09 Şubat 2012 Perşembe
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  hacı ali
http://blog.edebiyatdefteri.com/haci-ali/oku/2928/turk-silahli-kuvvetleri-ve-israil-lobisi 

 • Hakkımda


hacı ali

 • Yazdığım Diğer Konular
Astroloji (1)
Bilim (21)
Eğitim (1)
Yaşam (11)
Haber (188)
İlişkiler (94)
Sağlık (1)
Günlük (2)
Din (47)


 
Türk Silahlı Kuvvetleri ve İsrail Lobisi
20.10.2009 05:24:16  [ Haber ]

Türk Silahlı Kuvvetleri ve İsrail Lobisi

Prof. Nevzat TARHAN
19 Ekim 2009


Tesadüfle açıklanamayacak olaylar ve değişimler yaşıyoruz. Peki, Olaylar seyrederken neler değişti? Prof. dr. Nevzat Tarhan, yaşanan olayları, değişimleri ve nedenlerini analiz etti:
Tesadüfle açıklanamayacak olaylar ve değişimler yaşıyoruz.

Birinci olay AB Komiseri O’nell Türkiye’nin halkı ve yargısı ile birlikte askeri müdahalelerle hesaplaşabilmesine resmen vurgu yaptı.

İkincisi Türkiye bazılarının ‘Yeni Osmanlıcılık’ dedikleri ve aslında uluslararası güç odaklarının menfaatlerine de paralel yeni uluslar arası dış politika atağını sürdürüyor. Dışişleri bakanı “Gazze de insanlık trajedisi sürerken İsrail ile askeri bir ilişki içinde olamayız” diyor. Bu görüş toplum çoğunluğunun görüşüne paraleldir.

Üçüncüsü PKK dağdan inmeye başladı. Hem Ortdadoğu hem de Güneydoğu da ciddi bir barış seçeneği ortaya çıktı. Hatta Obama’ya Barış nobeli verilerek dünyada Barış talebi güçlü bir toplumsal irade haline geldi.

TSK kışkırtılmak isteniyor

Dördüncüsü TRT’de Gazze olaylarını konu alan ‘Ayrılık’ dizisi ‘Gerçeklik’ ilkesine uygun olarak abartmadan konuyu yansıttığı halde İsrail’in ve Türkiye’deki yandaşlarının aşırı tepki vermesi.

Beşincisi İsrail Haartz gazetesi “Atatürk şimdi mezarında ters dönüyordur” diyerek hassasiyetleri kaşıyor. İsrail eski konsolosu Amihai “TSK giderek İslamlaşıyor” açıklaması yapıyor.

Olaylar seyrederken neler değişti?

Ekonomik krizin rolü:

Birinci değişim bütün dünya kamuoyunda İsrail politikalarını kınayan ve ekonomik krizin sorumlusu olarak İsraili ve Yahudi dayanışmasını gören kanaatin yaygınlaşması idi. BM bu kanaate sessiz kalamazdı.

İkinci değişim hükümet yedi senedir kendisini İsrail ile iyi geçinmek zorunda hissederek sürekli taviz verdi, hayır demedi. Uluslararası İsrail lobisine hep evet demek zorunda olduğunu hissetti. Fakat İsrail lobisi doymak bilmiyordu.

İsrail’in sözel uyarıları dinlememesi davranışsal uyarıları gerektiriyordu. BM İnsan Hakları Konseyi de aynı kanıya vararak Gazze olaylarını insanlık suçu ilan etti. Misket bombalarını ve sivil hedeflerin bombalanmasını şiddetle kınadı. Cezai yaptırımları önerdi.

Üçüncü değişim TSK’nın bütün kışkırtmalara rağmen sağduyu ile hareket etmesi, dünyadaki dış politika değişimlerini iyi okuması, ABD ve AB üst yönetimlerinin ve dünya toplumunun barışı ciddi olarak hedeflediklerini anlaması idi.

Dördüncü değişim politik psikolojide karşılığı olan Yahudi ahlakına uygun davranılması idi.

‘Yahudi kardeşlerimiz izin verirlerse onları eleştirmek istiyorum’

Birincisi dünya Yahudileri etnik narsisizmlerini fark etmelidirler. Benim bu görüşüm antisemitizm değildir, bilimsel gerekçelerimi okumadan kanı sahibi olmamak gerekir.

İkinci eleştirim: Dünyada savaş Almanya’sında doruk noktasına çıkmış çirkin olan antisemitizm vardır ve gerçektir. Fakat antisemitizm sebep değil sonuçtur. Yahudilerin etnik narsisizmi antisemitizmi besliyor. Antisemitizm de Yahudilere hata yaptırıyor.

Üçüncü eleştirim: Narsisizmin dört ana özelliği kendilerinde var mı özeleştiri yapmalarını bekliyorum. 1- Kendilerinin özel ve önemli olduğuna dair büyüklük duygusu taşıma, 2- Hayal dünyalarında güç, başarı, şöhret, para, güzellik gibi değerlerin ön planda olması, 3- Empati yapamama yani başkalarının duygularını, haklarını ve ihtiyaçlarını anlayamama ve dikkate almama. Hep ayrıcalık beklentisi içinde olma, 4- Eleştiriye aşırı duyarlı olma, basit ve haklı eleştirileri bile düşmanlık olarak yorumlama.

Dördüncü eleştirim: Özellikle dindar Yahudiler Tevrat metninin vurguladığı etnik gururu hep hissederler. Sıradan olmamak için çok çalışırlar. Dünyadan hep ayrıcalık beklentisi içindedirler. Gerekirse çatışma çıkararak güçlerini devam ettirmeyi doğal kabul ederler. Laik Yahudilerin daha objektif olmaları gerek miyor mu?

Bugün çıkamadığımız ekenomik krizde yahudi ahlakının ve para piyasalarında bencil, doyumsuz, açgözlü uygulamalarının rolünü ekonomistler vurguluyorlar.

Yahudilerin etnik narsisizmine karşı değişim motivasyonu vermek için üç önemli şey,
1-Değer verdikleri şeyin kaybının çok yakın olduğunu hissetmeleri. Yahudi dünyası eğer ciddi barış şüreci başlatmazsa çok değer verdikleri kutsal topraklarını tekrar kaybeceklerdir.

2-Eleştirilerde ciddi olunduğu anlatılmalı, yapılan hatalar maddeler halinde kararlı ve tutarlı bir şekilde açık açık yazılmalı. Yani açık diplomasiye devam edilmeli. Kararlı, tutarlı ancak soğukkanlı politikalar İsrail Lobisi’nin oyununu bozar.

3-Yahudilere her istediklerinin onların menfaatlerine uygun olmadığı ısrarla ve tekrarla söylenmelidir. TRT’deki ‘Ayrılık’ dizisi gerçeklik ilkesine uygun devam ederse kesinlikle geri adım atılmamalıdır. Karşı lobicilik olarak Türkiye’nin elini güçlendirmektedir. Lobicilik menfaat paylaşımlarının yeniden dağıtılmasını sağlar.

Başı dik Genelkurmay Başkanı

28 Şubat 1997 günleri Genelkurmay özellikle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı koridorları Yahudi subay doluydu. Generallerimizin İsrail lobisinin maşası olmamaları ve İsrail lobisinden korkarak doğrulardan vazgeçen politikaların değişmesi sevindiricidir.

Ağlama duvarının önünde boynu bükük Genelkurmay Başkanı çok şükür bu defa başı dik durabiliyor. İsrail uçaklarına izin vermedi.

Dünya barışı için, milli egoları çok büyük, egolarını kutsallaştırmış ve gururları akıllarının önünde olan Yahudilere dünyanın bir parçası olmaktan mutlu olmayı ve yetinmeyi başarmalarını diliyorum.

Yahudi dünyasına değişim motivasyonu vermek için ilkeli barış politikalarına devam edilmelidir. Tarihte büyüklerini dinlemeyen İsrail oğulları atalarının akıbetlerini tekrar okumalılar. Böyle giderse onlara bir Hz. Danyal gerekecek.

(Not: Narsisizm bir hastalık değildir, kişilik bozulmasıdır. Tedavi edilmez kişi ancak talep ederse rehberlik yapılır. Sanıldığının aksine başarı için gerekli değildir. Kişiyi başarılı ama mutsuz ve yalnız yapan kişilik yapısıdır.)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
ntarhan@gmail.com

Okudunuğunuz yazı toplam 216 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

21 Ekim 2009 Çarşamba 17:21:51
Teşekkürle sayın hicret&vuslat
ve sağolasınız sayın Dilipak
20 Ekim 2009 Salı 21:57:14
Türkiye ne bir muz cumhuriyeti, ne de İsrail’in sömürgesidir..
İsrail’in artık bazı şeyleri anlaması gerekiyor..
TRT’deki bir diziye karşı gösterdikleri öfke ve tepki aslında bir bakıma gördükleri manzaraya karşı vicdanlarının kanadığını gösteriyor..
Ama yapmaları gereken, filme tepki göstermek değil, yaşanan bu gerçeklerin sorumlularına yöneltmeleridir öfkelerini..
TRT’de yayınlanan dizideki sahnelerin tartışma haberlerinin basında yer aldığı gün, bir başka haber daha vardı basında.. BM İnsan Hakları Komisyonu, İsrail’i insan hakları ihlalleri sebebi ile mahkûm eden bir karar almıştı..
TRT’ye yansıyan gerçekler, aslında evrensel bir öfkenin altını çiziyordu..
İsrail bu gerçeğin üzerini öfkeli açıklamalarla örtemez..
İsrail’i eleştirmek ne zamandan beri anti semitizm oluyor?..
İsrailliler TRT’yi eleştirmeden önce Tevrat’ı toplatsınlar, güçleri yetiyorsa.. Tevrat’ta bu kavmin içinden bazı toplulukların nasıl taşkınlıklar yaptıkları anlatılır bize.. “Dinle ey İsrail” diye sert bir şekilde uyarır..
Bugünki İsrail’in yaptıklarının, dün o uyarılan topluluklardan ne farkı var!
Daha önce yine aynı başlıkla şunları yazmıştım: “Onlar Kur’an`a iman etmediler. Bari ‘iman ettik’ dediklerine uysalardı, ama ‘kan dökmeyeceksin’ dendiği halde kan döküyorlar.” (İşaya Bab 1) “Ah ey suçlu millet! Haksızlığı yüklenmiş olan kavim, kötülük işleyenlerin zürriyeti, baştan çıkmış çocuklar! Rabbi bıraktılar da İsrail`in Kuddus`unu hor gördüler. Yabancılaştılar ve gerilediler. Niçin sapıklığı artırarak yine vurulmak istiyorsunuz? Rabbinizin şeriatına kulak verin. Temizlenin. Kötülük etmekten vazgeçin. İyilik etmeyi öğrenin, adaleti arayın. Ezilmiş olana doğruluk edin, öksüzün hakkını koruyun. Dul kadının davasına bakın.. Fakat asi olursanız sizi kılıç yiyip bitirir.. Sadık şehir nasıl fahişe oldu. O şehir ki; hakla dolu idi. Şimdi ise adam öldürenlerle dolu. Gümüşün curuf oldu. Reislerin asi, ortakları hırsız! Her biri rüşvet yiyor.. Öksüzün hakkını vermiyorlar. Ve dul kadının davasına sahip çıkmıyorlar..”
İman ettik dedikleri kitapta (Levililer 27-33)’de böyle denmedi mi? “Ve eğer bununla da beni dinlemezseniz ve bana karşı yürürseniz, o zaman ben size karşı öfke ile yürüyeceğim. Ben de suçlarınız için sizi yedi kat tedip edeceğim. (...) Ve yüksek yerlerinizi yıkacağım. Ve güneş putlarınızı devireceğim. Ve leşlerinizi putlarınızın leşleri üzerine koyacağım. Ve canım sizden nefret edecek. Ve şehirlerinizi çöl edeceğim. Ve makdislerinizi ıssız bırakacağım. (...) Ve ben diyarı ıssız bırakacağım. Ve onda oturan düşmanlarınız bundan dolayı şaşacaklar. Ve sizi milletler arasında dağıtacağım. Ve ardınızdan kılıç çekeceğim. Ve diyarınız ıssız olacak. Ve şehirleriniz çöl olacaklar.”
“Çünkü memlekette hakikat ve iyilik ve Allah bilgisi yok. Lanet ve yalan ve adam öldürme ve hırsızlık ve zinadan başka bir şey yok. Zorbalık ediyorlar ve kan üstüne kan döküyorlar. Bundan ötürü memleket yas tutacak (...) Onda oturan herkes zebun düşecek.” (Hoşea Bab 4) “Allah’ın Şeriatını unuttun, ben de senin oğullarını unutacağım. Onların izzetini utanca döndüreceğim. (...) Yiyecekler doymayacaklar, zina edecekler ve çoğalmayacaklar. Çünkü Rabbi dinlemeyi bıraktılar!” (Hoşea Bab 4). “İsrail kirlendi (...) Çünkü sahtekârlık ediyorlar. Ve evlere hırsız giriyor, dışarıda ise haydut çeteleri soyuyor” (Hoşea Bab 6-7)..
“Çünki İsrail kendini yaratanı unuttu ve saraylar yaptı ve Yahuda duvarlı şehirlerini çoğalttı. Fakat onun şehirleri üzerine ateşi göndereceğim. Ve onun saraylarını yiyip bitirecek (...) kötülük ektiniz, fesat biçtiniz. Komşusunun sınırının yerini değiştiren lanetli olsun. Bütün kavim amin diyecek (...)
Garibin, öksüzün ve dul kadının hakkını yiyen lanetli olsun ve bütün kavim amin diyecek (...) Gizlice komşusunu vuran lanetli olsun, bütün kavim amin diyecek. Suçsuz adamı öldürmek için rüşvet alan lanetli olsun. Bütün kavim amin diyecek. Bu şeriatın sözlerini yapmak için onları tasdik etmeyen lanetli olsun ve bütün kavim amin diyecek.” (Tesniye Bab 28)
“Rabb seni düşmanlarının önünde kırdıracak. Onlara karşı bir yoldan çıkacaksın ve onların önünde yedi koldan kaçacaksın. Ve dünyanın bütün ülkelerinde serseri olacaksın. Ve göklerin bütün kuşlarına ve yerin vahşi hayvanlarına leşin yem olacak. (...) Rabb seni çılgınlıkla ve körlükle ve yürek şaşkınlığı ile vuracak. (...)
Yollarında muvaffak olamayacaksın. Ve ancak daima sıkıştırılmış ve soyulmuş olacaksın. Ve seni kurtaran olmayacak. Bir kadınla nişanlanacaksın, onunla bir başka adam yatacak. Ev yapacaksın ve onda oturmayacaksın. Bağ dikeceksin ve fakat faydasını görmeyeceksin. (...)
Aranızda olan garip sana üstün oldukça üstün olacak. Ve sen aşağı indikçe aşağı ineceksin. O baş olacak, sen ona kuyruk olacaksın. Ve bütün bu lanetler senin üzerine gelecek. Ve sen helâk oluncaya kadar seni kovalayıp sana yetişecekler. Çünkü sana emretti, emirlerini tutmak için Allah’ın Rabbin sözünü dinlemedin.” “...Yahuda hâlâ Allah’a ve sadık olan Kuddus`a karşı dizginsizdir.” (Hoşea Bab 11)
Bunlar TRT’nin Ayrılık dizisinden alıntılanan cümleler değil..
Daha size bunun gibi, onlarca cümle getiririm..
Şimdi düşünün, bu söylenenlerden, lanetlenenlerden ne farkınız var!
Böyle giderseniz helak olacaksınız..
Birleşmiş Milletler’e bağlı İnsan Hakları Kurulu, gündeme aldığı Güney Afrikalı yargıç Richard Goldstone başkanlığındaki BM heyetinin Gazze’ye ilişkin hazırladığı raporun, 6 muhalif ve 11 çekimser oya karşılık 25 oyla kabul edildiğini unutmayın..
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve göreceksiniz gelecek günler, bugün yaşananlardan daha çok acıtacak.. Çünki, gün döndü!
Şimdi “Ayrılık” vaktidir. Kimilerinizin okuyup durduğu kitapta ne yazıyordu: “İsrail kralı tan vaktinde mutlaka helâk olacak!” (Hoşea Bab 10).. Bu gazabtan kurtulmak için zulmetmekten vazgeçin!
Başkalarını tehdit etmekten, gerçeklerin üzerini örtme çabasından vazgeçin. Meydan okumaktan vazgeçin de kendi halinize bir bakın.
Yokuş aşağı koşar gibi kendi cehenneminize doğru koşuyorsunuz, kendi sırtınızda, kendi cehenneminize odun taşıyorsunuz..
Selâm ve dua ile..


ABDURRAHMAN DİLİPAK

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın geceleyin namazdan çıkınca şu duayı okuduğunu işittim: "ÂlIahım! Senden, katından vereceğin öyIe bir rahm...
08.03.2009 00:23:48 [ Din ]

SOL AYAK BAŞPARMAĞI nı deprederek okunan esmalar ve kelimeler. Bilesin ki azizim; Sol ayak Allahın dört büyük meleğinden İsrafil makamıdır. İnsanın nefsi ve küfür ehlinin makamı dahi burasıdır...
07.01.2009 15:44:21 [ Din ]

Esra'ya Mektuplar-5 Tarih:24 Kasım 2008 Pazartesi 01:39:48 RE:RE: utancım yüzümde, ama sizinle paylaşmak istiyorum hocam... Nefsime, muhatabına, kendime yazdıklarım... Hep içimde o...
13.01.2009 10:51:56 [ İlişkiler ]

Hasan Karakaya - Vakit hasankarakaya@vakit.com.tr 2010-02-22 -------------------------------------------------------------------------------- HSYK, Danıştay, Yargıtay… Haksızlar, çü...
22.02.2010 14:22:37 [ Haber ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.