12 Aralık 2017 Salı
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  Kıymet Güzeliş
http://blog.edebiyatdefteri.com/kiymet-guzelis/oku/5797/hafta-sonu-veya--gun-ici-kosmaliyiz-- 

 • Hakkımda


Kıymet Güzeliş

 • Yazdığım Diğer Konular
Kültür-Sanat (1)
Sağlık (1)


 
HAFTA SONU VEYA GÜN İÇİ KOŞMALIYIZ..
02.07.2017 07:24:01  [ Sağlık ]

HAFTA SONU VEYA GÜN İÇİ KOŞMALIYIZ..

Bu nasıl dinlenme ve
Farkında olup, düşündüğünüz oldu mu?

Hafta sonları başlayan koşu alışkanlıklarımızı; hafta içi günlerinde de iş dönüşü veya işe gitmeden vakit bulmak için caba harcasak, sağlıklı, pozitif, mutlu insanlar olmanın ilk kuralını hayatımıza monte etmiş olmaz mıyız?

Yaşanılan büyük şehirlerde; bazı çalışanlar için hafta sonu tatili cumartesi sabahı ile başlar. Bazı çalışanlar içinse,öğle saatlerinde eve dönüş sonucunda başlar.
Büyük şehirlerde çalışanlar için hafta sonu tatili büyük gün olur. Ve kendilerine ayırdıkları bu büyük günde,yapmak istedikleri her şeyi bugüne saklarlar. Yapılacak alış verişler, gezilecek arkadaşlar, dostlar, akraba ziyaretleri. Aile ile yapılacak bir kahvaltı. Hasta ziyaretleri, edinilecek yeni kurs ile alınacak ek öğrenimler.v.s.
Zaman ile yarışır halde insanlar. Kendilerine zaman dilimi ayıramayan birçok kişi, pazartesi sendromu yaşar hale gelmiştir. Bunu Salı ve diğer günlerin sendromunu da eklersek yanlışlık yapmış olmayız. Sevimsiz iş ortamları, çalışılan bedelin tatmin edici kazanca dönüşmemesi. Yolda geçen zamanların gidiş ve dönüşlerde çalışma saatlerinin yarısına denk düşmesi. Şehir yaşamı içinde eski komşu alışkanlıklarına zaman ayrılamaması, sevdiklerimiz ile geçirdiğimiz ortak zaman paylaşımlarını yapamamak. Sadece eve gelindiğinde ertesi günün iş saatlerinin kişilere yüklediği sorumluluk duygusunun halen evde devam eder olması. Kendimize ayırabilecek zamanın kalmaması sonucunda, devinip durur ve( iş-ev döngüsü içinde)monotonluğa dönüşen bir yaşamın kucağında kendimizi buluruz. Bir de cumartesi ve tatil günü alışkanlıklarımızı sadece relaks olmak gibi bir düşünce pençesinde de geçirmeye başlamışsak !!.. Vay halimize…
Hafta sonu dinlenemeyen Vücutlar ve hafta içinde yaşanan monoton yaşam biçimi sonucunda tüm stres yoğunluğumuz artar.
Tüm rahatsızlıkların temel nedenlerinden en sağlam olanı tartışmasız, şehir yaşamı içinde yaşarken stres altında olmamız ile doğru orantılıdır. Bunu besleyen monoton bir yaşam biçimi, egsersiz geçen günler, düzensiz yemek yeme alışkanlıklarımız ve kendimize ait bir zaman dilimi içinde yaşama biçiminden uzak olmamızdan kaynaklanmaktadır. Ve iş yerinde devamlı olarak masa başında çalışma koşullarımızı da ekleyebiliriz.
Bugün cumartesi der ve tüm olumsuz geçen hafta içi günlerinden bağımsız, kendi evimizin sıcacık ortamında, sevdiklerimiz ile başbaşa oluruz. Trafikten uzak, gürültü yok, erken kalkmak yok. İnsan kalabalıklığı yok. Öğle saatlerine doğru yataklarınızdan kalkar, en yakın bakkal ya da marketinize gidip, hafta sonu okuyacaklarınız olan yayınları, gazetelerinizi alırsınız. Hızlı bir şekilde gazetelerinize göz gezdirerek ve her zaman yaptığınız gibi! Yine ‘’Akşam Nerede ve nasıl kimlerle olalım’’düşüncesi içinde; telefon numaraları alınıp, akşam için yemek ve eğlencenin bol olduğu mekânlar aranır, yer ayırtılır.. En acısı da ne biliyor musunuz? Tüm bunları yaparken; ‘’ mutlu, relaks olmak ve rahatlamak adına yaptığımızı düşünerek, dinleneceğiz ‘’ diye bir kültürün esiri olan, farkındalıksız bir yaşamın kurbanları olduğumuzu bilmeden yapar durumda olmamız.
Geç saatlere kadar ya sevdiğimiz arkadaşlarımız ile evlerde toplanır, geç saatlere kadar sohbet eder, oyunlar kurar, oynarız. Veya dışarıda geç saatlere kadar alkol, sigara içerek şehir hayatının izdihamı içinde oluruz.
Bu nasıl dinlenme ve hafta sonu geçirme kültürü? Farkında olup, düşündüğünüz oldu mu?
Böyle bir hafta sonu ve yaşamı içinde, vücut kendini yenilemiş, dinlenmiş ve zinde olamaz.
Hafta içi günlerinde yorulmuş beyinler, kaslar, kemikler, kan dolaşım sistemimiz ve akciğerlerimiz,
Hafta sonu bombardımanına tutularak ; ‘’relaks oluyoruz’’şartlanması içinde olup, ölüme adım adım
Yaklaşmış oluyorlar.Ve farkındalıksızlık içinde de insanlar buna ‘’mutlu olma hali’’içinde yaşam olarak benimsemiş yaşıyorlar.
Aslında pazartesi sendromunu düşünmeden her zaman olduğu gibi cumartesi günlerinde de; erken uyansak, sabah yürüyüşümüzü yapsak, günün erken saatlerinde zamanın farkına vararak gökyüzüne bakarak bakkalımıza gitsek, kendimizi mutlu edecek kahvaltı çeşitlerimizi sağlıklı besinlerden seçsek ve evimizin sıcak ortamında sevdiklerimiz ile kahvaltı etsek, sonra gazetelerimizin bulmaca sayfalarını aile bireyleri ile paylaşarak çözsek. Vücudumuzu, ruhumuzu, beynimizi yenilemiş ve pozitif duruma getirmiş olmaz mıyız?
Hafta sonları başlayan koşu alışkanlıklarımızı; hafta içi günlerinde de iş dönüşü veya işe gitmeden vakit bulmak için caba harcasak, sağlıklı, pozitif, mutlu insanlar olmanın ilk kuralını hayatımıza monte etmiş olmaz mıyız?
Koşu için ayırdığımız vakitleri işten önceki zaman ya da işten geldikten sonra ki zaman olarak hayatımıza aldığımızda; daha mutlu, zinde, sağlıklı ve pozitif bireyler olduğumuzu fark edeceğiz. Ve daha mutlu bireylerden oluşan toplum içinde yaşam sürmeye başlayacağız.
Toplum içinde güler yüzlü, huzurlu, güven içinde hareket eden dinamik ve özgüvenli insanlarla olmuş olacağız.
Birgün bir yerden hepimiz başlamalıyız. ‘’O gün’’ neden bugün olmasın.
Günde bir saat koşu yapan kişiler 400 kalori yakıyorlar. Yemek yolu ile alınan kalsiyum değerleri,
Koşu ile ayaklarını her yere basıp kaldırdıklarında kemiklere gitmekte olup, güçlü kemik yapısının oluşumunda etkin olmaktadır.
Koşu özgüvenimizi geliştirir, hareketlerimizin daha atik ve akıcı davranış biçimine dönüşmesine katkıda bulunur.
Koşu ‘’ Aerobik’’ bir spor koludur. Kalp ve damar sistemimiz çalışır, stres atmamıza katkıda bulunur.
Baldırlar, uyluklar ve kalçalarımız sıklaşır. Akciğerlerimizin kullanılmayan % 50’sini hayata geçirerek, doğal ve zinde olmamızı sağlayarak, bedenimizde biriken toksin maddeleri temizleyerek, kendimizi rahatlamış, canlı hissetmemizi sağlar.
Metabolizmanın faaliyetleri; sinir, kas, kemik, dolaşım ve solunum sistemleri güçlenerek, uyum içinde çalışmalarını sürdürürler.
Stres ve yaşamın zorluklarıyla baş etmede koşmak sizlere yardımcı olacak, öfke ve üzüntünüz etkin bir biçimde azalacak.
Konsantrasyon duygunuz artacak, Yaşamınızı daha disiplinli hale getireceksiniz. Kendinizi keşfetme de yeni bir deneyim olacak.
İyi bir koşu ile iyi bir yaşama başlayabilirsiniz.

Okudunuğunuz yazı toplam 117 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

Bu bloga henüz yazılmış yorum yazılmamış.


Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Afife Jale Türk oyuncu Türk tiyatrosunda sahneye çıkan ilk müslüman kadın oyuncudur. 3 Nisan 1919 tarihinde, Hüseyin Suat'ın Yamalar adlı oyununda, Emel rolü ile ilk kez sahney...
01.07.2017 23:43:08 [ Kültür-Sanat ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.