20 Kasım 2019 Çarşamba
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  korkmazers
http://blog.edebiyatdefteri.com/korkmazers/oku/553/sabretmek(strese-girenn-imanindan-suphe-ederm-yazinin-devami) 

 • Hakkımda


korkmazers

 • Yazdığım Diğer Konular
Yaşam (7)
İlişkiler (4)
Sağlık (2)
Din (8)


 
sabretmek(strese girenn imanından şüphe ederm yazının devamı)
11.7.2008 10:48:02  [ Din ]

sabretmek(strese girenn imanından şüphe ederm yazının devamı)

'Gün gelecek Allah'a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum' demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.

Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe 'verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah'ım!' demeye başladı.

Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım.

'Strese girenin imanından şüphe ederim!' başlıklı yazımı anlamayan ve/veya yanlış anlayan arkadaşlar umarım bu sefer beni doğru anlarlar.

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.

Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

'Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

Kekeleyerek: 'Nasıl? Anlayamadım?' diyebildi yaşlı kadın.

'Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

'Yeter! Lütfen dur artık!' diye bağırmak zorunda kaldım.

Ama usta sadece gülümsedi ve; 'Daha değil!' diye cevapladı beni.

'Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:

'Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!'

Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

'Henüz değil!'

'Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek'

Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

'Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!'

'Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve 'Daha değil!' diyordu.

'Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

'Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

'Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!' dedim. Onun cevabı ise aynıydı: 'Henüz değil!'

'Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. 'Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!' diye bağırdım.

Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. 'Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!' diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine 'Daha değil!' diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

'Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

'Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?'

Ona 'Evet' dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve 'Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.'

'Evet bu sensin!' dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.

Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.

Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.

Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.

Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.'



Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

'Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!

Bana zarar vereceğini düşündüm.

Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.

Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.

Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

Teşekkür ederim.'


Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…


Okudunuğunuz yazı toplam 1082 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

13 Temmuz 2008 Pazar 19:28:44
Usta derin konu bunlar,acı çekerken yamulan yanlarımız ne olacak?Her fincan girdiği fırından sağlam çıkmaz !Bazı un ufak daha ele almadan dağılır, fırına bile sokamazsın .Bazısı toprağı uygun değilse erir akar, bazısı çatlar kırılır....Acıların aşk acısı kalbe düşeni tamam; o bir gönül yamngınıdır.İnsanı insan yapan da, yüreği nefsi terbiye eden de bu aşk yangınıdır.Gel gör ki, daha bakıma muhtaç çağda iken annesini ve babasını kaybeden bir bebeğin üvey anne eilnde, sevgiden yoksun büyüdüğünü düşünün, feleği şaşar dünyası alt üst olur...Psikolojik dengesizlik ve mahrumiyetler içinde özgüvenini yaşamboyunca yitirmiş bir kişiliğin oluşmasına doğru giden bir süreç başlar ve öylece biter...ben aşk acısını çok büyük yangınla yaşadım.Fakat hiç de kolay da değil, sonunda şair oldum, çilemi doldurdum, herkesin ulaşamayacağı şeylere ulaştım, bu bile bu çileyi yaşarken elinden yutacak , yaşamını kolaylaştıracak destekçiler ister...Yoksa aşk da çok çileli ve bir çok insan için lüx olmanın ötesinde yokedici intiharlara sürükleyici yanları vardır.İşin tatlı yöntemlari varken Allah kimseyi acılarla terbiye etmesin , amin !Saygılarımla...

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Allah’ın sevgili kullarından biri bir rüya görür; rüyasında kendisine şöyle denir: “Sabah olunca, karşına ilk çıkanı ye, ikinci çıkanı sakla, üçüncü çıkanın dileğini kabul et, dördüncü gel...
24.6.2008 13:47:04 [ Din ]

Ben dini yönleri ağır basan kalabalık bir ailede büyüdüm. Ancak aldığımız bilgiler sadece anlatılanlardı ve herşey günahtı. Çocukluk dönemimden yetişkinlik dönemine kadar sadece günah olan şeylerle bi...
10.6.2008 11:07:32 [ Din ]

Strese girenin imanından şüphe ederim! 'Az' konuşan fakat 'öz' konuşan büyükler vardır. Babam da bunlardan biridir. Çok sık bir arada olamadığımız için benim için bu 'öz' konuşmalar da...
4.6.2008 10:52:30 [ Din ]

Başınız ağrıyorsa; Kendinizi hangi konuda yargılıyorsunuz sorusunun cevabını bulun.. Kendini eleştirme, değersiz görme ile ilgilidir.. Migren türü ağrılar ise mükemmelliyetçi olan ve bu yüzden kendil...
7.6.2008 10:10:03 [ Sağlık ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.