20 Ocak 2020 Pazartesi
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  hacı ali
http://blog.edebiyatdefteri.com/haci-ali/oku/1223/efendimiz(sav)-nazik--zarif-ve-ince-ruhluydu 

 • Hakkımda


hacı ali

 • Yazdığım Diğer Konular
Astroloji (1)
Bilim (21)
Eğitim (1)
Yaşam (11)
Haber (187)
İlişkiler (95)
Sağlık (1)
Günlük (2)
Din (47)


 
Efendimiz(sav) Nazik, Zarif ve İnce Ruhluydu
14.12.2008 21:15:28  [ Din ]

Efendimiz(sav) Nazik, Zarif ve İnce Ruhluydu


Efendimiz(sav) Nazik, Zarif ve İnce Ruhluydu
Kur’an-ı Kerim’de, ‘İnsanlara yumuşak davranman da Allah'ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi...’ (Âl-i İmran, 3/159) buyurulurken Efendimiz’in ne kadar yumuşak kalpli ve insanlarla ne kadar kalıcı ilişkilerde bulunduğu anlatılmaktadır.

Efendimiz’in hizmetinde bulunan yakın sahabîlerin naklettiklerine göre Peygamberimiz (sav) insanların en naziği, en zarifi ve en ince ruhlusu idi. Edep ve görgü kuralları O’nun hayâtında en ideal biçimde kendini hissettiriyordu.

Hz. Âişe validemiz, ‘Resulullah’tan daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur. Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince, ‘Buyurun’ diye karşılık verirdi. Bu sebeple Allah, ona, ‘Sen yüksek bir ahlâk üzeresin’ buyurmuştur.’ demişti. Hz. Enes, Peygamberimiz’in (sas) eşsiz nezaketini şöyle anlatıyor: ‘Allah Rasûlü, kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinler, soruyu soran yanından ayrılmadıkça, onu terk etmezdi. Resulullah ile bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini uzattığında, karşısındaki kişi elini çekmeden Resulullah elini çekmezdi.

Biriyle yüz yüze gelince de, karşısındaki, yüzünü çevirip ayrılmadıkça Resulullah o kimseden yüzünü çevirmezdi. Önüne oturan kimseye hiçbir zaman ayaklarını uzatmazdı. Karşılaştığı kimseye önce kendisi selâm verirdi. Ashabıyla tokalaşmaya önce kendisi başlardı.’ ‘Kendisini ziyarete gelenlere ikramda bulunurdu. Oturmaları için çok kere hırkasını sererdi. Bazen de altındaki minderi misafire verir, üzerine oturması için işaret eder, kendisi açık yere otururdu. Sahabîlerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali’ye ‘Ebû Turab’, Abdurrahman b. Sahr’a da ‘Ebû Hüreyre’ gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı.’ ‘Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi.’ ‘Namaz kılarken birisi gelip oturursa, namazı uzatmaz, kısa keserdi.

Hemen namazını bitirip onun ne istediğini sorardı. İhtiyacını gördükten sonra tekrar namazına devam ederdi.’ ‘Medineli bir çocuk gelir, Resulullah’ın elinden tutar, istediği yere götürürdü. Resulullah, ‘gitmem’ demezdi.’ ‘Resulullah birimize kızacak olsa, ‘Bu kardeşimiz kendisini niçin lekeliyor?’ derdi.’ ‘Resul-i Ekrem’e on sene hizmet ettim. Vallahi, bana ‘Öf!’ bile demedi. Yapmakta geciktiğim veya yapmadığım bir emrinden dolayı beni azarlamadığı gibi, ailesinden azarlayan olursa, onlara da, ‘Ona dokunmayın. Bu işi yapması takdir edilmiş olsaydı yapardı’ buyururdu.’ ‘Bir gün bir iş için bir yere gitmemi emir buyurdu. İlk önce, ‘Gitmem’ dedimse de, Allah’ın Peygamberi bana emrettiği için gitmeye karar verdim.

Huzurlarından çıktıktan sonra sokakta birkaç çocuğun oynadığını gördüm ve onları seyretmeye daldım. Derken arkadan birisi iki eliyle başımı tuttu. Döndüğümde baktım ki, kendisi. Gülüyor. Bana, ‘Enesçiğim sana söylediğim yere gittin mi?’ dedi. ‘Hayır, daha gitmedim, gideceğim’ dedim. Ben ona senelerce hizmet ettim. Vallahi bir defa olsun yaptığım bir iş için ‘Niçin yaptın?’ yapmadığım bir iş için ‘Niçin yapmadın?’ dediğini hatırlamıyorum. Bana hiçbir zaman kötü söz söylemedi. Fiske vurmadı. Azarlamadı, yüzünü bile asmadı.’

Peygamberimiz’in bir başka nezaketini ve güzelliğini annemiz Hazret-i Âişe anlatıyor: ‘Peygamber Efendimiz kendi eliyle ne bir hizmetçiye, ne de bir kadına vurmadığı gibi Allah yolunda savaşmaktan başka elini sertçe herhangi bir şeye vurduğunu da görmedim.’ ‘Peygamber Efendimiz iki şey karşısında tercihte bulunacağı zaman-günah olmamak şartıyla o iki şeyden hangisi daha kolaysa o şey daha çok hoşuna giderdi. Fakat günah olduğu zaman bütün gücü ile o şeyden uzak dururdu.’

‘Peygamber Efendimiz kendi şahsı için kimseden öç almazdı. Ancak kendisine getirilen kimse Allah’ın yasak ettiği bir şeyi işlemişse o kimseden Allah için öç alırdı.’ ‘Peygamberimiz davetlilere ve misafirlerine karşı da nazik davranırdı. Davet edilenler arasında bazıları, kalkıp gidilmesi gerektiği halde kalkıp gitmeseler dahi Peygamberimiz onlara doğrudan gitmelerini hatırlatmaz, nazik davranarak dolaylı bir biçimde hissettirirdi.’ (Hadisler, Mehmet Paksu’nun ‘Peygamberimizin Örnek Ahlakı’ adlı eserinden alınmıştır.)

Okudunuğunuz yazı toplam 1087 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

15 Aralık 2008 Pazartesi 05:28:19
tebrıkler alı bey guzeldı peygamber efendımız kuranın ahlakıyla ahlaklanmısdır ıns bızde oyle oluruz.

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Toplam nüfusu 300 milyon olan Arap ülkelerinin, nüfusu 7 milyonu bulmayan İsrail’in, Filistin ve Lübnan’da sergilediği vahşete neden sessiz kaldığını kamuoyu merak ediyor. Cevabı ç...
4.2.2009 18:47:37 [ Haber ]

süveyda.(m) ( 3/29/2009 ) --------------------------------------------- ah benim hocam sizden daha iyi kim anlar bu süveyda’yı kim? siz beni anlarsınız,neyi neden yazdığımı bilirsiniz...
1.4.2009 16:40:39 [ İlişkiler ]

''Dünyanın yeni lideri" 19 Haziran 2010 Cumartesi, 15:45 GÜNCEL Newsweek dergisinin Rusya versiyonu Russkiy Newsweek'in siyasi yorumcusu Mihail Zıgar, Türkiye'nin yeni bir güç olarak ulusl...
19.6.2010 17:07:43 [ Haber ]

Fatih BAYHAN Haber 7 Filistin bayrağını niçin değiştirmeli? Bu yazı aslında çok önceleri gündeme gelmeyi hak etmiş bir yazıydı. Lakin Gazze olayları dolayısıyla oluşan duygusal havayı b...
7.3.2009 21:21:56 [ Haber ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.