|
|
| BEŞ KURUŞA /Çapa Ortaköy Arası |
BEŞ KURUŞA /Çapa Ortaköy Arası
hacı ali | hacı ali bayram 07 Nisan 2010 Çarşamba 04:59:56
Yazıya yorumdur..
Yazıdaki ''beş kuruş'' başlığını görür görmez tereddütsüz tıkladım..Çünkü benim de beş kuruşluk bir anım vardı..46 yıllık anım canlanmıştı.1964 yılıydı..Ortaköyden traleybüse binmiştim..Aksaraya gidiyordum...15 yaşında bir anadolu çocuğu olan ben kırk kuruşla yola çıkmıştım.Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda bir ağabeyde alacağım vardı..Aylar önce on lira ödünç para istemişti..Vermiştim..Çok geçmeden bizi Ortaköy İlköğretmen okuluna nakletmişlerdi..Paramı alamadan ayrılmıştım..Aradan epeyce zaman geçmişti.Ve o ağabey getirip paramı vermemişti..Benim ise iki aydır memleketten param gelmiyordu..Yatılı okuduğum için aç değildim ama,yine de aylık 20 lira harçlığa alışıktım..Kalem defter,çay simit parasına ihtiyacım oluyordu..Kolanın 60 kuruş olduğu o yıllarda arasıra kantine girmek zorunda kaldığım oluyordu.
Kırk kuruşu bir arkadaşıma sıkılarak yaklaşıp borç almıştım..20 kuruş giderken paso bilet alacaktım..20 kuruşu ise alacağımı alamamak ihtimaline karşı kullanacaktım..Aksaray Çapa arasını yürürüm nasılsa..O zamanlar biletçiler vardı otobüs ve traleybüslarde..25 kuruşu verdim biletçiye,biletimi aldım..Ama ne o, adam beş kuruşu çevirmedi..Başında beklemeye başladım.İlerleyelim beyler lafını en az 50 defa söyledi aksaraya kadar. Ama inatla beş kuruşumu geri vermedi..Utanıyordum..''Beş kuruşumu versene be adam'' diyemedim..Sürekli gözünün içine bakıyordum.Sabırla,öfkeyle,rica ile,korkuyla baktım baktım..Ama adam kaşarlanmıştı..Alışıktı her türlü bakışa..Utanması yoktu..Aksarayda,son durakta hala yanındaydım ama kimseye beş kuruşunu geri vermiyordu ki benimkini versin..Ne hikmetse hiç kimse de istemiyordu.Malesef benimkini de vermedi ve ben de utandığım için isteyememiştim..
İçime bir korku düştü..Çapa Eğitim enstitüsüne varıncaya kadar teredütlü korkularla başımı yerden kaldırmadan yürüdüm.Ya paramı alamazsam..
Alamadım..Alacaklı olduğum saygısız adam tiyatroya gitmiş..İstanbul o zamanlarda da hem beyefendi hem eşkiya üretirdi.Ancak beyefendilerin sayısı diğerlerine baskındı..En küçük bir kabalık yapana ''başka istanbul yok''denirdi.benim eşkiyam; Beyoğlundan gece ayrısından sonra dönermiş..Halbuki ben o cumartesi akşam saat altıda okulun yüksek duvarlıklı bahçe kapısı yatılı öğrencilerin üzerini kapanmadan önce okulda olmam gerekiyordu..Ve zamanım çok az kalmıştı..Trafik o zamanlarda bile istanbulun en önemli dertlerindendi..Elektrikler kesilirse sıra sıra traleybüsler yollarda modern kervanlar oluştururdu..
Önce hızlı hızlı yürüdüm..Un kapanından Karaköye yürüme yarışçıları gibi geldim..Baktım ki geç kalacağım sonrasını koştum..Altıya on kala okula çok yakınlardaydım..Ama ayaklarım kabarıp patladığından yürüyecek halim kalmamıştı.değil ki koşmak..Okula dönen arkadaşlarım halimi görerek koluma girip tam saatinde okul bahçesine girmemi sağlamışlardı..
Karnım açtı..Çok acı çekmeme ramen yemekhaneye gitmek zorundaydım..Sık sık gözyaşlarımı tutamıyor gizli gizli hıçkırarak ağlıyordum..Yemekhanenin önünde beklerken yüzümü duvara dönerek ağlamak zorunda kaldım..Yaram soğudukça dayanılmaz acılara dönüşmüştü..Öyelesine yara olmuştu ki ayaklarım,revirden dört gün sonra taburcu olabilmiştim.. Yazıyı okuyup bitirince kendi kendime ayıflandım .Neden ben o gün elimi açıp gökyüzünden istemedim diye..Allahtanda mı utanmıştım,yoksa mucizelere mi inanmıyordum...
Bana yeniden yaşattığınız bu anım için ve güzel kaleminize teşekkürler.Hayatım boyunca sıkıntılı yaşadım..Beşkuruşların önemini kavradığım o hatıra sayesinde kimseye muhtaç olmamak için her türlü tasarrufu yaparak yaşadım..Halen hayatımı tasarrufa borçluyum..Binyüz lirayla Alanya da yaşamak bugün de kolay değil.Ekmek 80 kuruş..domatas 2 lira..muz iki lira..biber beşlira.sıagara 4.25 lira..ve aylar hala 30 günde bir gelmeye devam ediyor......
|
Okudunuğunuz yazı toplam 194 kere görüntülenmiştir.
Bu bloga henüz yazılmış yorum yazılmamış.
|
Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
|
|