölüm haberini duyacaktınız..sebep mi ? Mâlum bu internet ve şiir olayı benim gibi işi olmayan yâni işi olmayan derken, benim gibi emekli olup evde zaman dolduran veya serbest işte çalışıp evinde oturmayı düşünen insanlar için bayağı bir oyalayıcı iş oluyor ayrıca kültür ve edebiyata da az- çok katkıda bulunmuş oluyoruz...en azından ömrünü ve vaktini akşamlara dek kahvehanelerde ya da benzeri yerlerde harcamıyoruz..Elbette işi, gücü olmayıp da başka da bir uğraşı olmayan insanların böyle yerlerde vakit harcamasını bir yerde normal görebiliriz ama bizim gibi şiirlerle haşır-neşir olan insanların ise varsa evindeki yoksa dışardaki net cafelerde şiirle uğraşmalarını da asla küçümsememek gerekir diye düşünüyorum... Evet, bu sabah nete 2 dakika ara verip, saat 05.30' da bir şeyler atıştırma ihtiyacı hissettim ve buzdolabından peynir kâsesini çıkardım..aksilik o ya her zaman çay, süt ya da ayran içerdim ne yersem yiyeyim.nedense sabahın 05.30' unda canım bir şey içmek istemedi...dün akşam eşim Aysel ile dışarıya çıktık...eşim " az hava alalım" dedi...kabul ettim ve dışarda yürümeye başladık...baktık fırından taze, sıcak ekmek çıkacak çarşıdaki havuzlu parka oturup ekmek bekledik..derken taze ve sımsıcak ekmekten 3 adet, bir kilo üzüm ve bir kilo da armut alıp eve gittik...dün akşam ayrıca ÖSS Sınavı sonra sı diş hekimi olarak Safranbolu'da çalışan yeğenim Mustafa Kemal ZERİN'in yanına gönderdiğimiz kızımız Çiğdem' de Bafra'ya geldi..Oturup sohbet ettik..daha sonra eşimle yine dün gece balkonda oturup sohet ettik...eşim yatı...kızım ise nete girdi...o netteyken ben de bugün eklediğim " BU AKŞAM " adlı şirimi balkonda yazdım...ve kızım da saat 02.30 gibi yattı...net de bana kalınca hemen ilk işim o şiiri eklemek oldu...her şey iyi gidiyordu..şiirime üst üste sağolsun değerli dostlardan yorumlar gelmeye başlamıştı...şiirimin beğenilmesi herkes gibi şüphesiz benide memnun ediyordu..bu şekilde bir anda saatler adeta uçup gidiyordu...Derken saatler sabahın 05.30' u olmuştu...içimden de şimdi eşim namaza kalkınca bana kızacak bir an önce şu şiir işini bitirsem diye söyleniyordum ..Ve işte o korkunç olaya adım adım yaklaşmıştım...eşimle fırından gece aldığımız ekmeğin o taze haline dayanamamıştım..Buzdolabından peynir kabını çıkardım...ne çay, ne ayran ne de süt içiyordum...olacak ya işte bir aksilik..aksilik demeyelim de kader diyelim artık...önce bir parça ekmek alıp ağzıma attım..peşinden az da peynir yedim..her şey çok güzel gidiyordu fakat son elimde kalan bir hayli de küçük sayılmayan o son ekmek parçasını da " bari kalmasın " diyerek ağzıma attım peynirsiz yerken birden o lokma sen git nefes boruma kaç, nefes borumu kitle..Allah'ım ölüyor muyum, ölecek miyim" diye birden gözlerim faltaşı gibi büyüdü...yutkunuyor, hırıltılar çıkartıyor yok ya resmen ölüyor, ölümle, azraille mücadele ediyordum...gözlerim, başım kararmıştı..eşime seslenip" Aysel koş ölüyorum " diyeceğim ama hadi diyebilirsen de bakalım ne mümkün arkadaş nerdedeyse canımı teslim ediyordum artık...bir şey değil kelime-i şahadet de getiremiyordum son nefeste nefessiz gidiyordum..artık ramak kalmıştı ölüme...hiç bir şey düşünemez haldeydim...ağlayacağım ama nefesim çıkmıyor ki gözlerimden yaş aksın...bu şekilde ölüme direnirken birden su içmek aklıma geldi ama ne mümkün su bile gitmiyor boğazımdan...Ayaklarım titremeye başlamıştı...yok ya kesin ölüme yolculuk vardı artık...derken Allah'ın inayetiyle olacak ki son bir kez daha olanca kuvvetimle boğazımı zorlayıp ekmek parçasını dışarıya son saniyede desem yalan olmaz çıkarmayı başardım...gözlerimden yaşlar geliyordu artık...durmadan da öksürüyordum...bir defasında da apartmandaki elektriğe kapılmıştım akım beni şiddetle apartmanın giriş ve çıkış kapısına öyle bir fırlatmıştı ki kafamı demir kapıya vurdum ama çok şükür öldürmeyen Allah öldürmüyor işte...sonra kendime biraz gelince bir bardak su içip interneti kapatıp yatmaya gittim..eşim geç yatığı için bağırmalarımı duyamamış ancak son bağırmamı çok az duymuş..." niye gelmedin yanıma, az kalsın ölüyordum" deyip olayı anlattım..artık uykum da kaçmıştı korkudan..eşim çok üzüldü...ben yatarken sırtımı sıvazlayıp durdu..hani olur ya bir şey olur belki düşüncesindeydi...sabah eşim benden önce kalkmıştı..ben de uyanınca ilk işim o boğazıma takılıp, nefes borumu tıkayan ekmek parçasını göstrmek oldu..eşim" ya aklım gitti sabaha kadar sen uyudun ben hep bir şey olur diyerek sırtını sıvazladım, uykum kaçtı" dedi...çok üzülmüştü eşim...kızıma da zaten ÖSS sınavı pek iyi geçmediği için henüz olayı üzülmesin diye demedik...bu akşam da annemlere gideceğiz aslında annem de çok evhamlı..biz yüksek okulda okurken tv başında hep haberleri izlerdi.." acaba üniversitede olay çktı mı, çocuklarıma bir şey oldu mu ? " diye hep merak ve heyecan yaşardı...işte anneler de böyle vefâlı ve fedakâr olurlar...bazen annem beni sever, saçlarımı okşar.." anne dur ya ben çocuk muyum sanki ? "" deyince de " evet sen benim çocuğumsun " der...işte böyle...inanın aslında bugün bir ölüm şiiri yazsam daha iyi olurdu...ama nerden bileceksin arkadaş..ölüm her an yanı başımızda...ayak ucumuzda bizi bekliyor...o yüzden hazırlıklı olalım...bakın bir kelime-i şahadet bile getirmek kısmet olmadan öte yana gitmek de varmış kaderde ama hamdolsun ki yüce Allah'ım beni eşime, 2 çocuğuma, aileme, akrabalarıma ve de siz değerli, kadirşinâs dostlarıma bağışladı çok şükür...yaşamak çok güzel bir şey...ben bugünü ikinci doğum günüm olarak ilân ediyorum..." Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler"insana canı da veren O'dur, alan da O..Sonuçta emanet bir can taşıyoruz..o yüzden arkadaşlar lütfen birbirimizi kırmayalım...dünya malı dünyada kalır...kefenin cebi yok...sevgi ve saygıyla kenetlenelim...ve lütfen artık ben dahil buraya yazılan ve emek harcanan yazıları da şirlerde olduğu gibi okuyalım... Bana ve bu yazıma zaman ayırdığınz için çok teşekkür ederim arkadaşlar...Alah cümlemize hayırlı ölümler nasip etsin...kalın sağlıcakla efendim... Bu vesileyle sevgi ve saygılarımı sunarım...
|
Okudunuğunuz yazı toplam 336 kere görüntülenmiştir.
|
|
16 Temmuz 2008 Çarşamba 21:00:42
ÇOK TEŞEKKÜRLER DEĞERLİ DOSTUM...SEVGİ VE SAYGIMLA...SELAMLAR...
|
|
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı 22:35:55
İYİKİ DOĞDUNUZ SAYIN OKTAY ZERRİN
İyiki doğdunuz Sayın Oktay Zerrin Arifsiniz, İnsan-ı Kamilsiniz İnsanlık için çarpıyor her zaman O asil yüreğiniz
Duydum ki ;talihsiz bir kaza atlatmışınız Büyük Geçmişler olsun Allah Sizi Sevenlerine bağışlamış derim Yazınızı dikkatlice okuyunca Bende çok üzüldüm, inan koptu yüreğim
Şair 67 Sizi biricik yeğenim ipeğin Doğum gününde bloğunuzda yaptığınız Jesti unutmuyor Bundan sonraki yaşamınızda Sağlık ,sıhhat, kazasız, belasız, günler diliyor Hayata yeniden merhaba dediğiniz içinde İkinci Doğum gününüzü cani yürekten kutluyor
Saygı ile efendim 15.Temmuz. 2008 ___şair 67____ ALİ CEMAL AĞIRMAN
|
|
|
Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
|
|