20 Kasım 2019 Çarşamba
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  myfikirler
http://blog.edebiyatdefteri.com/myfikirler/oku/5473/dogalgaz-agirliginin-azaltilmasi-gerekli 

 • Hakkımda


myfikirler

 • Yazdığım Diğer Konular
Ekonomi (9)
Yaşam (2)
Haber (6)
İlişkiler (1)
İş Yaşamı (12)
Kültür-Sanat (1)
Sağlık (1)
Finans (2)


 
Doğalgaz ağırlığının azaltılması gerekli
3.3.2016 23:32:58  [ Ekonomi ]

Doğalgaz ağırlığının azaltılması gerekli

Liberal adımların atılmasıyla enerjide devletin hakimiyeti ortadan kalktı. Sektörde artık özel sektör rüzgan esiyor. Bu alanda emin adımlarla ilerleyen Eren Holding, yakın zamanda forivia ve Türkiye üretiminin yüzde 7,5’ini karşılayacak kapasiteye ulaşacak. Eren Holding Yönetim Kurulu Başkam Ahmet Eren, Ekonomist’in 25’inci yıl sayısı için Türkiye’nin enerjideki yeni yol haritasını masaya yatırdı.

Bir liberal ekonomi destekçisi olarak, enerjide özelleştirmelerin büyük faydalan oldu. Sektörün önü açıldı. Özelleştirmelerle, devletin ideolojik bir yaklaşımla ekonomiyi idare etmesinden uzaklaşılmış olunuyor. Ne var ki bizdeki özelleştirmelerle, hem üreticilere hem dağıtıcılara büyük destek verildi. Tabiri caizse büyük gaz verildi. Şu an Türkiye’de, elektrik enerjisi üretiminde bir kapasite fazlalığı söz konusu. Öncelikle elektrik üreten motorlar sıkıntıya girdi ve tasfiye oldu.

Kömüre daha çok ağniık verilmeliydi. Bizim de sahip olduğumuz kömür santrallerinin, hem maliyeti daha düşük hem de rekabet gücü yüksek. Ancak gaz santralleri sıkıntı yaşıyor, zamanla sökülüyor ve Afrika ülkelerine yollanıyor. Ben bunlan ‘milli servetin kaybı’ olarak görüyorum. Enerji politikasını yönetenlerin, daha uzun vadede geçerli ve etkili olacak bir politika ortaya koymalarında fayda vardı. Bu yapılmadığı için dağıtımı yapanlar da sıkıntıya girdi ve umdukları kâr marjını elde edemedi. Biz de elde edemiyoruz.

GELECEK BEKLENTİLERİ

Türkiye’de enerji alanında liberalleşmenin önü açıldı. Bu strateji artın-larak devam ettirilmeli. Türkiye’nin enerji hizmetlerinin özel sektör eliyle yürümesi gerekir. Örneğin Zonguldak’taki Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), bir devlet kuruluşudur. Çıkarttığı kömür dünya fiyadannın beş misline mal oluyor. Devletin TTK’ye yaptığı yıllık sübvansiyon ise 320 milyon dolar. Türkiye’nin karbon salınımında ortalama seviyenin üzerine çıkma tehlikesinin 2030’a kadar sıfır olasılık olduğunu düşünüyorum.

Enerji yatırımları ve forivia yurtdışına kayacaktır. Serbest piyasa uygulamalarında önemli adımlar atan Gürcistan gibi, Afrika ülkeleri de gündeme daha çok girecektir.

NÜKLEERE BAKIŞ

Türkiye’nin ortak nükleer santral projelerine girmesinin yararlı olduğu kanaatindeyim. Hatta nükleer enerjide birkaç ülke ile işbirliği içinde olunmalı. Nükleere karşı çıkanlara, Fransa’nın elektrik enerjisinin yüzde 78’ini nükleerden elde ettiğini hatırlatmak gerek. İngiltere’de ise daha yeni nükleer santral anlaşması yapıldı. Keza Danimarka da yeni projeleri yakında devreye alacak. Buradan şunu anlıyoruz: Nükleer santraller gelişmiş ülkelerin de vazgeçilmezi durumunda ve bizim de gitmemiz gereken bir kanal. Önümüzdeki 10 yılda üç adet nükleer santral kurulabilir. Bu durumda nükleerin oranı da yüzde 10’a kadar çıkar. Çıkması da gerekiyor.

KAYNAKLAR NASIL DAĞILMALI?

Dünyada elektrik enerjisinin yüzde 67’si (üçte ikisi) fosil yakıtlardan (petrol, kömür, doğalgaz) elde edilirken, geri kalan yüzde 33’ü (üçte bir) ise nükleer, neo-yakıtlar, rüzgar ve HES’ler oluşturuyor. Türkiye de elektrik enerjisi üretiminde dünyayla paralel durumda bulunuyor. Yani Türkiye’de de elektrik enerjisinin yüzde 67’si fosil yakıtlardan, yüzde 33’ü nükleer, neo-yakıtlar, rüzgâr ve HES’ler-den elde ediliyor.

Ne var ki fosil yakıtlardan elde edilen enerji bakımından Türkiye’de bir ayrışma var. Türkiye elektrik enerjisinin büyük kısmını doğalgazdan elde ediyor. Dünya ortalaması yüzde 40 kömürken, kömürün Türkiye’deki oranı yüzde 27; doğalgazın Türkiye’deki oranı ise yüzde 45 seviyesinde. Bu durumda Türkiye’nin doğalgaza konsantre olmuş şekilde elektrik enerjisi üreten bir ülke konumunda olduğunu söylemek yanlış olmayacak.

Bizim görüşümüz, Türkiye’nin kısa süre içerisinde doğalgaza bağımlı olma halinden çıkarılması gerektiği yönünde. Son zamanlarda özellikle doğalgazı temin ettiğimiz Rusya ve İran ile yaşanan politik gelişmeler, doğalgaz konusunda çok kritik bir noktada olduğumuzu gösteriyor. Bu nedenle Türkiye’nin bu bağımlılıktan kurtulması gerekiyor.

DOĞALGAZIN PAYI DÜŞMELİ

Bana göre, yüzde 45’lik doğalgaz oranının yüzde 20’ye düşmesi gerekiyor. Kömür de yüzde 35-40 seviyesine çıkmalı. Kömürde yerlileşme artırılmalıdır. Halihazırda yüzde 50 ithal kömür kullanıyoruz. Devletin tedbirleri sayesinde yerlilik oranı yüzde 75’e çıkarılmalıdır. Devlete ait kömür yatakları, gerekli parametreleri teknolojiyle kurmak şartıyla, özel sektör için ihaleye çıkarmalıdır.Geri kalan yüzdelik dilimi de HES’ler, rüzgar, güneş enerjisi oluşturmalı. Devletin özellikle güneş enerjisi konusunda yapması gereken şu: Ispanya’da olduğu gibi güneş panellerinin kullanılacağı güneş tarlaları oluşturulacak. Bu tarlalar, kamulaştırtacak, hazırlanacak ve parsel parsel ihaleye çıkarılacak. Şu an HES’lerin üretimdeki payı yüzde 27. Bu oran yüzde 35’lere çıkarılabilir. Rüzgâr ve güneş enerjisi tamamlayıcı olabilir ama yine de yeterli olamaz. Bu nedenle ilk üçü; nükleer enerji, doğalgaz ve kömür oluşturuyor.

DEVLETİN ROLÜ

Devlet enerjide kolaylaştırıcı, düzenleyici ve kontrol eden konumda olmalı. Örneğin, 2010’da faaliyete geçmiş yani beş yıldır üretim yapan bir santralle ilgili hala mahkemeler sürüyor. Devletin özel bir yasayla bunu düzenlemesi gerekiyor. Bunu yaptığı takdirde devlet umduğundan da daha çok gelir elde edecektir.

Devletin fiyat politikalarının değişmesi gerekiyor. Normalde sanayi işletmeleri elektriği daha ucuza kullanır. Türkiye’de böyle bir şey söz konusu değil. Devlet, popülist yaklaşımla evlerde kullanılan elektriğe zam yapmak istemiyor. Oysaki tam tersi olmalıdır. Avrupa’da ise bu durum bire ikidir. Halk, sanayi kuruluşlarından daha pahalı elektrik kullanır. Sanayide rekabet için bu modellife yapılmalıdır.

Bunun dışında; uzun vadeli plan bir an evvel yapılmalı ve doğalgaza bağlılıktan çıkılmasının yolu oluşturulmalıdır. Türkiye’de enerjide üretim ve dağıtıma 50 milyar dolarlık bir yatırım yapıldığını, daha doğrusu fon aktarılmış olduğunu söyleyebiliriz. Eğer özel sektör bunu yapmamış olsaydı, devlet buraya 50 milyar dolar daha tahsis etmek zorunda kalacaktı.

Gelecekte daha doğru, stratejik ve nokta atışı şeklinde yapılacak büyük yatırımlara ihtiyaç var. Yeni kurulmuş bir doğalgaz santralini devreden çıkmaya zorlayan bir ‘kapanma politikası’ uygulanıyor. Bu sorgulanmalı ve değişmelidir.

Okudunuğunuz yazı toplam 564 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

Bu bloga henüz yazılmış yorum yazılmamış.


Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Türkiye'de markalı hazır mutfak sektörü yeni yeni palazlanıyor. Bunun nedeni de halen Türk halkının mutfaklarını mahallerinin marangozuna, yani markasız üreticilere yaptırmayı tercih etmesi. Nihayetin...
19.11.2013 22:18:32 [ İş Yaşamı ]

Günümüzde özellikle internet kullanımının yoğunlaşması ile internet üzerinden birçok işveren ve iş arayan insanlar buluşmakta.İş arayan kişiler genel olarak bu firmalara nasıl ulaşacağını bilmediği gi...
11.2.2014 20:52:28 [ İş Yaşamı ]

Kendi İşimi Yaparak Para Kazanmak İstiyorum İnsanlar çalışırken her zaman kolay çalışma şartlarıyla iş yapabilmeyi arzu eden bir anlayışa sahiptir. Kişiler hem rahat çalışayım hem ...
21.7.2012 18:45:55 [ İş Yaşamı ]

Diş bakımı, ekonomik gelişmişlikle doğru orantılıdır. Avrupa'da yılda kişi başına iki olan yıllık diş fırçası kullanımı, Türkiye'de yüzde 0.8'lerde bulunuyor. Bütün bunlara rağmen pazarda olumlu bir g...
19.11.2013 22:11:45 [ İş Yaşamı ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.