24 Mayıs 2012 Perşembe
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  metafizikuzmani
http://blog.edebiyatdefteri.com/metafizikuzmani/oku/1179/bayramda-ask--ask---ask--- 

 • Hakkımda


metafizikuzmani

 • Yazdığım Diğer Konular
Müzik (1)
Astroloji (3)
Bebek (1)
Bilim (7)
Doğa (8)
Eğitim (20)
Ekonomi (3)
Yaşam (19)
Haber (9)
İlişkiler (30)
İş Yaşamı (5)
Kültür-Sanat (6)
Sağlık (24)
Spor (1)
Teknoloji (1)
Mutfak (3)
Moda (14)
Otomobil (2)
Çocuk (1)
Günlük (8)
Finans (1)
Hobi (4)
Din (3)
Şehir (9)
Üniversite (10)


 
BAYRAMDA AŞK..AŞK...AŞK...
07.12.2008 22:11:10  [ Eğitim ]

BAYRAMDA AŞK..AŞK...AŞK...

AŞKIN METAFİZİK BOYUTU

Aşkın tarifini yapmak için aşkı yaşamak gerekir.Yaşamış ve Yaşanmış aşklar elbet ruhta abideleşmiş yada mabedleşmiş bir kalıntı bırakır.Ruhları en çabuk olgunlaştıran aşklardır;bir düş gibi...
Bu düşler ütopik yada realist ve rasyonalist alışkanlıktır.
Aşk bir metafiziktir.Metafizik gibi var olan ama, bilinmeyen ve erişilemeyen bir duygu fenomenidir.Bu fenomenler diyalektik devinimdir.Bazen romantik bazen otantik ve egzotik bazen de emperyalist'tir.Aşkların renkleri ve sayıları da vardır,bu yüzden de rölatif'tir.
Aşk,o haz duyulanın yanında olmadığı zaman,o hazın yanında olmasını istemektir.Aşk bir fenomen olarak fizyolojik ve psikolojik değildir.Aşk ruhsal bir spirütüaldir.Ruh,aşkı beden den ve ruhtan yansıyan davranıştan bağımsız yaşar.Aşk bir ruh olayıdır.Ruhun fonksiyonel gelişimi,aşktan doğan acı hissiyle başlar ve bu his sonradan artarak beden ve bedenden yansıyan davranışta görünür.
Ruhun insan bedeninin her fonksiyonunla ilişkisi vardır.Aşıklar bu yüzden ağlar.
Aşıklar,aşık oldukları varlıktan karşılık alamadıklarında,ruhun fonksiyonel gelişiminde durgunluk yaşar.Bu durgunluk aşıkları spirütüal hastalığa iter,ruh soyut olduğundan hastalık davranışta kendini gösterip,psikolojik bir hal alır.Ama psikoloji bir davranış bilimi olarak aşka derman olamaz.
Psikolojinin depresyon,bunalım,fobi ve karasevda gibi çeşitli hastalıklar olarak tanı koyduğu kavramlar aşk üzerinde etkisiz kalır.
Aşkı metafizik boyutunda ele alarak,sekiz yıllık deneyimlerimizle aşkın insan ruhundaki aksiyonlarını pragmatik(yararcı) ve pozitivist yöntem öğretileriyle çözümlüyoruz.
Biz giden gitmiştir.Yaşanmış yaşanmıştır demiyoruz.Biz bir şeyi elde etmesini biliyor isen; O şeyden de çekip gitmesini bilmelisin mantığıyla hareket ediyoruz.
Güneş yaptığın yıldız,seni ışığıyla aydınlatmıyor ve ısıtmıyorsa bilki O güneş senin güneşin değildir.O bir başkasının güneşi olmak istemektedir.Ama unutma nasıl bir yıldızı güneş yaptınsa bilki;başka yıldızlar da senin için güneş olmak istemektedir.Yine de sen ısrarla seni ısıtmayan ve aydınlatmayan yıldızı kendi güneşin görmek istiyorsan bu senin asla kaderin değildir.İlişkileri somutlaştırırsak, ilişki sevdiğin bir saate benzer,saat bir kez bozulur,saatçiye götürüp saati tamir ettirirsin.İkinci kez bozulur tekrar saatçiye götürür yaptırırsın,ama üçüncü kez bozulduğunda saatini saatçiye götürdüğünde,saatçi artık bu saati tamir edemez çünkü o saat orjinal değildir.Sen ya o saati değiştireceksin yada o sevdiğin saati bozukta olsa koluna takacaksındır.Fakat unutma O saat değer verdiğin kadar,koluna takmaya layık değildir.
ilişkiler bittikten sonra,aşık olan insan kadere boyun eğeceğini hisseder ama ne malum ki!Aklına söz geçirir ama kalbine ve gönlüne söz geçiremeyiz? Akıl savunma mekanizmaları çok hızlı bir şekilde hareket etmesine rağmen.Aşık olan insan,kaybettiğine benzer yada ondan daha mükemmel bir insan arayışına girer.Acaba aşık olan insan kaybettiği aşkın,yerine koyabilecek bir sevgi koyabilecek midir?Önce bunu umut edebilir ama zaman ilerledikçe ona benzer bir aşkın bulunamayacağını zor da olsa sezer.Asıl olan ona benzer hiçbir aşkın realitesini yakalayamayacağını hissetmesidir.Buna bazen yaşanması gereken bir kader der.Bazen de olgunlaştıran bir melankoli der.Bu arada mantık araya girer.Mantık ona aşk anlamında ruhun özgüven çelişkisi içerisinde olduğunu anımsatır.Bu yüzden ruh yerini bilince bırakır.Bilinç ona devamlı alternatifler sunar.Bilinç bu arada zamanla yarışmak ister.Bu zaman bilinmeyene yolculuk ile ruhsal yarayla bir arada ilerler.Akıl kaybettiği eski aşkın devamlı geri gelme ütopyasında,ikileme girer.İkilem eski ve yeni aşk arasında baskın olan alternatifi bulmaya iter.Her yeni aşk denemesine rağmen ruhunda devamlı bir eksiklik hisseder.Bu eksiklik onu yeni aşka bağlamaz bir türlü bu yüzden devamlı eski aşkının anılarını canlandırır zihninde.Bir ikilem doğmuştur artık! Bu ikilem ve çelişki aşık olan insanın radikal kararlar almasına da neden olur.Bu kararlar ya evlenmemek ya kaderi inkar etmek ya intikam almak ya aşkı-sevgiyi inkar etmek ya mantık evliliğine yönelmek ya da intihar etmek gibi düşünceleri akla getirir.Acaba bu düşünceler yada eylem nitelikleri unutturabilir mi?Eski aşkı...Aşk acı çekme hazzıdır.Aşk kendini tanımak için olgunluk aşamasıdır.O olgunluk ki insanı geliştirir,güçlendirir,sabırlandırır. Aşk sevginin radikal versiyonunda dönmedir.Uğruna ölümleri bile göze aldıran en mükemmel duygu selidir.Cesaretin ve korkaklığın arasında kalınan çaresizliktir.Aşk susmaktır sadece bakmaktır.Aşk nefretin tek imkansız anlamıdır...Aşk imkansızsa intikam duygusudur.AŞK YARATANIN KULUNA VERDİĞİ EN GÜZEL ACI ZEVKİDİR.AŞK TADILMASI GEREKEN VE TATILDIKÇA ANLAŞILAN DUYGULARIN İLAHİ BAŞKALDIRISIDIR.

Okudunuğunuz yazı toplam 305 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

08 Aralık 2008 Pazartesi 16:12:08
SEVMEK SENİ
( Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın )

Şiirin Hikayesi

SEVGİLİ EDEBİYAT DEFTERİ
ŞAİR YAZAR VE OKURLARI,

SONSUZ SEVGİLERİMLE
TÜM İNSANLIK İÇİN YÜREĞİMİ SİZLERE ADADIM BU GÜN.
KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.


ŞİİRLERLE TÜRKÜLERLE HALAY ÇEKEREK,
ZEYBEKLER OYNAYIP,HORONLAR TEPEREK
NİCE MUTLU BAYRAMLAR HEPİMİZİN OLSUN.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE....
.........................................................................................................
SAYGIDEĞER HOCAM sABİHA KÜÇÜKTÜFEKÇİ TARAFINDAN ''SEVGİLİLER GÜNÜ '' ADLI ŞİİRİME YAPILAN YORUM RESMİN AÇIKLAMASI İÇİN GEREKLİ.Kendisine bana gönderdiği resim ve bilgiler için gönül dolusu teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım hepinizin huzurunda...


Sonsuzda bir olasılık;
en büyük şans dünyaya gelebilmek
insan ömrü kısacık,
şansını iyi kullanmalı
sevgisinin derecesi karnesinde yüreğinin
harareti yüksek,
sevgisi hep pekiyi olmalı
üstüne bir de yıldız ;
insanı sevmek
tanrıyı sevmek kadar kutsal
inan gerisi boş,
hayâl rüyâ, hepsi düş, hepsi masal...



Sonsuza akıp giden bir yıldızsın sen
bir baş iki ayak iki elinle
mutlak bedenden yere düşen
bir gölgesin belki de
dene istersen,
yıldız çizerken
kesintisiz,
ayıramazsın elini yerden;
en tepende en baş
binlerce düş
beyninde yanıp yanıp sönerken
saniyede kaç yıldız doğar
kaçı ölür gökyüzünde hep birden...



Sana sevgiyi,
yaşamayı bahşeden tanrı
çok büyük,
çok çok büyük
ömür boyu düşünsen
hayâl bile edemiyeceğinden...



O HALDE NASIL HESAP VERECEK
BİR İNSANI TEAMMÜDEN ÖLDÜREN?!



süper bir şiir her yönüyle ...harikasınız hocam..günlerin şiiri ...gökkuşağından kurdeleler bırakıyorum...
sevgim saygım her daim...

bende bilimsel katkıda bulunmak isterim yaradanın en yüce varlık insanı ve insana armağan ettiklerini nasıl mükemmel ölçülerle yarattığını anlamamıza...




ALTIN ORAN

Altın oran, Fi (phi) sayısı olarak bilinir. neticede matematiksel bir kavramdır ve değeri de 1,618 dir. Fibonacci sayıları ve altın oran matematiğin en ilgi çekici konuları arasındadır. Leonardo Fibonacci 13. yüzyılda yaşamış bir Italyan matematikçisiydi.

FIBONACCI DIZISI: 1,1,2,3,5,8,13,21,34,55,89,144....


Bu diziye baktığımız zaman onun basit bir kurala dayanarak oluşturulduğunu görebiliriz. Bu kuralı sözcüklerle ifade edersek; her sayı (ilk ikisi dışında) kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmuştur.


Arı kovanlarında yaşayan dişi arıların sayısının erkek arıların sayısına bolundugunde hep aynı sayı elde edilir. Yani 1.618


Leonardo Da Vinci nin ünlü cıplak erkegini gosteren Vitruvius adamında da aynı oranlar mevcuttur.


Altın Oran ın Görüldüğü ve Kullanıldığı Yerler


1. Ayçiçeği: Ayçiçeği nin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru tane sayılarının birbrine oranı, altın oranı verir.


2. Papatya Çiçeği: Papatya Çiçeğinde de ayçiçeğinde olduğu gibi bir altın oran mevcuttur.


3. Insan Kafası: Bildiğiniz gibi her insanın kafasında bir ya da birden fazla saçların çıktığı düğüm noktası denilen bir nokta vardır. Işte bu noktadan çıkan saçlar doğrusal yani dik değil, bir spiral, bir eğri yaparak çıkmaktadır. Işte bu spiralin ya da eğrinin tanjantı yani eğrilik açısı


bize altın oranı verecektir.


4. Insan Vücudu: Insan Vücudunda Altın Oran ın nerelerde görüldüğüne bakalım:


4.1. Kollar: Insan vücudunun bir parçası olan kolları dirsek iki bölüme ayırır(Büyük(üst) bölüm ve küçük(alt) bölüm olarak). Kolumuzun üst bölümünün alt bölüme oranı altın oranı verceği gibi, kolumuzun tamamının üst bölüme oranı yine altın oranı verir.


4.2. Parmaklar: Ellerimizdeki parmaklarla altın oranın ne alakası var diyebilirsiniz. Işte size alaka... Parmaklarınızın üst boğumunun alt boğuma oranı altın oranı vereceği gibi, parmağınızın tamamının üst boğuma oranı yine altın oranı verir.


5. Tavşan: Insan kafasında olduğu gibi tavşanda da aynı özellik vardır.


6. Mısır Piramitleri: Her bir piramitin tabanının yüksekliğine oranı yine altın oranı veriyor.


7. Leonardo da Vinci: Bilindiği gibi Leonardo da Vinci Rönesans devri ünlü ressamlarındandır. Şimdi bu ünlü ressamın çizmiş olduğu tabloları inceleyelim.


7.1. Mona Lisa: Bu tablonun boyunun enine oranı altın oranı verir.


7.2. Aziz Jerome: Yine tablonun boyunun enine oranı bize altın oranı verir.


8. Picasso: Picasso da Leonardo da Vinci gibi ünlü bir ressamdır. Ve resimlerinde bu oranı kullanmıştır.


9. Çam Kozalağı: Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki başka bir sabit noktaya doğru spiraller (eğriler) oluşturarak çıkarlar. Işte bu eğrinin eğrilik açısı altın orandır.


10. Deniz Kabuğu: Denize çoğumuz gitmişizdir. Deniz kabuklarına dikkat edenimiz, belki de kolleksiyon yapanımız vardır. Işte deniz kabuğunun yapısı incelendiğinde bir eğrilik tespit edilmiş ve bu eğriliğin tanjantının altın oran olduğu görülmüştür.


11. Tütün Bitkisi: Tütün Bitkisinin yapraklarının dizilişinde bir eğrilik söz konusudur. Bu eğriliğin tanjantı altın orandır.


12. Eğrelti Otu: Tütün Bitkisindeki aynı özellik Eğrelti Otu nda da vardır.


13. Elektrik Devresi: Altın Oran sadece Matematik ve kainatta değil,


Fizik te de kullanılıyor. Verilen n tane dirençten maximum verim elde etmek için bir paralel bağlama yapılması gerekir. Bu durumda Eşdeğer Direnç, yani Reş= yani altın oran olur.


14. Salyangoz: Salyangozun Kabuğu bir düzleme aktarılırsa, bu düzlem bir dikdörtgen oluşturur (-ki biz bu dikdörtgene altın dikdörtgen diyoruz.-) Işte bu dikdörtgenin boyunun enine oranı yine altın oranı verir.


15. MIMAR SINAN: Mimar Sinan ın da bir çok eserinde bu altın oran görülmektedir. Mesela Süleymaniye ve Selimiye Camileri nin minarelerinde bu oran görülmektedir.


INSAN VÜCUDUNDA ALTIN ORAN


Insan gözünün ALTIN ORAN a bu kadar yakın olmasının, estetik açıdan sürekli olarak ALTIN ORAN a uygun şekil ve yapıları tercih etmesinin bir nedenini, yaşadığı çevre olan doğada hemen her an ALTIN ORAN la karşı karşıya olmasının yanı sıra, kendi vücudunun hemen her noktasında ALTIN ORAN a sahip olmasında arayabiliriz. Aşağıda oranlarda insanında ne kadar ALTIN ORAN örneği olduğunu göreceksiniz:


Boy/ (bölü)Bacak boyu


Beden boyu/kolaltı beden boyu


Tam kol boyu(Boyun-Parmak ucu)/Dirsek - Boğaz


Parmak ucu - omuz/Parmak ucu - Dirsek


Göbek - Omuz/Göbek - Bel


INSAN YÜZÜNDE ALTIN ORAN


Ideal ölçülere sahip bir insan yüzünde de sayısız ALTIN ORAN örnekleri görmek mümkündür:


Yüz yüksekliği/Yüz genişliği


Tepe - Göz yüksekliği/Saç Dibi - Göz Yüksekliği


Göz - çene arası/Burun - çene arası


Alın genişliği/Burun boynu


Göz - Ağız/Burun boyu


Burun altı - çene/Ağız - Çene


Yüz genişliği/Gözbebekleri arası


Gözbebekleri arası/Ağız genişliği


Ağız genişliği/Burun Genişliği


Görüldüğü gibi ALTIN ORAN doğanın güzellik ölçüsü durumundadır. Bu yazıyı okuduktan sonra elinize cetveli alıp eninizi boyunuzu ölçmeye kalkmayın.


ALTIN ORAN a uysada uymasa da insanoğlu ve içinde yaşadığı doğa güzeldir. Yeter ki o güzellikleri görelim...


http://www.hekimce.com/index.php?kiid=2626



Bu yoruma 1 cevap yazılmış.

Şaban Aktaş | Mesaj gönder | Arkadaş listeme ekle | Engelle | 30.11.2008 15:18:15
Can hocam bilimsel açıklama getirdiğiniz yoruma, insanın bir yıdızı andıran özelliği nereden gelmekte diye açıklama getirmek istersek,iki elini yana açan insan ayaklarını da yana açarsa, el ayak uçlarından ve tepe noktasından geçen noktalar bir dairesel düzlemin üstünde yer alır ve bu dairenin merkezi doğmadan önce anne rahmine bağlı olduğumuz göbeğimizdir.Ve belirttiğim diğer noktalardan çizilecek doğrular kesişince bir yıdız biçimi ortaya çıkmaktadır.En derin saygılarımla gönül zenginliklerinizin, bilimin ufkunda engin keşiflere ulaşması dileğiyle esenlikler sizin olsun....Beni çok mutlu ettiniz...


--------------------------------------------------------------------------------



...
Sevmek seni yeni adım; başkaldırı
kendimi seni sevmekle tanıdım
seninleydi yolculuğum
iç evrenimin en bilinmez uçlarına
çatladı kılcal damarları beynimin...



Tüm yolcluklarımın biletini sen sağladın
karşılıksız sevmenin karşılığıydı seni sevmem
elde kalem kâğıt
şarkı ,şiir, türkü ağıt
korkusuzca yazıp imzaladığım;
sevmek seni limitsiz kredi kartım...



Seninle ayırdım yeni yeni tatları.
Seninle buldum tinimdeki kanatları.



Sevmek seni, utkuydu sevinçti, kokuydu
tutkuydu; seninle şaha kalktı içimdeki yılkı
şimşek dizgin yüreğim gökyüzünde uçan attı...



Sevmek seni şuâ, sevmek seni dua
bir damla suda
yağdırmak seni her damla yağmurla
doldurmak okyanuslara,
dönüşümdü yerden göğe, gökten yere
örüşümdü yaşamı yeniden çiçek çiçek
görüşümdü
beni ben eden bilinç taşlarını tek tek...



Sevmek seni mendil eylemi; düştü erkti
hava,toprak, su ve ateş, her türlü elementti
her an için hareket, bereket; herc-ü merçti..



Yalayıp beni eriten her türlü gözyaşı
gaz, tuz bez
oyun oyunculuktu
sevmek seni zamanda yolculuktu...



Görecelik,sevmek seni
bir ileri bir geri, gel git
maddeden erke, erkten maddeye beynimde geçiş
kuvantum, diyalektik, metafizik
aklın gelişimi,
icad değil; büyüyen yanını keşfediş...



Sevmek seni tasarım;
deprem, fırtına, sel baskını
yanış uyanış, küldü, güldü kandı; aman tanrım
sevmek seni
tam bir felâket kasırgası, en büyük tufandı,
esaretten kurtulması yeraltında mağmanın
ve
büyüklüğünün sona ermesi
yeryüzündeki dağların,
sevmek seni
nöbetleşe kükreyişi yanardağların...



Sevmek acı
titreyip can çekişirken dondurmak hayatı
dur deyip zamana
boynuna yular takıp çekmek her yana
aşmak tüm sınırları;
sevmek seni, ezelden ebede uzanan
gökleri de yırtarak,
doldurmak boşluğu ardında kalan...



Sevmek seni duyarga;
görmeden avlanması yarasaların
sevmek ten, an/ten; sezgi,
yaşamın tümü katışıksız
sevmek seni, çirkin, temiz kirli
yakışıklı yakışıksız, sevmek tüm insanları
ne varsa âlemde, esmer, kumral sarışın...



Sevmek seni, acı acı tüttürmek tütünü.
Sevmek seni, yok etmek umacı kültürünü.



Sevmek seni, özgürlük özgüven
eşitlik; hiç ayrım gözetmeden
herkesi aynı terazide tartmak
ağıra ağır, hafife hafif demek
geleceğe ümitle bakmak
yüreğini karartmadan
sevmek seni akıp giden zaman
çok istedim, ama onu durduramam...



Onun için, çok büyük sevmelisin; bir uçtan bir uca...
Her şey durduğu an, tanrıdır seni kucağına alan...



ve sen herkesi kucaklayacaksın daha sonra
her şeyi yaşayacaksın kainatta bir bir
açılacak ard ardına bilinçaltında kapılar
sevgi olacaksın tapılan;
yükseleceksin gökleri delerek
tek evi varsa yeryüzünde tanrının, bileceksin ki
o da herkesin taşıdığı biricik yürek...


Sürç-ü lisan eyledimse affola
sevmek seni
özür dilemesini bilmek
sevmek seni bir uç/tan bir uca
aynanın karşısına geçip
sende seyretmek âlemi korkusuzca
ölümsüz uzanmak seninle sonsuza...





Şaban AKTAŞ
25.03.2000


08 Aralık 2008 Pazartesi 00:51:42
derin ve anlamlı bir yazıydı...okuyup anlayanı bol olsun...

aşk dolu bayramlar diliyorum...

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

ESTETİK AMELİYAT: İnsan bedeni yaratılışta belli güzelliklere ve kusurlara vakidir.İnsan bedenindeki bu özellikler yaratan tarafından bilinçli olarak(külli kader) tasarlanıp,şekillendirilmiş ve biçim...
09.12.2008 22:01:23 [ İş Yaşamı ]

HİPNOTİZMA: Günümüzde, özellikle tıbbın ve dolayısıyla ilacın yararlı olamadığı çoğu durumda hipnoz, insanlığa yardımcı olmaktadır. Hipnozun bütün dünyada analjezik, anestezik ve psikolojik tedavide ...
08.07.2009 17:02:11 [ Eğitim ]

Felsefesini uzak doğu ülkelerinden alan Türkiye de adına Alternatif tıp dedikleri evrensel felsefe sisteminde renklerle terapiye Kromoterapi adı verilmektedir. Çok eski çağlardan beri doğu kültüründ...
30.06.2009 02:03:15 [ Sağlık ]

YÜZÜ GÜZELLEŞTİRME SANATI:Şifalı bitkiler anatomisi ile ilgili aldığım eğitim üzerine her zaman ve her yerde bakımlı olan bayanlar için hazırlanması ve kullanışı kolay güzellik bakımı formülleri siz o...
20.12.2008 23:57:43 [ Mutfak ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.