20 Aralık 2014 Cumartesi
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  gonulanras
http://blog.edebiyatdefteri.com/gonulanras/oku/3587/gonul-anras)7-gun-24-saat--hasta-basinda-turkiye&-8217;de-hemsirelerin-calisma-kosullari 

 • Hakkımda


gonulanras

 • Yazdığım Diğer Konular
Alışveriş (2)
Astroloji (1)
Bilim (4)
Eğitim (3)
Yaşam (5)
Haber (3)
İş Yaşamı (9)
Kültür-Sanat (1)
Sağlık (14)
Çocuk (6)
Günlük (2)


 
Gönül Anras)7 GÜN-24 SAAT/ HASTA BAŞINDA TÜRKİYE’DE HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI
02.05.2010 01:46:27  [ Yaşam ]

Gönül Anras)7 GÜN-24 SAAT/ HASTA BAŞINDA TÜRKİYE’DE HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI


İÇİNDEKİLER SAYFA
Önsöz x
Giriş
BÖLÜM 1
1.1. VARDİYA – NÖBET ŞEKLİNDE ÇALIŞMANIN BİREY ÜZERİNE ETKİLERİ
1.1.1. Fizyolojik Etkiler
1.1.2. Sosyal Ve Psikolojik Etkiler
1.2. VARDİYALI, GECE ÇALIŞMA, UZUN SÜREN ÇALIŞMA SAATLERİ VE GÜVENLİK
1.2.1. Hasta Güvenliğine Etkileri 1.2.2. Hemşirelerin Kendi Güvenliklerine Etkileri

1.3. VARDİYALI, UZUN SÜRE VE FAZLA ÇALIŞMANIN ETİK YÖNÜ
1.4. HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARININ HEMŞİRELİK MESLEĞİNE YANSIMALARI
1.4.1. Çalışma Koşulları ve Toplumda Hemşirelik İmgesi / Algılanışı
1.4.2. Çalışma Koşulları ve Bakım İşlevi
1.4.3. Çalışma Koşulları ve Sağlık Ekibi
1.5. ÜLKEMİZDE HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI VE YASAL DÜZENLEMELER
1.5.1. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
1.5.2. 4857 Sayılı İş Kanunu
1.5.3. T.C. Anayasası ve Hemşirelerin Çalışma Koşulları
1.6. HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI VE ULUSLAR ARASI DÜZENLEMELER

BÖLÜM 1I
2.1. VARDİYALI VE NÖBET SİSTEMİ ŞEKLİNDEKİ ÇALIŞMA DÜZENİNİN HEMŞİRELER ÜZERİNE ETKİLERİNİN BEKİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ÇALIŞMA
2.1.1. Amaç
2.1.2. Yöntem
2.1.3. Araştırmaya Katılanların Demografik Özellikleri
2.1.4. Bulgular
2.1.4.1. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Fiziksel Sağlıkları Üzerine Etkileri
2.1.4.2. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Psikolojik Sağlıkları Üzerine Etkileri
2.1.4.3. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Sosyal Yaşamları Üzerine Etkileri
2.1.4.4. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Kendi Güvenlikleri Üzerine Etkileri
2.1.5. Sonuç ve Öneriler
KAYNAKÇA Giriş
Hastaneler, haftada 7 gün 24 saat hizmet veren, verilen hizmetlerin devam edebilmesi için vardiya veya nöbet sistemiyle çalışmanın zorunlu olduğu kurumlardır. Sağlık personeli normal çalışma saatleri ve günleri dışında çalışmak durumunda kalan, yaşamsal tehdidi bulunan görev ve sorumluluklara sahip, zamanla yarışan, farklı teknolojilerin kullanıldığı, yoğun stres ve baskı altında çalışan bir gruptur (Josten, E.et.all, 2003). Yapılan araştırmalar vardiyalı veya nöbet sistemiyle çalışmanın, bireylerin fizyolojik, psikolojik sağlıkları üzerinde olumsuz etkilere yol açtığını ve bu durumun hem çalışanların hem de hastaların güvenliğini olumsuz etkilediğini belirtmektedir (Blachowicz, E., Letizia, M. 2006,Knutsson, A.2003 ).
Araştırmalar daha çok sağlık personelinin çoğunluğunu oluşturması yanında, hem kadınların çoğunlukta olduğu, hem de işleri dışında farklı rol, sorumluluklar yüklenen ve tükenmişlik sendromunun yoğun olarak yaşandığı bir meslek grubu olduğu için hemşirelere odaklanmaktadır. Özellikle iş doyumunda azalma ve tükenmişlik nedenlerinden birisi olarak görülen vardiyalı çalışma ve nöbetli çalışmanın etkilerinin araştırılması ve bu etkilerle baş edebilmek için gerekli önlemlerin alınması hemşireler ve yöneticiler için büyük bir önem taşımaktadır(ILO, 2001).
Hastanelerde hemşireler, sağlık ekibi içerisinde hasta bireyin ve ailesinin her türlü problemlerinde 24 saat boyunca ilk başvurdukları ve bu görevi nedeniyle sağlık ekibi içerisinde iletişimi sağlayarak kilit rol oynayan sağlık personelidir. Hemşirelik çalışma ortamından kaynaklanan pek çok olumsuz faktörün etkisiyle yoğun iş yüküne sahip stresli bir meslek olarak nitelenmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) hemşirelerin çalışma ortamına ait başlıca stressörleri yöneticilerle yaşanan çatışmalar, rol çatışması ve belirsizliği, aşırı iş yükü, hastalarla çalışma nedeniyle yaşanan duygusal stres, yoğun bakıma gereksinimi olan ve ölmekte olan hastalarla çalışma, hastalarla yaşanan çatışmalar ve vardiya ile çalışma olarak tanımlamaktadır (ILO, 2001).
Nöbet Resmi olarak kabul edilen çalışma günleri (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma) ve çalışma saatleri (08.00- 17.00 / 07.00-16.00) dışında yer alan çalışma gün ve saatlerinde görev yapma durumu
Vardiya/ şift çalışması Normal gündüz saatlerinin dışında, dönüşümlü olarak gündüz, akşam ya da gece çalışma durumu.

BÖLÜM I
1.1 VARDİYA & NÖBET ŞEKLİNDE ÇALIŞMANIN BİREY ÜZERİNE ETKİLERİ
Sağlıklı yaşam koşulları, gündüz aktif yaşamayı ve gece uyuyarak vücudun dinlenme ve yenileme işlemlerinin yapılmasını gerektirir.
Bireyin temel bedensel fonksiyonlarının belirli bir düzeni vardır ve günlük hayatını sürdürmesi için gün boyu vücutta bazı değişiklikler olmaktadır. Biyolojik olayların belirli aralıklarla yinelenmesine “biyolojik ritm”, günlük aralıklarla yinelenmesine ise “sirkadiyen ritm” denilmektedir (Ursavaş, Ege, 2004). Sirkadiyen ritm birbirini takip eden uyku ve uyanıklık çemberidir. Sağlıklı erişkinlerde uyku, sirkadiyen ritmin belirli bir fazında ortaya çıkmaktadır. Uyku-uyanıklık döngülerinin düzeni ile sirkadiyen ritmin düzeni, dolayısı ile doğal vücut fonksiyonlarının işleyişi arasında yakın bir ilişki vardır (Sarıcaoğlu ve ark., 2005).
Uyku monoton ve pasif bir süreç değil, kendi içinde belirgin bir düzeni olan etkin ve değişken bir süreçtir. Uyku erişkinlerde bedensel dinlenmeyi, hücre yenilenmesini ve organizmanın onarımını sağlamakta, hafıza ve öğrenme sürecinde rol oynamaktadır. Çevresel etkenler, çeşitli hastalıklar veya ilaçlar nedeniyle yeterli ve etkin bir uyku uyunamaması, uyku bozukluklarına, biyolojik ve sirkadiyen ritmin bozulmasına neden olabilir (Ursavaş, Ege, 2004). Bu durumun ortaya çıkmasında etken olan bir diğer neden de hemşirelerde olduğu gibi kişilerin sürekli değişen çalışma düzeninde, vardiyalı ya da nöbet sisteminde çalışmak durumunda kalmalarıdır. Vardiyalı ve nöbetli çalışma sistemlerine yönelik yapılan araştırmalar, bu şekilde çalışmanın çalışanların fizyolojik, psikolojik sağlıklarını, sosyal yaşamlarını ve bireysel güvenliği ve hasta güvenliğini olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır (Yüksel 2004, ICN, 2006, Wilson 2002) .
1.1.1. Fizyolojik Etkiler
Vardiyalı ve nöbetli çalışma sistemlerinin etkilerine bakıldığında özellikle fizyolojik etkiler öne çıkmaktadır. En sık görülen fizyolojik etkilerden birisi uyku bozukluklarıdır. İnsan metabolizması hiçbir zaman gece çalışmasına adapte olamamakta, bu çalışma sisteminin terk edilmesinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra bile vücuda verdiği olumsuz etkiler devam edebilmektedir. Vardiya şeklinde ve nöbetli çalışmanın sonucu gelişen uykusuzluk, uyku düzensizlikleri ve bunun vücut sistemleri üzerine etkileri güçlü bir ölüm sebebi olduğu belirtilmektedir. (Berger, Hobbs 2005, Blochowicz 2006, Müftüoğlu 2003)
Vardiyalı çalışmanın vücut ritimlerini bozduğu bilinmektedir Gece çalışanlar bedenleri uyumak istediği saatlerde uyanık kalmak, bedenleri uyanık olmak istediğinde ise uyumaya çalışmak durumundadırlar. Bu durum sirkadiyen ritmle çatışmaya yol açarak ritmin bozulmasına yol açar. (Pronitis 2001, Wilson 2002). Ritm bozukluğu dışında görülen diğer bir problem de melatonin hormonun salgılanmasının bozulmasıdır.
Melatonin hormonu 23.00-06.00 saatleri arasında karanlık bir ortamda, uyku sırasında salgılanan bağışıklık sistemini, stresi olumlu yönde etkileyen önemli bir hormondur. Kanser ve Alzheimer gibi hastalıklara karşı koruyucu olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır. Araştırmalar, melatonin hormonunun salınımındaki yetersizliğin, osteoporoz, yeme bozuklukları ve çeşitli kanser türleri, erken menopoz, romotoid artrit, depresyon, uykusuzluk gibi bozukluklara yol açtığını belirtmektedir(Reiter, R., Gültekin ve ark. 2006). Bu bozukluklar dışında vardiyalı çalışmanın gebeliği etkilediği; düşüklere, düşük doğum tartılı bebeklerin doğmasına ve erken doğumu tetiklediğine ilişkin kanıtlar vardır ( Knutsson, 2003).
Vardiyalı çalışan kişiler gündüz yeterli derecede ve kaliteli bir şekilde uyuyamamakta ve uykuya dalmakta problem yaşamaktadırlar. Uyku yoksunluğu sonucunda immün sistemin baskılandığı ve birçok probleme yol açtığı bilinmektedir. Değişken saatlerde vardiyalı, nöbetli çalışmanın sağlık üzerine etkilerine ilişkin araştırmalarda gastrit, ülser gibi gastrointestinal bozukluklar, hipertansiyon, koroner kalp hastalıkları, derin ven trombozu ve venöz yetmezlik gibi kardiyovasküler bozukluklar, meme kanseri, kolon kanseri, diabetüs mellitüs, metabolik bozukluklar ve depresyon gibi hastalıkların görülme riskinin arttığı bildirilmektedir (Demoss ve ark. 2004, Persson ve Madsson 2006, Knutsson, 2003).
Gece çalışması sonucunda ortaya çıkan diğer bir etki de halsizliktir. Halsizlik uzun süre uyumadan uyanık kalma sonucunda görülen yorgunluk durumu olarak tanımlanmaktadır. Halsizliğin uyanıklık, konsantrasyon, yargılama duygu durum üzerinde belirgin negatif etkileri vardır. Bu etkiler kişilerde kazalara, yanlış uygulamalara ve yaralanmalara yol açabilmektedir. Halsizliğin ayrıca hafızada, problem çözmede ve karar vermede bozulmaya yol açarak iş üretkenliğini ve performans düzeyini de etkilediği bilinmektedir ( Demoss, Mcgrail et.all, 2004, Rogers, Hwang et.all,2004, Wilson 2002, Ruggiero ve Janino 2006).

Vardiyalı Ve Nöbetli Çalışmanın Yol Açtığı Sağlık Sorunları

1. Motorlu araç kazaları
2. Kronik uykusuzluk, uyuyamama
3. Kadınlarda kolo-rektal kanser
4. İş performansında azalma
5. Hafıza ve konsantrasyonda bozukluklar
6. Duygu-durum bozuklukları ( depresyon, anksiyete)
7. Kilo alma
8. İş kazaları
9. Meme kanseri (kadınlarda)
10. Kardiyo-vasküler hastalıklar ( hipertansiyon, kardiyovasküler bozukluk)
11. Kronik böbrek yetmezliği
12. Gebelikle ilgili komplikasyaonlar (erken doğum, düşük tartılı doğum, spontan düşük)
13. Diyabeti olan çalışanlarda kan şekerini düzenleyememe
14. Gastrointestinal bozukluklar ( peptik ülser, sindirim bozuklukluğu)
15. Malign tümörler
16. Üreme bozuklukları ( menstural bozukluklar, üretkenliğin azalması)
17. Madde bağımlılığı
18. Tiroid fonksiyon bozuklukları
(Hughes R., P.Stone, The Perils of Shift Work;Evening shift, night shift, and rotating shifts: are they for you? AJN September 2004 ,Vol. 104, No. 9,pp:62

1.1.2. Sosyal ve Psikolojik Etkiler
Vardiyalı olarak değişik saatlerde çalışma, çalışan kişilerin sosyal yaşamları ve sosyal iletişimlerini de etkilemektedir. Akşamları ve değişken saatlerde çalışan bireyler, kendileri için önemli olan diğer kişilerle iletişimleri azaldığı için sosyal izolasyon yaşayabilmektedirler. Vardiyalı çalışma sistemiyle çalışanlar kendilerini ailelerinden ve arkadaş çevrelerinden dışlanmış hissetmekte, sosyal ve aile içi rollerini yerine getirmekte güçlük yaşamaktadırlar. Vardiyalı veya nöbetli çalışan kişiler, ailenin bir üyesi ve bir çalışan olarak sahip olduğu rollerde, rol talepleri ve gereklilikler arasında sıkışma, ikilemler ve rol performansında yetersizlik duyguları yaşayabilmektedir.
Yaşanan bu olumsuz duygular çalışan kişilerin benlik saygısında azalmaya, anksiyete ve huzursuzluğa neden olabilmektedir (Wilson 2002, Pronitis 2001, Hughes, Stone 2004).
Vardiyalı ve nöbetli çalışmanın yol açtığı sosyal ve psikolojik sağlık sorunları şöyle sıralanabilir;
1. Sosyal izolasyon
2. Rol performansında yetersizlik
3. Anksiyete ve huzursuzluk
4. Benlik saygısında azalma
5. Tükenmişlik Sendromu
6. Duyarsızlaşma -yabancılaşma
7. İş doyumsuzluğu
8. Kişilerarası ilişkilerde (mesleki ve sosyal) zorlanma 9. Aile içi rollerde (evlilik –eş, ebeveyn, evlat) zorlanma ve aile içi sorunlar
10. Çocuk yetiştirme/ ebeveynlik rolünde zorlanma
11. Bakım vericilik rolünde zorlanma
12. Yorgunluk
13. Duygusal tükenme
14. Kişisel başarısızlık

Hemşirelerde uzun süreli ve vardiyalı, nöbet sistemiyle çalışmanın en önemli etkilerinden biri de tükenmişlik sendromudur. Tükenmişlik uzun süre iş stresine maruz kalma sonucunda ortaya çıkan strese karşı tepkidir Maslach; tükenmişliği fiziksel bitkinlik, kronik yorgunluk, çaresizlik ve ümitsizlik duyguları yaşayan bireyde olumsuz bir benlik kavramının gelişmesiyle beraber bireyin iş yaşamına ve diğer insanlara karşı olumsuz tutumları ile belirginleşen fiziksel, duygusal ve zihinsel bir sendrom olarak tanımlanmaktadır ( Demir 2004, Kavla 1998). Maslach ve Jacson tükenmeyi; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda azalma olarak üç boyutta ele almıştır. Duygusal tükenme ruhsal ve fiziksel tükenmeyi belirtmektedir. Halsizlik, yorgunluk, güçsüzlük duygularıyla beraber kişinin özgüveni, mesleğe karşı ilgisi azalmış ya da kaybolmuştur.
Duyarsızlaşma ise kişinin işe, işle ilgili konulara uzak bir tutum içinde kalmalarıdır. Kişi hizmet verdiği kişilere karşı, duygudan yoksun bir şekilde tutum ve davranışlar gösterir. Kişisel başarıda azalma boyutu ise, kişinin kişisel yetersizliklerde artmış farkındalık duygusunun olmasıdır(Kilfedder, Power 2001, Akgün Çıtak 2006).
Zor, uzun, değişken saatlerde çalışma, iş doyumsuzluğu, süreklilik özelliğinde anksiyete, yetersizlik duyguları ile ilişkili olan bu duruma yönelik araştırmalar incelendiğinde; Durmuş ve Günay’ın 622 hemşirenin katılımıyla gerçekleştirdikleri hemşirelerde iş doyumu ve anksiyete düzeyini etkileyen faktörleri inceledikleri çalışmalarında, haftalık çalışma süresi ve hafta sonu çalışma durumunun iş doyumunu etkileyen faktörler olduğu belirlenirken yine durumluluk ve süreklilik anksiyetesi ile haftalık çalışma süresi, gece çalışma, hafta sonu çalışma yönünden güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sürekli anksiyetenin yüksek olmasının fiziksel hem de psikolojik yönden yaşamı tehdit eden, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir durum olduğu bilinmektedir. Yine aynı araştırmada vardiyalı çalışmadan dolayı araştırma grubundaki hemşirelerin %14,3.ü genel sağlık durumunun kötü ya da çok kötü olduğunu, %22,5.i sıklıkla kendini depresyonda hissettiğini, %35,3.ü ise sık sık ya da her zaman uyku sorunları olduğunu ifade etmişlerdir(Durmuş ve Günay 2007).
Tükenmişlik ve çalışma sistemleriyle ilgili yapılan araştırmalar incelendiğinde; Üstün’ün 1995 yılında hemşirelerin atılganlık ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yaptığı çalışmada hemşirelerin çalıştıkları servislerin, haftalık çalışma sürelerinin, nöbet tutarak çalışmalarının ve haftadaki nöbet sayılarının tükenmişlik düzeylerini etkilediği; nöbet tutarak çalışan hemşirelerin nöbet tutmayanlardan, haftada bir-iki gece nöbet tutanların “gerekirse” nöbet tutanlardan daha fazla tükenmişlik yaşadıkları belirlenmiştir(Üstün 1995).
Sönmez’in acil serviste çalışan hemşirelerin tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesine yönelik yaptığı araştırmasında hemşirelerin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanlarının sosyal aktiviteye katılma durumu ile ilişkili olduğu; sosyal aktiviteye katılmayanların tükenme ve duyarsızlaşma ortalama puanlarının, hastane dışında sosyal aktiviteye katılanlara göre yüksek olduğu ve bunun da istatistiksel yönden anlamlı olduğu saptanmıştır. Yine aynı araştırmada hastane dışında sosyal aktiviteye katılamayan hemşirelerin kişisel başarı puanlarının da düşük olduğu bulunmuştur(Sönmez, 2006).
Kişilerarası ilişkilerde duyarlılık ve ümit gerek sosyal becerilerde, gerekse hemşirelerin bakım işlevlerinde değerli ve önemli bir özelliktir.
Bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde depresyon ve tükenmişlik düzeyinin sosyo-demografik özelliklerle ilişkisinin incelendiği bir araştırmada vardiyalı ve nöbetli çalışmanın etkilerinden biri olan sosyal etkinliklere katılma durumu ile tükenmenin boyutlarından duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu; sosyal etkinliklere katılmada yetersiz olanların ortalama puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Yine aynı araştırmada sosyal etkinliklere katılmada yetersiz kalan hemşirelerin depresyon puanlarının daha yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur(Taycan ve ark. 2006).
İş yaşamı bireyin sosyal yaşamının önemli bir bileşenidir ve iş yaşamından memnuniyet / doyum ya da doyumsuzluk durumu bireyin sosyal yaşamının bütününü etkiler. Yapılan bir çalışmada hemşirelerin çok azının (% 13.7) iş yaşamından “memnun” oldukları, hemşirelerin %50.7’sinin iş yaşamından “kısmen memnun” olduğu, memnun olmayanların ise çalışma sistemindeki uygunsuzlukları gerekçe gösterdikleri bulunmuştur(Taycan ve ark. 2006).
Kişilerarası ilişkilerde duyarlılık ve ümit gerek sosyal becerilerde, gerekse hemşirelerin bakım işlevlerinde değerli ve önemli bir özelliktir. Serinkan, çeşitli hastanelerde görev yapmakta olan hemşireler üzerinde yaptıkları tükenmişlikle ilgili araştırmasında SSK hastanelerinde çalışan hemşirelerin devlet hastanesinde çalışan hemşirelere göre daha fazla duygusal tükenme ve duyarsızlaşma yaşadıklarını belirlemiş, bu durumun, çalışma saatlerinin ve koşullarının farklı olmasından kaynaklanabileceğini belirtmiştir(Serinkan 2006).
Vardiyalı çalışanların sosyal yaşamlarını etkileyen bir diğer durum da kişilerin bayram, tatil, hafta sonu gibi özel günlerde çalışmak durumunda kalmalarıdır. Ruggiero ve Janino’nun yaptıkları araştırmalarında, araştırmaya katılan vardiyalı çalışanlar hafta sonları ve özel günlerde çalışmanın sosyal yaşamlarını olumsuz etkilediğini belirtmişlerdir (Ruggiero, 2006).
Tükenmişliğin sonuçları incelendiğinde; işi önemsememe, işi bırakma eğiliminde artış, verilen hizmetin niteliğinde bozulma, işe izinsiz gelmeme, izin sonunda rapor ve benzeri yollarla izni uzatma eğilimi, işte ve iş dışında insan ilişkilerinde bozulma ve uyumsuzluk eğilimi, eş ve aile bireylerinden uzaklaşma eğilimi, iş performansında düşme, iş doyumunda azalma ve iş kazalarında artma gibi olumsuz sonuçlar görülmektedir (Basım, Şeşen 2006).
Ayrıca, tükenmişliğe maruz kalan bireylerde yorgunluk, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ağrıları, sindirim güçlükleri gibi fiziksel sorunların; alınganlık gibi duygusal sorunların sıklıkla görüldüğü bilinmektedir ( Akgün Çıtak 2006, Demir 2004, Sönmez 2006)


uzun süreli ya da düzensiz, hafta sonlarını kapsayan çalışma saatlerinin sağlık, güvenlik, iş performansı, aile ve evlilik ilişkileri ve sonuçta tüm yaşam kalitesi üzerine yadsınamaz etkileri vardır.

1.2. VARDİYALI, GECE ÇALIŞMA, UZUN SÜREN ÇALIŞMA SAATLERİ VE GÜVENLİK
1.2.1.Hasta Güvenliğine Etkileri
İş yerinde uykusuzluk ve yorgunluk konsantrasyon bozukluğuna, işe geç kalmaya ya da iş göremezlik durumuna, kazalara, hatalara, yaralanmalara, ölümlere yol açabilir. ABD’de vardiya şeklinde çalışma sonucu uyku bozukluklarının binlerce yaşamın kaybına ve yılda yaklaşık 18 milyar dolara mal olduğu bildirilmektedir. 20. yüzyılın en büyük nükleer kazası olarak nitelenen Çernobil reaktör kazası, (25 Nisan 1986), Challenger Uzay mekiği faciası (28 ocak 1986) gibi bir çok trajedi gece vardiyası sırasında meydana gelmiştir. Kaza nedeni olarak insan yorgunluğuna atıfta bulunulmuştur. ABD’de, 600-1800 çalışma saatinin yarısını vardiya şeklinde çalışan 22 milyon Amerikalı olduğu bildirilmektedir. Vardiyalı çalışanların genellikle yasa uygulayıcıları, itfaiye çalışanları ve sağlık hizmetleri gibi en tehlikeli işlerde çalışanlar olduğu göz önünde bulundurulursa bu durum daha endişe verici hale gelmektedir. Ülkemizde bir çok hemşirenin yıllık 2000 çalışma saatinin yarısından fazlasını vardiyalı/nöbetli çalışma şeklinde gerçekleştiği söylenebilir.
Vardiyalı, nöbetli çalışma, gece ve gündüz değişen saatlerde ve 12-16 saati bulan sürelerle çalışma, diğer bir deyişle biyolojik ritimleri, içsel fizyolojik saati ve dengeleri bozulan, yorgun, uykusuz bir hemşirenin çalışması hasta bakımını ve güvenliğini de etkiler. Uyanıklık ve dikkat seviyesi uzun süre uykusuz kalmaktan etkilenir. Uyku süresinde ve sürecinde bozulma bilişsel süreçlerde azalmaya, kişinin tepki verebilmesi için daha çok zamana ihtiyaç duymasına ve koordinasyonunun azalmasına yol açar. Gece boyu süren uykusuzluk hali ile dikkat azalması ve bilişsel işlevlerdeki performansın düşmesi arasında belirgin bir ilişki saptanmıştır(Leproult ve ark. 2003).
Sağlıklı yetişkinler gecede ortalama 5 saatten az uyuduklarında, bilişsel performans düşmeye başlar.
Hem kısa dönem hem de uzun dönem uyku bozukluğuna bağlı olarak, anlatım ve problem çözme yeteneklerinde de azalma görülmektedir. Öğrenmedeki beceri de, uyku düzensizliğinde %50’ye kadar azalabilmektedir (Veasey ve ark. 2002).
Sarıcaoğlu ve ark.(2005) tarafından 12 saatlik gece ve gündüz vardiyasında çalışan anestezi asistanlarının vardiya sonucunda dikkat, öğrenme ve bellek gibi bilişsel fonksiyonları ve anksiyete değişimleri değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; gece vardiyasından sonra bilişsel fonksiyonlara ilişkin testlerde düşme saptanmıştır. Çalışmada gece vardiyasına gelen grubun vardiyaya girişte tam öğrenme puanı ve ağırlıklı öğrenme puanı daha yüksekken (daha başarılı) vardiya çıkışı yapılan testlerde, gündüz grubuna göre unutulan ve tekrar edilen kelime sayıları daha fazla olmuştur. Bu sonuçlar; gece vardiyasına gelen kişilerin daha dinamik geldiğini, fakat daha fazla bilişsel işlev kaybına uğradıklarını göstermektedir. İş yükü ve yorgunluk gündüz vardiyasıyla aynı olduğu halde gece vardiyası sonundaki bilişsel işlevlerde bu değişimin, uyku ritminin bozulmasına (gece yerine gündüz uyumaya) bağlı olduğu bildirilmiştir( Sarıcaoğlu ve ark. 2005).
Bilişsel fonksiyonlardaki düşmelerin ve değişikliklerin ele alınmasının nedeni bu durumun ağır sonuçları; hem çalışanın ve hem de hastanın güvenliğini etkilemesidir. Güvenlik daha çok vardiyanın ikinci yarısında özellikle gece daha çok bozulmaktadır. En kötü performansın gece 04-06 saatleri arasında gerçekleştiği bilinmektedir. Sağlık personelinin kötü performansı sonucunda aseptik tekniklere dikkat edilmediği, hatalı ilaç uygulamalarının arttığı ve hasta gereksinimlerinin göz ardı edildiği görülmektedir (Dorrien 2006, Rogers et all, 2004, Seki, Yamazaki 2006).
Araştırmalar vardiyalı ve nöbetli çalışmanın nöbet dışında nöbet sonrası da kişiyi etkilediğini belirtmektedir. Nöbet sonrası, uykusuzluk ve yorgunluğun bilişsel işlevleri düşürdüğü gösterilmiştir(Jaques ve ark. 1990). Bu durum gece çalışmasını takip eden sonraki gündüz çalışmasını da olumsuz etkilemektedir.
Fazladan ve normal dışı saatlerde çalışmak hemşirelerin hata yapmasına yol açabilir ve hastayı riske sokar. Hata riskini belirleyen en önemli değişkenin çalışma süresinin uzunluğu olduğu belirtilmektedir. Hata yapma riski, gün içinde çalışılan saat kadar ya da hafta içinde fazladan çalışma saati kadar artmaktadır. 12,5 saat süren vardiyada çalışan hemşirelerin hata yapma riski, 8,5 saat süren çalışan hemşirelere göre 3 kat daha fazladır.

Bu durumda;
• Hatalı uygulamadan yasal olarak sadece, gerçekten hemşire mi sorumludur?
• Uygulamasında “hata yapacağı” korkusu ile çalışmanın bedeli nedir?
• Çalışma koşullarının getirdiği olumsuzlukların mesleğe atfedilmesi hakça mıdır?

Uykusuz, yorgun, değişken saatlerde ve gece çalışması ile dikkat ve enerji düzeyini bozulan/azalan hemşirenin bakım eylemi de 4 ana grupta tehlike altındadır;
(1) Hemşirenin hastaya, yakınlarına ve ekip üyelerine karşı davranışı,
(2) Hasta ve ailesi ile iletişimi,
(3) İlaç tedavisi uygulamaları,
(4) İzlem, gözlem ve denetim/ gözetim ile ilgili karar ve uygulamalar.
Hemşirelik bakımında hata ve yetersizlikler toplu ölümlere yol açmamakla birlikte, yaşamsal tehlike yaratması, yaşam kalitesini etkilemesi, bakım maliyetini arttırması bakımından da göz ardı edilemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurabilir.
Hatalı uygulama kapsamında da değerlendirilen bu sonuçlar şöyle sıralanabilir;
1. Hastanın düşmesi
2. İzleme yetersizliği
3. Hasta güvenliğini sağlamada yetersizlik
4. Uygun olmayan davranış / muamele performansı
5. Hastaya ve hasta gereksinimlerine yanıt vermede yetersizlik
6. İlaç uygulama hataları / hatalı ilaç uygulama, yanlış dozda / miktarda ilaç verme
7. Kurumun politika ve prosedürlerini izlemede yetersizlik / tam uymama
8. Uygun olmayan teknik kullanma
9. Tedavileri, davranışları denetlemede yetersizlik

1.2.2. Hemşirenin Kendi Güvenliğine Etkileri
Hemşirelerin yaralanma riski, çalışma süresinin ilk saatinde düşükken, 2. ve 5. saatinde yükselmekte, 8. saatten sonra belirgin olarak yükselmektedir. Çalışma süresinin 12. saatindeki yaralanma riski ilk 8 saate göre 2 kat fazla olduğu belirtilmektedir.
Boyun, omuz ve sırt travmaları ve hastalıkları özellikle çalışma süreleri uzun olan hemşirelerde görülen en önemli meslek hastalıklarıdır. Bu travmalar hemşirelerin işlerini bırakmalarına neden olabilecek şiddette olabilmektedir İlhan ve ark.2006).
Haftada 40 saatten fazla ve günde 12 saatten fazla çalışan hemşireler, düzenli çalışma saatleri olan hemşirelere göre boyun, omuz ve sırt problemlerine iki kat daha fazla yatkındırlar. Hemşireler sadece kas, iskelet sistemi hastalıkları yönünden değil, iğne yaralanması riskinde de % 50’den % 200’e kadar artma olmaktadır. Yine başka bir araştırmada 12 saatlik bir çalışmadan sonra ilaç hatalarının, iğne uçlarıyla ilgili kazaların 8 saatlik bir çalışmaya göre daha fazla arttığı bilinmektedir(İlhan ve ark.2006 , Rogers ve ark. 2004).

Uykusuz, yorgun ve gece çalışma, hemşirenin sadece kendi sağlığını ve güvenliğini değil, sunduğu hemşirelik bakımının amacından uzaklaşması ile sosyal ve etik değerlerini de olumsuz etkiler, değiştirebilir.

VARDİYALI, UZUN SÜRE VE FAZLA ÇALIŞMANIN ETİK YÖNÜ
Hemşireler bakım uygulamalarını gerçekleştirirken Tıp etiği içerisinde yer alan etik ilkelerden yararlanırlar; yarar sağlama, zarar vermeme, özerkliğe saygı ve adalet bu değerlendirmelerde temel alınan dört ana ilkedir.
Önce zarar verme,
Yarar sağlama
Özerklik, Özel yaşama saygı
Adalet, Hak

Zarar vermeme: Zarara yol açmaktan sakınma sorumluluğu, zararlı olanın yapılmaması
Yararlı olma: Yaralı bir sonuç sağlama ve risklere karşı yararları dengeleme sorumluluğu, iyi olanın yapılması
Özerkliğe saygı: Otonomi sahibi kişilerin karar verme kapasitelerine saygı gösterme sorumluluğu
Adalet- Hak-Dürüstlük: Yararların ve risklerin dağıtımında dürüst olma, hakkı olanı almasını sağlama, eşitlikçi /adil olma sorumluluğu- hakkaniyet
Sunulan hemşirelik bakımının bir ilkeye uygunluğu ya da uygunsuzluğu diğer ilkelerin de karşılanması ya da ihlali ile sonuçlanabilir. Örneğin, nöbet olarak adlandırılan sistemde, 8 saati oldukça aşan bir süre ve çok sayıda (gündüz ancak bir çok ekip üyesi ile bakım verilebilen sayıda) hastaya, çok sayıda ve çeşitlilikte uygulamadan sorumlu olan bir hemşirenin, örneğin bir izleminde eksiklik olması, hastanın zarar görmesine, hastaya yararlı olanın yapılmamasına ve aynı zamanda hastanın hak ettiği bakımın verilmemesi suretiyle adalet ilkesinin ihlaline yol açabilir.
Gözlemlerimize göre yaygın bir örnek de, bu koşullarda, sadece işlerin bitmesine yoğunlaşan, azalan dikkat ve azalan duyarlılığı nedeniyle hastanın gereksinimlerini algılamada yetersiz kalan hemşirenin hasta bireyi bilgilendirmede, kendine yapılacaklar konusunda bireyin onamını alma ve karar verme süreçlerine katılımını almada yetersiz kalmasıdır. Böyle bir durum, hastanın eksik bilgi, bilgisizlik nedeniyle, bekli de bir yanlış anlama nedeniyle gereksiz acı çekerek zarar görmesine yol açarken, aynı zamanda yararlılık, özerklik ve adalet, hakkaniyet ilkelerinin de ihlali ile sonuçlanmaktadır.
Bu sonuçların gerek hemşirelik mesleğine ve hemşireye, gerekse topluma ve kurumlara yansımaları da hemşire insan gücü ve sağlık bakımı alanında karar vericilerin, planlayıcıları göz önünde bulundurması gereken bir konudur. Ülkemizde sıklıkla ifade edilen “hemşire sıkıntısı”, “hemşirelerin işten ayrılması”, “bakım kalitesinin yetersizliği” sorunlarının, uygun olmayan koşullarda, uzun ve fazla süre çalışan, buna karşın sunduğu hizmetten ve sonucundan başarısızlık geri bildirimleri alan, aynı zamanda bireysel olarak sağlık ve yaşam kalitesi sorunları ile mücadele eden, öncelikler arasında ikilem yaşayan hemşirelerin sorunları iyileştirilmedikçe çözüme kavuşmasının olanaksız olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Vardiyalı, uzun süre ve fazla çalışma hemşirenin fiziksel ve mental yetilerini, karar verme ve uygulama performansını olumsuz etkileyerek sunduğu bakımın etik yönden güvenliğini (en doğru, en yararlı, bireysel önceliklere ve gereksinimlere uygun-kaliteli, özenli ve hakça bakım) tehlikeye soktuğu bilinmektedir.
Bu durum, biyoetik ilkeleri benimseyen hemşirenin bakım eyleminde, bireysel, profesyonel ve altrustik (özverici/topluma karşı) sorumluluklarında derin ve çok boyutlu etik ikilemler yaşamasına yol açar. Başka birinin önceliklerini, yaşam kalitesini ve haklarını korumakla, savunmakla ve karşılamakla sorumlu olan hemşire bir birey olarak kendi önceliklerinin, haklarının, yaşam kalitesinin, değerlerinin ne olduğunu sorgular. Bir taraftan mesleki rollerde ve rol performansında yetersizlik- yeterlilik kaygısı, diğer tarafta kişisel yaşamda yeterlilik, yetersizliğin değerini tartar. “İyi ve kötü, doğru ve yanlış, yararlı ve zararlı, özel yaşam, bireysel değerler, kaynakların dağılımında adalet ve adaletsizlik, hak ve sorumluluk” tanımları belirsizleşir, aralarındaki çizgiler incelir, örselenebilir hale gelir(Hot, Karlıkaya 2007) .
Sağlık hizmetlerini düzenleyen karar mekanizmalarında, politikacılar ve yöneticiler hemşirelerin çalışma saatlerinin ailevi ve kişisel gereksinimlerini karşılamalarına olanak tanıyacak biçimde düzenlenmesi ve dinlenme–boş zaman hakkının göz ardı edilmemesi gereklidir. Uzun süreli, değişken, düzensiz ve fazla çalışma süreleri ile hem hastaların sağlık bakım gereksinimleri hem de kendi kişisel gereksinimleri karşılanmadığı için hemşirelerin fiziksel ve ruh sağlıkları risk altındadır. Çalışma koşulları, kapsamı ve yaşanan etik ikilemler sonucu aşırı yüklenme strese ve sonunda da kronik hastalıklara neden olabilmektedir. Kendi sağlığı risk altında olan bir hemşirenin sunacağı hizmetin kalitesi ve hastasına sağlayacağı yarar tartışmalıdır(Hot, Karlıkaya 2007).
Özerkliğe saygı ve adalet ilkesi göz önüne alındığında, hastanın yanında sağlık hizmetlerini sunanların da beklentilerine hak tanımak gerekmektedir. Hemşirelerin mesleki sorumlulukları dışında başka yükümlülükleri ve istekleri vardır. Örneğin, hemşirelerin birçoğu, aşırı çalışma saatleri nedeniyle çocuk sahibi olmak ve aile kurma konusunda zorlanmakta, ailelerine, eşlerine ve çocuklarına zaman ayırma konusunda problem yaşamaktadırlar.
Uygunsuz koşullarda çalışma ve konsantrasyonun azalması sonucunda hastalar için hata ve zarar riskinin artması söz konusudur. Bu bağlamda, hemşirelerin çalışma süresinin ve çalışma saatlerinin sınırlandırılmasına ve düzenlenmesine ilişkin yasal düzenlemelere gerek vardır. Yasal düzenlemelerin dayandığı ve temel amacı sadece hemşirenin bir çalışan olarak hakları değil, söz konusu olan hatalı uygulamalardan kaçınmayı, zararın en aza indirerek yararın arttırılmasını ve güvenli bakımın sağlanmasıdır(Hot, Karlıkaya 2007).
Hastalarla geçirilen uzun çalışma süreleri kısa vadede o hastaya yarar sağlar gibi görünürken; gerçekte kaçınılması gereken, yasal düzenlemelerle denetim altına alınması gereken bir tehlike yaratmaktadır(Hot, Karlıkaya 2007 ). Ulaşım alanında, sürücülerin, pilotların çalışma sürelerinin sınırlandırılması bu bilgi ve anlayışın sonucudur. Hastalarla geçirilen uzun çalışma sürelerinin hastaya sağladığı yarar, ancak uykusuz ve yorgun, belki de aklı karışmış olsa da sürücülük hizmeti veren bir şoför ile uzun bir yolculuğa çıkmakla elde edilen yarar kadardır. Bu durumda amacınıza, varacağınız yere ulaşma şansınız belki vardır. Ancak, sürücünün yorgunluğu, uykusuzluğu arttıkça, varacağınız noktaya sağ salim ulaşma şansının azalacağı da bir gerçektir. Hele de yol uzun, zor, kalabalık ise bu şans sadece yolcunun şansını azaltmakla kalmaz, başkalarının da hayatını, sağlığını, ekonomisini tehlikeye sokar. Bu nedenledir ki trafik kazalarını ve sonuçlarını önlemek için sürücü çalışma saatlerine ilişkin düzenlemeler oluşturulmuş, iyileştirme çalışmaları sürdürülmekte ve kontroller yapılmaktadır. “Her şeyin başı sağlık” deyişi bulunan, “sıfır hata” ve herkes için kesintisiz, ulaşılabilir hizmet hedefi ile bu alanda büyük yatırımlar yapılan toplumumuzda sağlık bakımından sorumlu hemşirelerin çalışma saatlerinin ise yasal düzenlemelerle sınırsızlaştırılması ironik bir durumdur.

1.4. HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARININ HEMŞİRELİK MESLEĞİNE YANSIMALARI

Sürekli, düzensiz ve fazla çalışma sadece hastalar için riskli ve güvensiz değil hemşirelik mesleği ve hemşireler için de olumsuz etkiler yaratmaktadır.
1.4.1. Çalışma Koşulları ve Toplumda Hemşirelik İmgesi /Algılanışı
Olumsuz çalışma koşulları hemşirelerde sıklıkla görülen iş doyumsuzluğu, tükenmişlik durumu ve bu nedenle yapılan işin doğası dışında eklenen stres faktörleri toplumda hemşirelik mesleğinin tercih edilmeyen bir meslek olarak görülmesine yol açmaktadır. Bu durum hem mesleği seçmeyi düşünen adayları olumsuz etkilemekte, hem de çalışanlarda işten ayrılma, hasta bakımından uzaklaşma, asıl hemşirelik görevleri dışında farklı işlerde çalışma eğilimi yaratmaktadır. Sonuç, hem ülkemizde hem de dünyada “global hemşire krizi” olarak ortaya çıkan durumdur.
İş doyumsuzluğu hemşirenin sık sık çalışma yerini değiştirmesinin (hemşire sirkülasyonunun) temel nedenlerinden birisidir.
Bir çok çalışma hemşirenin işten ayrılma niyetinin hemşirelerin iş doyumsuzluğunun bir göstergesi olduğunu belirtmektedir. Ayrılma niyeti, ister ayrılsın ister ayrılmasın en önemli göstergedir. Her 5 hemşireden biri gelecek 5 yıl içinde meslekten ayrılmayı planlamaktadır. Hemşirenin kurumdan ayrılması, göreli olarak kurumdaki hemşire yetersizliğinin artması demektir ve bu durum da kurumdaki diğer hemşirelerin iş doyumunu olumsuz etkileyen, ayrılma niyeti yaratan bir döngü olarak ortaya çıkmaktadır.
Kurumlarda hasta-hemşire oranlarının önerilen düzeyde korunması bakım kalitesi, teknoloji yönetimi ve ulusal-uluslar arası kredilendirme bakımından önemli bir göstergedir. Hastanelerde bakım ünitelerinin açılması hemşire kaynakları dikkate alınarak planlanmalıdır. Oysa, ülkemizde böyle bir planlamadan söz etmek olanaksızdır. Hastanelerdeki ünitelerin, kabul edilecek hasta sayısı ve özelliklerinin ve hatta bütün olarak bir hastanenin planlanmasında ekonomik, teknolojik ve hekim kaynakları belirleyici olmakta, sayı ve nitelik olarak hemşire insan gücü yeterince göz önünde bulundurulmamaktadır.
Sorun, çalışma düzeni, insangücü planlama ve yönetim ile ilgilidir. Yasal olarak çalışma koşullarının düzenlenmesinde yaşanan yetersizlik, kurumsal düzeyde istismar edilmektedir. Örneğin, Her 10 hemşirenin çalıştığı bir klinikte yalnızca 5 hemşire vardiyalı çalışabilmektedir. Bu yaklaşımda, az sayıda hemşire ile çalışan hastanelerde mevcut hemşirelerin çalışma saatleri artırılarak bakım hizmeti sürdürülmeye çalışılmaktadır. Diğer bir deyişle mevcut hemşirelerin fazla çalışması ile hasta-hemşire oranları önerilen düzeyde korunmaya çalışılmaktadır.

Oysa, araştırmalar hemşirelerin çalışma süresi uzadıkça ve arttıkça hatalı uygulamaların arttığını ve bakım kalitesinin düştüğünü gösterirken, buna karşın hemşire sayısının artmasının ise bireylerin hastanede kalma süresini kısalttığını, idrar yolları enfeksiyonları, pnomoni, GIS kanamalarını, şok ve kardiyak arrest hızını azalttığını belirtmektedir.
Bu durumda göz önünde bulundurulması gereken soru şu olmalıdır; yorgun, mutsuz, dikkati azalmış, uykusuz bir hemşire olması, hiç hemşire olmamasından iyi midir? Unutulmamalıdır ki, bu hemşire dinlenmiş bir hemşire kadar yeterli olmayacaktır ve bakım verdiği hastayı güvenliği yönünden risk altında bırakacaktır(Linda Scott, overworking nurses has adverse effects on patient safety, http://www.gvsu.edu, Kuhn Amy, Effects of mandatory overtime on health care delivery )
Şu unutulmamalıdır ki; hemşire yetersizliği sorunu olarak görünen bu durum, sadece sayısal bir yetersizlik değil, bir hasta güvenliği ve bakım sorunudur. Bu sorunun hasta, hemşire, sağlık sistemi ve tüm toplum üzerine sosyal, fiziksel, ekonomik, yasal, etik bir çok olumsuz etkileri vardır.
Yatak başında bakım veren hemşire sayısının eksikliği nedeniyle var olan hemşirelerin uzun süre ve uygun aralıklarla dinlenmeksizin fazla çalışması nicel bir sorunu nitel bir sorun haline dönüştürebilir. Bu durumda sorun hemşire eksikliği gibi daha çözümlenebilir bir sorun değil, hemşirelik eksikliğidir.

1.4.2. Çalışma Koşulları ve Bakım İşlevi
Hemşireliğin özgün işlevi bakım vermektir. Sözlük anlamıyla Bakım: Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emektir. Birinin beslenmesi, giyinmesi gibi gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi anlamlarını taşır. Bakım:Birinin bir başkasına yönelik ilgi, özen, dikkat, koruma, geliştirme, iyiliğini sürdürme amaçlarıyla yüklü, zihinsel, fiziksel, duygusal, kişilerarası ve sosyal bir eylemdir.

Çağrışımsal, kavramsal ve aşamasal (hiyerarjik) anlamları olan bakım sözcüğünün İngilizce karşılığı arandığında onlarca sözcük karşınıza çıkar; Care (bakım, endişe, özen, dikkat, önlem, ilgi, umursamak, aldırmak, ilgilenmek, gözetim), Maintenance (bakım, hizmet, muhafaza, iyilik halini sürdürme), Fosterage (teşvik, bakım), Nurturing (bakım, beslemek, bakıp büyütmek) Attention (dikkat, uyarı, ihtimam, üzerine titreme, teveccüh, nezaket, bakım, aldırış,) Attendance (devam, refakat, huzur, bakım) Overhaul (yoklamak, kontrol, bakım ve tamir, onarım, onarma, muayene etme, gözden geçirme) Upkeep (bakımını yapmak, muhafaza etmek), Charge (mesuliyet, vazife üstlenmek, görev, nezaret), Control (denetim, idare etme, bakım).
Bu anlamların her biri bakım eyleminin bir değerini ifade etmektedir. Olumsuz çalışma koşulları ise hemşirenin bu eylemindeki değerlerin kaybına yol açmaktadır. Sonuç, hemşirenin bakım eyleminde ilgi, özen eksikliği, bilgi eksikliği, sorumluluk almama, birinin hak ettiği bilgi, özen, ilgi ve eğitimden yoksun kalmasıdır.
Devamlılığı olamayan, belirli olmayan zamanlarda, normal çalışma saatini aşan, bazen beklenmedik gün ve saatlerde çalışan hemşireler için dikkatli, özenli, ilgili, nazik olmak ve hasta bakımına odaklanmak güçtür. Bu durum, hasta hakları ve bakım etiği yönünden olumsuz bir durum olup, profesyonel bir kişinin özel ilgi ve bakımı için hastaneye gelen, bakım alma beklentisinde olan bir birey için öngörülemeyen bir risk yaratmaktadır.
Zaten 12 saat boyunca çalışan, hafta boyunca hiç dinlenmemiş bir hemşire belki de bir hata yapacak, böylece hem hastanın hem de hemşirenin kendi yaşamını tehdit edecek bir unsur oluşacaktır.

3. Çalışma Koşulları ve Sağlık Ekibi
Araştırmalar uzun süre ve fazla çalışma saatlerinin/günlerinin hemşirelerin ve diğer sağlık personelinin işten ayrılmalarına, hızlı değişimine/sirkülasyonunun hızlanmasına yol açtığını göstermektedir. Ekip üyelerinin sık sık değişmesi, bir anlamda bir ekip anlayışının oluşması için gerekli devamlılığın olmaması, çalışma koşullarıyla birlikte sağlık ekibi üyeleri arasında iletişimin bozulmasına neden olmakta, ekip içerisinde çatışma ve saldırganlık davranışlarına yol açmaktadır.
Sıra dışı ve düzensiz çalışma saatleri nedeniyle hemşirenin yorgun olması, algılama düzeyindeki farklılığa ve buna bağlı olarak hem hasta hem de ekip üyeleri ile savunucu- saldırgan özelliklerde olumsuz etkileşimlere yol açmaktadır.
Çalışma koşullarından ve karşılanmamış bireysel gereksinimlerin göz ardı edilmesinden kaynaklanan öfkenin iletişim örüntülerine yansıması ciddi bir sorundur. Gerçekte hemşire- hasta ilişkisi özen, ilgi, karşılıklı saygı ve hasta bireyin itibarının korunması üzerine temellenir ve bu durumda saldırganlık ve aşağılama söz konusu bile olmamalıdır. Aynı durum sağlık ekibi üyeleri arasındaki ilişki için de geçerlidir. Bu bağlamda, en azından şu önerme yanlış olmayacaktır; “Hemşireler diğer insanlara öfke duyacak kadar, hastalarında da öfke duygusu yaratacak kadar fazla çalışmamalıdır.”
Ekip içerisinde yaşanan iletişim çatışmaları, bakımın amacından uzaklaşmasına, çalışanlarda iş doyumsuzluğuna ve tükenmeye yol açarak sağlık ekibinin amaçlarına ulaşmasını engellemektedir.
Sonuç olarak, hemşirelerin çalışma düzeni ve kapsamındaki özelliklerin çalışanın ve bakım verilen bireyin yaşam kalitesine etkileri, yaşamsal önemi göz önünde bulundurularak yasal düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Toplumumuzda bakım hizmetlerine güvenmede, hasta haklarında ve hasta bireylerin tedavi ve bakım maliyetinde yaşanan sorunların yanında, çalışan hak ve sorumlulukları, iş kazaları, sağlık insan gücü yönetiminde yaşanan sorunların da hemşirenin çalışma saati ve koşulları ile olan ilişkisi göz önünde bulundurulması gereken önemli bir değişken olduğu bilinmelidir.

1.5. HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI VE YASAL DÜZENLEMELER
Ülkemizde vardiyalı çalışma sistemlerine bakıldığında farklı uygulamalar görülmektedir. Bazı kurumlarda 8 saatlik üç vardiyalı (08.00-16.00, 16.00-24.00, 24.00-08.00) çalışma sistemi uygulanırken, bazı kurumlarda hemşirelerin çalışma saatleri 12 saatlik (08.00- 20.00, 20.00-08.00) vardiyalar, bazılarında ise gündüzleri 8, akşamları ise 16 saatlik (08.00- 16.00, 16.00-08.00) vardiyalar şeklinde ya da 3 vardiyanın birleştirilmesiyle oluşturulan 24 saatlik nöbet şeklinde düzenlenmektedir.
Ülkemizde hemşireler 657 sayılı devlet memurları kanuna ya da 4857 sayılı iş kanuna bağlı olarak çalışmaktadır. Bu kanunlarda hemşirelerin çalışma koşullarıyla ilgili hükümler aşağıdaki gibidir;
1.5.1. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
Yataklı tedavi kurumları işletme yönetmeliğine göre nöbet; saat 08.00‘ den ertesi gün 08.00 ‘e kadar devam eder. Nöbetçi olanlar hiçbir surette kurumdan ayrılamaz Nöbetçi personel nöbeti teslim alacak personel gelmeden ve nöbetinde geçen önemli olaylar, izlenecek hususlar hakkında gerekli bilgiyi vermeden ayrılamaz.(m.41a-b). Aynı yönetmeliğe göre nöbet uygulamasının amacı; nöbet, normal çalışma saatleri dışında, resmi tatil günlerinde, dışarıdan gelecek hastalarla, kurum içindeki hastaların acil durumlarında tıbbi ve bununla ilgili idari ve teknik yardımları vaktinde sağlayabilmek, olması muhtemel idari teknik olay ve kazalara müdahale edebilmek amacını güder şeklinde tanımlanmıştır.
Nöbetli çalışma sistemi, vardiyalı çalışma sistemine göre daha farklı, daha yorucu bir uygulamadır. Yönetmelikte bu şekilde tanımlanan nöbetli çalışma sisteminde kişiler normal çalışma saatlerini (08-16/17) tamamladıktan sonra normal çalışma saatleri dışındaki saatlerde de çalışmaya devam etmekte ve bu durum nöbet olarak adlandırılmaktadır. Böylece normal çalışma saatlerinin dışında fazla çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu düzenlemenin yanı sıra, yaşanan personel yetersizliği de hemşirelerin çalışma saatlerini arttırmakta, hemşireler insanüstü bir tempoyla çalışmaya devam etmektedirler. Yasal düzenlemelerde hemşireler için 657 sayılı devlet memurları kanununa göre 40 saat, iş kanuna göre ise 45 saat olan haftalık çalışma süresi artmakta ya da bu sürenin izin olarak kullanılması sağlanmaktadır.
657 sayılı devlet memurları kanununa göre, memurların haftalık çalışma süresi 40 saat olarak belirlenmiş olmasına rağmen, 2368 Sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun uyarınca hemşirelerin çalışma süresi haftada 45 saattir. Ayrıca, yönetmelikte “Hastane başhekimleri kesintisiz hizmetin devamı açısından personel sayısını dikkate alarak fazla çalışma ve nöbet gibi hizmetlerde farklı çalışma saatleri belirleyebilir” maddesi (m.38/2) ile hemşirelerin çalışma saatlerinde standartlara uygun olmayabilen, bilimsel olarak güvenli olmadığı kanıtlanan düzenlemelerin yolu açılmaktadır.
Kurumsal ve hizmetin özelliği nedeniyle hemşirelerin haftalık çalışma süresinin artırılmış olmasına karşın, bu değişken hemşirelerin özlük ve sosyal haklarını düzenleyen mevzuata yansımamıştır. Örneğin, çalışma yaşamı süresince yoğun, gece ve gündüz değişen şekilde düzensiz ve normal çalışma saatini de aşan sürelerle ağır ve tehlikeli bir iş yerinde aralıksız çalışan hemşirelerin “fiili hizmet süresi zammı” bulunmaması dikkati çeken bir durumdur

1.5.2. 4857 Sayılı iş Kanunu
Haftalık çalışma süresi 45 saattir. Fazla çalışma süreleri günde 11 saati aşamaz. Fazla çalışma için hemşirenin onayı gerekir.
Gece nöbetleri açısından “Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik” kapsamındadır. Örneğin bu yönetmeliğe göre: Hemşirelerin gece çalıştırılması için engel bir durum olmadığına dair sağlık raporu alınması ve bu kişilerin her altı ayda bir muayenelerinin tekrarlanması gerekir. Yönetmelik kadın çalışanların her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılmamasını öngörmektedir.
Ülkemizde hemşirelerin çalışma koşulları, görev, yetki ve sorumlulukları, hemşirelik hizmetlerin verilişini düzenleyen mevzuat (yasa ve yönetmelikler) incelendiğinde, gerek 657 sayılı kanun kapsamında çalışan, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki hemşirelerin çalışma saatleri ve süresine, özellikle nöbet ve vardiya sistemine ilişkin ciddi boşluklar ve hak ihlalleri yaşandığı, ihlalleri önleyici yeterli düzenlemelerin olmadığı ya da etkin denetim sağlanmadığı görülmektedir.
1.5.3. T.C. Anayasası ve Hemşirelerin Çalışma Koşulları
Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” ilkesi kapsamında (10. Madde), “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” Bu madde mevzuat düzenlemede ilgili devlet organlarını ve idari makamlarını “hemşirelerin diğer çalışanlarla eşit tutulması, eşit haklara sahip olmasının sağlanması” anlamında temel hüküm olarak görülmektedir. Bu bağlamda, hemşirelerin çalışma saatleri ve koşullarının diğer çalışanlarla eşitlenmesi, değiştirilemeyecek çalışma koşullarının özgünlüğü dikkate alınarak koşulların iyileştirilmesi ve hak–yükümlülük bakımından dengelenmesine yönelik mevzuat düzenlemelerine gerek olduğu açıktır.
Normal çalışma saati (08-17) dışında, akşam ve gece saatlerinde, ILO tarafından “uygunsuz saatler” olarak adlandırılan saatlerde ve günlük normal çalışma (8 saat) süresinden daha uzun süre, artmış bir iş yoğunluğu ile, fiziksel, zihinsel, duygusal güç ve dikkat gerektiren, hatanın telafisi mümkün olmayan bir işte çalışmanın “normal çalışma koşulları” gibi ele alınması kuşkusuz bu işi yapanlar aleyhinde bir eşitsizlik doğurmaktadır. Çalışma süresi, koşulları ve kapsamı göz önünde bulundurulduğunda, maddi, manevi ve sosyal haklar bakımından ek hak tanıyıcı düzenlemelere gereksinim vardır. Örneğin; çalışma süresinin azaltılması, dinlenme zamanlarının düzenlenmesi, sağlık kontrolü, çalışanın çocuk ve ailesine yönelik hakların düzenlenmesi gerekir. Fazla mesainin ve normal dışı saatlerde çalışmanın sınırlandırılması, özel olarak ücretlendirilmesi ve bu koşullarda görev yapan hemşirelere “fiili hizmet süresi zammı” uygulanması, mesleki gelişim olanaklarının artırılarak yasal bir hak olarak sağlanması “kanun önünde eşitlik” sağlayıcı düzenlemeler olarak düşünülebilir
Anayasamızın “Zorla Çalıştırma Yasağı” gereğince, “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz, angarya yasaktır.” Bu temel ilke doğrultusunda İş kanunumuzun 41. maddesinde “Fazla çalışma için işçinin onayının alınması gerekir” ifadesi yer almaktadır. Hemşirelik hizmetlerinin yürütülüşüne ilişkin genel resme bakıldığında, hemşireler görevleri dışı işlerde ve istekleri dışı saatlerde, haftalık normal çalışma süresini oldukça aşan sürelerle (48-64 saat) çalıştırılmaktadır. Diğer bir deyişle hemşireler angaryaya maruz bırakılmaktadır. Öyle ki, bu durum hemşirelerin yaşamın diğer alanlarından, bir diğer Anayasal haktan daha yoksun kalmasına yol açmaktadır. Anayasamızın 12. Maddesine göre: “Temel hak ve hürriyetler kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” Anayasamızın ailenin korunmasına dair 41.Maddesi de bu hak ve hürriyeti destekler niteliktedir.
Normal çalışma saatlerinin dışında görev yapmak zorunda kalan hemşirelerin annelik hak ve sorumluluğunda destekleyen, örneğin bu saatlerde çocuk bakım hizmeti gibi olanaklar sağlanmamaktadır.
Bu durum anayasanın 50 ve 55. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir .
Anayasanın çalışma ve dinlenme haklarını düzenleyen 50. maddesine göre;
“……..Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Dinlenmek çalışanların hakkıdır.
Ücretli, hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartlar kanunla düzenlenir.”
Anayasanın 55. maddesine göre:
“Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet çalışanları yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. “
Büyük bir çoğunluğu kadınlardan oluşan hemşireler dinlenmelerine izin verilmeden temel ve sosyal haklarından yoksun bırakılarak, yaşam kaliteleri etkilenerek fazla mesai yapmalarına rağmen verilen ücret emeklerinin karşılığı değildir.
Anayasanın 49. maddesine göre ;
“Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” Hemşirelerin olumsuz çalışma koşulları ve yaşadıkları “hak ettiklerini bulamama”, “karşılığını alamama” durumu iş doyumsuzluğuna, tükenmeye, işten tamamen ya da kapsam olarak ayrılmalarına, verimliliğin azalmasına, toplumda insanların meslek olarak hemşireliği tercih etmemelerine yol açabilmektedir.

Buradaki en önemli sorun, uzun çalışma saatinin hemşirede yarattığı fiziksel, mental ve sosyal zorlanmaların yanında, hemşirelerin son derece dikkat ve enerji gerektiren bakım işlevinin güvenliğinin sağlanamaması, toplum sağlığının tehlikeye girmesidir.
Unutulmamalıdır ki; doğmatik yaklaşımlarla hemşireden beklenen özveri, artan kaza ve yaralanmalara, stresle ilgili hastalıklara, aile sağlığı sorunlarına, uygulama hatalarına, hizmet kalitesinin düşmesine ve çok ciddi bir toplumsal soruna dönüşebilir. Gerçekte, özveride bulunan hemşireler değil, bütün olarak bir toplumdur.
1.6. HEMŞİRELERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI VE ULUSLAR ARASI DÜZENLEMELER
Hemşirelik bakımı tüm dünyada gereksinilen evrensel bir hizmettir. Sosyal, bilimsel, ekonomik ve demografik değişimler sağlık sektöründe belirli yüklemeler getirirken hemşirelik insan gücü eksikliği de hemen hemen her ülkede, evrensel boyutta yaşanan bir olgudur. Hemşirelerin sundukları sağlık bakım hizmetlerinin doğası gereği, hizmetin devamlılık ve her an mevcudiyetine gereksinim olmasının gereği hemşirelerin normal çalışma saatlerinin dışında (08-17) çalışması gerekliliği bilinmekte ve bu doğrultuda yasal düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Örneğin; ABD, Pennsylvania’da “Hemşirelerin aşırı, fazla mesai ile çalıştırılmasını yasaklayan yasa (House Bill number 957, P.N. 1092 Prohibition of Excessive Overtime for Nurses Act.) tartışmaları sırasında PA (Pennsylvania nurses Pennsylvania Nursing Association) temsilcisi tarafından ifade edilen durum dikkate alınması gereken bir saptamadır.
Bu saptamada; “Hemşirelerin % 46’sı gelecek 6-10 yıl içinde hemşirelikten ayrılma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Zorunlu olarak fazla çalışmak durumunda kalmak, çalışma süresi ve koşulları, hemşire sayısının, (hemşire/hasta oranının) az olması hemşirelerin yatak başı hemşirelik hizmetinden, hatta meslekten ayrılmasının, genelde insanların hemşireliği bir meslek olarak seçmemelerinin, bir kariyer olarak görmemelerinin temel nedeni, iki ana caydırıcı unsurudur”.
2002 yılında yayınlanan bir makalede, hemşirelerin % 61’inin son bir yıl içinde şift çalışma sıklığının ve çalışma saatlerinin arttığı bildirilmektedir. Bu hemşirelerin % 45’i fazla çalışmaya gönüllü oldukları, % 32’sinin gerekli olduğu için çalışmaya rıza gösterdikleri, % 20’si ise hiç istemedikleri halde gerekli olduğu için fazla çalışmak durumunda kaldıkları belirlenmiştir(Dr. Robert Steinbrook , New England Journal of Medicine article by, there was reference to a survey conducted by the American Organization of Nurse Leaders).
Amerikan Hemşireler Birliği’nin Sağlık ve Güvenlik Araştırmasında; araştırmaya katılanların %67’si her ay bir şekilde zorunlu ve / veya planlanmamış olarak fazla çalışmak durumunda kaldıklarını belirtmişlerdir.

Hemşirelikte, hasta/sağlık raporu olan ya da tatile çıkan hemşirelik çalışanının yerine fazla ve uzun süre çalışmanın oldukça sağlıksız bir maliyeti vardır. Bu durum sadece uzun süre ve fazla çalışan hemşireyi değil, ailelerini, toplumlarını ve çoğu durumda hastaları etkiler. İşte daha uzun süre kalmak demek, aile ile daha az zaman, çocuğun ödevlerine yardım için, çocukla oynamak için daha az zaman, uyumak için daha az zaman demektir. Bu özveriler, kaza ve yaralanma riskinin artmasına, daha fazla kronik yorgunluğa, daha fazla strese ve stresle ilgili hastalıklara, annelik (ebeveynlik) rolünde ve ailede yetersizliklere ve aile sağlığı sorunlarına, hizmet kalitesinin düşmesine ve özellikle sağlık hizmetlerinde çok ciddi bir toplumsal soruna dönüşebilir. Hasta yükünün fazla olması ve uzun süre çalışmanın yarattığı yorgunluk hastaların izlenmesinde, çalışma prosedürlerine uymamaya ve ihlallere neden olabilir. Sonuç olarak, fazla çalışma ile ödün verilen, tehlikeye giren temel olgu hastaların sağlığı ve güvenliğidir.

Bir taraftan giderek artan hemşire insan gücü gereksinimin karşılanması için hemşirelerin hak ihlallerinin önlenmesi, diğer taraftan hemşirelik mesleğine karşı toplumun, adayların özendirilmesi gerekliliği ulusal ve uluslar arası düzeylerde yasal düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır.
1977 yılında, Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından, Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararı yayınlanmıştır. Uluslar arası Çalışma Konferansı’nın 63. oturumunda, C149 Hemşirelik Personeli Antlaşması (Nursing Personnel Convention, 1977 No. 149) ile kesinleşen bu antlaşmaya bugün 38 ülke imzalamış iken halen Türkiye bu ülkeler arasında yer almamaktadır.
ILO-C149 Hemşirelik Personeli Antlaşması (Nursing Personnel Convention, 1977 no. 149) üye ülkelerde, hemşirelik hizmetleri ve hemşirelik personeli politikasını, teorik ve pratik eğitimini, hemşirelik mesleğinin icraatını, meslek üye ve örgütlerinin mesleki ve sağlık politikalarına ilişkin kararlara katılımını, üyelerin mesleki gelişimini, hizmetin ücretlendirilmesini, çalışma saatleri ve dinlenme sürelerini, iş sağlığının korunmasını, sosyal güvenlik ve özel istihdam düzenlemelerini kapsayan düzenlemeleri içermektedir.
ULUSLARARASI ÇALIŞMA KONFERANSI
Antlaşma No. 149
HEMŞİRELİK PERSONELİNİN İSTİHDAMI İLE ÇALIŞMA VE YAŞAM KOŞULLARINA İLİŞKİN ANTLAŞMA
Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı;
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulunun çağrısı üzerine Cenevre’de 1 Haziran 1977 günü altmış üçüncü oturumunu gerçekleştirmiştir.
Örgüt; Halk sağlığı ve refah düzeyinin korunması ve iyileştirilmesinde sağlık alanındaki diğer çalışanlar gibi hemşirelik personelinin oynadığı hayati rolün bilincindedir;
Hemşirelik personeli işverenlerinden birisi sıfatıyla kamu sektörünün, hemşirelik personelinin istihdam ve çalışma koşullarını iyileştirilmesinde özellikle aktif rol alması gerektiğinin bilincindedir;
Nitelikli personel açığı bulunan ve mevcut personelden de her zaman en randımanlı şekilde kullanılamadığı birçok ülkede hemşirelik personelinin içinde bulundukları durumun, etkin sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi önünde bir engel teşkil ettiğinin altını çizmektedir;
Ayrımcılık, sendika özgürlüğü ve toplu sözleşme, gönüllü uzlaşma ve tahkim hakkı, çalışma saatleri, ücretli tatiller ve ücretli eğitim izni, sosyal güvenlik ve refah kolaylıkları, anneliğin korunması ve işçi sağlığının korunmasına ilişkin belgeler gibi, istihdam ve çalışma koşulları ile ilgili genel standartların belirlendiği çok sayıda Çalışma Antlaşmaları ve Tavsiyelerinde hemşirelik personeline de yer verildiğini hatırlatmaktadır;
Hemşirelik mesleğinin icrasında karşılaşılan özel koşullar nedeniyle yukarıda belirtilen genel standartlara ek olarak hemşirelik personeline özgü ve hemşirelik personelinin sağlık alanında üstlendikleri role uygun ve kendilerince kabul edilebilir nitelikte bir statü elde etmelerine olanak sağlayacak standartların belirlenmesi gerektiğini düşünmektedir;
Aşağıda belirtilen standartların çerçevesinin Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği halinde belirlendiği ve bu standartların iyileştirilmesi ve uygulamaya konulması konusunda aynı Örgüt ile sürekli işbirliği içinde hareket edileceğini vurgulamaktadır;
Hemşirelik personelinin istihdamı ile çalışma ve yaşam koşulları ile ilgili olan ve oturum gündeminin altıncı maddesini oluşturan belli önerilerin kabulüne karar verilmiş ve
Bu önerilerin bir Uluslararası Antlaşma halinde derlenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bin dokuz yüz yetmiş yedi senesi Haziran ayının yirmi birinci günü 1977 Hemşirelik Personeli Antlaşması olarak adlandırılabilecek olan aşağıdaki Tavsiye Kararı kabul edilmiştir:

C149 Hemşirelik Personeli Antlaşması (Nursing Personnel Convention, 1977 No. 149) ile kesinleşen bu antlaşmaya bugün 38 ülke imzalamış iken halen Türkiye bu ülkeler arasında yer almamaktadır. Antlaşmayı imzalayan bazı ülkeler ve onay tarihleri aşağıda verilmektedir.

Hemşirelik Personeli Antlaşması, 1977 (No. 149)
Ülkeler Onay Tarihleri
1. Azerbaycan 19.5.1992
2. Bangladeş
17.4.1979
3. Beyaz Rusya 3.5.1979
4. Belçika 29.3.1988
5. Kongo
24.6.1986
6. Danimarka
5.6.1981
7. Ekvador 11.7.1978
8. Mısır 3.11.1982
9. Finlandiya 8.6.1979
10. Fransa
10.9.1984
11. Gana
27.5.1986
12. Yunanistan
17.3.1987
13. Guatemala
9.5.1995
14. Gine
8.6.1982
15. Guyana
10.1.1983
16. Irak
4.6.1980
17. İtalya
28.2.1985
18. Jamaika
4.6.1984
19. Kenya
6.6.1990
20. Kırgızistan 31.3.1992
21. Letonya 8.3.1993
22. Litvanya 12.6.2007
23. Malavi
1.10.1986
24. Malta
18.5.1990
25. Norveç
5.7.1989
26. Filipinler 18.6.1979
27. Polonya
4.11.1980
28. Portekiz 28.5.1985
29. Rusya 3.5.1979

Sonuçta, bugün ülkemizde hemşirelerin özel çalışma koşullarını, olumsuz koşulların hemşire çalışanların ve toplumun sağlığına, sağlık hizmetlerine, hasta ve çalışan güvenliğine etkilerini dikkate alan, hemşirelerin meslekten ayrılmalarını önleyen ve insanları hemşirelik mesleğine özendiren, hizmetlerin karşılığını vermeyi hedefleyen yasal düzenlemeler bulunmamaktadır.

*Gece çalışma saatleri, fazla çalışma saatlerinde ve dinlenme saatleri konusunda Anayasa, ILO sözleşmeleri ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi maddelerine uygun düzenlemeler yoktur.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)’nun Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararında (Tavsiye Kararı No. 157); VII. Bölüm “Çalışma Saatleri Ve Dinlenme Dönemleri” ile ilgili olup, çalışma saati ve dinlenmeye ilişkin öngörülen maddeler şöyledir;
Madde 32; (1)“Hemşirelik personelinin normal haftalık çalışma saatleri, ilgili ülkede genel anlamda işçiler için belirlenen çalışma saatlerinden fazla olmamalıdır”
(2) Genel anlamda işçilerin normal çalışma haftasının 40 saati aştığı durumlarda bunun tedricen, ancak mümkün olduğunca çabuk bir şekilde, 1962 tarihli Çalışma Saatlerinin Düşürülmesine İlişkin Tavsiye Kararının 9. maddesi uyarınca ücrette herhangi bir kesinti söz konusu olmaksızın aşağı çekilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.
Madde 36; (1) Hemşirelik personelinin 48 saatten az kesintisiz haftalık dinlenme hakkına sahip olması durumunda haftalık dinlenme sürelerinin bu seviyeye çıkarılması için gereken adımlar atılmalıdır.
(2) Hemşirelik personelinin haftalık dinlenme süresi hiçbir şekilde kesintisiz 36 saatin altında olmamalıdır.
Madde 38. (1) Vardiyalı çalışma için, ülkede diğer iş kollarında fazla mesai için uygulanandan az olmayacak bir ücret artışı uygulanmalıdır.
(2) Vardiyalı çalışmaya tahsis edilen hemşirelik personeli, vardiyalar arası kesintisiz en az 12 saatlik dinlenme izni kullanmalıdır.

*Nöbet boyunca hemşirenin bakım verebileceği hasta sayısı ile ilgili bir standardizasyon yoktur.
*Hemşirenin gece çalışmasında sağlık durumuna göre düzenlemeler yapılmamıştır ya da düzenlemelerin uygulanmasında sorunlar vardır. Örneğin; 4857 Sayılı iş Kanununa göre, bir kadın çalışan olarak hemşirelerin gece çalıştırılması için engel bir durum olmadığına dair sağlık raporu alınması ve bu kişilerin her altı ayda bir muayenelerinin tekrarlanması gerekir. Her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.. Uygulamada ise, Diabet (şeker) hastası olan, hastalığının yönetimi için 6 öğün düzenli yemek, kaliteli uyku uyumak durumunda olan bir hemşirenin haftada 3 gece 16 saat nöbet tutmasına tanık olabilmekteyiz.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)’nün Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı No. 157);
Madde 47. (1) Hemşirelik personeli, herhangi bir göreve atanırken ve söz konusu görevden ayrılırken ve hizmetleri sırasında düzenli aralıklarla tıbbi muayeneden geçirilmelidir.
(2) Hemşirelik personeli, kendi sağlıkları veya başkalarının sağlığı açısından kesin riskin söz konusu olduğu veya böylesi bir riskten kuşkulanılan koşullarda herhangi bir göreve tahsis edildikleri durumda söz konusu riske uygun zaman aralıklarıyla düzenli olarak tıbbi muayeneden geçirilmelidir.
(3) Bu maddede öngörülen muayenelerde objektiflik ve gizlilik ilkeleri güvence altına alınmalıdır; belirtilen muayeneler, muayene edilen şahıslarla yakın çalışma ilişkisi içinde olan doktorlar tarafından yapılmamalıdır.
Madde 48. (1) Hemşirelik personelinin mesleklerini icra ederlerken maruz kalabilecekleri özel risklerin, önlenebilmeleri ve gerektiğinde telafi edilebilmeleri açısından, tespitine ilişkin araştırmalar yapılmalı –ve sürekli güncellenmelidir.

 Normal devlet memurlarının hastalık raporu kullanma hakkı hemşire için ancak “klinikteki hemşire sayısı uygun ise” mümkündür. Örneğin: hemşirenin ağır gribal enfeksiyonu, bel fıtığı genellikle çalışma listelerinde yer almasını engellemez.
 Nöbetlerin olumsuz yansımalarıyla artan meslek hastalıkları ve iş kazalarına karşın iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri etkin ya da mevcut değildir. Oysa ki meslek hastalıkları sadece kişiyi değil ailesini, yakınlarını ve bütün toplumu etkilemektedir.
 Nöbet ve vardiya çalışma saatlerinin ve koşullarının olumsuzluğu sonucu, meslekten ayrılmalar olmakta ya da nöbete giren hemşire sayısı azalmaktadır. Meslekten, vardiya ve nöbetten kaçışın sonucu olarak da nöbetler / vardiyalar nöbet tutabilen az sayıda hemşire arasında döndürülmekte, öyle ki bu hemşirenin nöbet izinlerini kullanamamasına hatta yıllık izinlerden feragat edilmesine yol açmaktadır. Örneğin: bir haftada 64 saat çalışan bir hemşire sonraki hafta 48 saat gece çalıştırılabilmektedir.
 Nöbete girecek hemşire eksikliği yüzünden hemşireler yıllık izinlerinin sürelerinden feragat edilebilmektedir.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)’nün Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı No. 157);
Madde 39. (1) Hemşirelik personeli, en azından ülkedeki diğer işçilerin kullandıklarıyla aynı uzunlukta bir kez ücretli yıllık izin hakkına sahip olmalı ve kullanmalıdır.
(2) Yıllık ücretli iznin süresi bir hizmet yılı için dört haftadan kısa ise bunun tedricen, ancak mümkün olan en kısa sürede hemşirelik personeli için dört haftaya çıkarılması için gereken adımlar atılmalıdır.
Madde 40. Özellikle çetin ve rahatsız edici koşullarda çalışan hemşirelik personeline, toplam ücretlerinde herhangi bir azalma olmaksızın mesai saatlerinde belli bir indirim ve/veya dinlenme sürelerinde artış hakkı tanınmalıdır.

*Nöbet sonrası sağlık muayenelerinde genelgelere rağmen gerekli düzenlemeler yapılmadığından sıkıntılar yaşanmaktadır. Örneğin; bir hemşire nöbet çıkışında kendi sağlık muayenesi ya da çocuğunun muayenesi için polikliniklerde sıraya girmek ve beklemek zorunda kalmaktadır. Dinlenme saati de bu şekilde geçirilmektedir.
 Hemşireler çalışma hayatı boyunca nöbet tutmaktadır. Hemşirenin nöbet sisteminde yer alıp almayacağı, bu durumda hemşirenin hizmet yılı ve aşının göz önünde bulundurulup bulundurulmayacağı kurumun ihtiyacı ya da yöneticilerin uygulama tercihine/takdirine bırakılmış görünmektedir.
 Normal çalışma saatleri (08-16/17.00) dışında çalışma (vardiya- nöbet) gerektiren alanlarda hangi hemşirelerin çalıştırılacağı, koşulları yöneticilerin takdirine bırakılmakta, bu yetki ise her zaman eşitlikçi uygulanmamakta, zaten kıt olan hemşire kaynakları poliklinik, laboratuar gibi gündüz/normal çalışma saatlerinde hizmet veren birimlerde yoğunlaşmakta, sonuç olarak (a) bir taraftan hemşire kaynaklarının uygunsuz istihdamı söz konusu iken, (b) diğer tarafta vardiyalı çalışma gerektiren asıl hemşirelik hizmetleri daha az sayıda hemşire ile, ancak daha sık ve daha uzun süren çalışmalarla yürütülmeye çalışılmaktadır.
 Hemşirelerin “asıl hizmet alanından kaçışı” olarak değerlendirilebilen bu durumun bir nedeni de nöbet, vardiya çalışmalarının ve fazla çalışmada ödenen ücretlerin günümüz koşullarında trajikomik olarak nitelendirilebilecek miktarda olmasıdır.

Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)’nün Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı No. 157);
Madde 25. (1) Hemşirelik personelinin ücretleri, söz konusu personelin sosyoekonomik gereksinimleri; yeterlilikleri, sorumlulukları, görevleri ve deneyimleri ile uygun düzeylerde tespit edilmeli ve bu yapılırken mesleğin doğasında olan kısıtlama ve tehlikeler dikkate alınmalı, ücretler başkalarının da mesleğe özendirilmesi ve meslekte tutulmasını sağlayacak düzeylerde olmalıdır.
Madde 27 Özellikle çetin ve rahatsız edici koşullarda çalışan hemşirelik personeline bu güçlükler için mali telafi sağlanmalıdır.
Madde 37. (1) Fazla mesai, uygunsuz saatlerde çalışma ve nöbet uygulamalarına mümkün olduğunca az başvurulmalıdır.
(2) Fazla mesai ve resmi tatillerde çalışmalar normal çalışma saatlerinden düşülmek ve/veya normal ücretten daha yüksek oranda ödeme yapılarak telafi edilmelidir.
(3) Resmi tatiller dışında uygunsuz saatlerde çalışma, ek ücret ile telafi edilmelidir.
Madde 38. (1) Vardiyalı çalışma için, ülkede diğer iş kollarında fazla mesai için uygulanandan az olmayacak bir ücret artışı uygulanmalıdır.
(2) Vardiyalı çalışmaya tahsis edilen hemşirelik personeli, vardiyalar arası kesintisiz en az 12 saatlik dinlenme izni kullanmalıdır.
(3) Belli bir ücretsiz süre ile ara verilerek tek vardiya görev (parçalı vardiya) uygulamasından sakınılmalıdır.

 Yaşadığı meslek hastalığı, iş kazası riskleri, nöbetli ve fiziksel güç gerektiren çalışma koşullarına rağmen hak ettiği fiili hizmet süresi zammından mahrum kalmıştır.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)’nün Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı No. 157)
Madde 53. (2) Hemşirelik personelinin sosyal güvenlik korumasında, faaliyetlerinin özel durumu ve yapısı dikkate alınmalıdır.
Madde 56. Hemşirelik personelinin görevleri nedeniyle meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı iş hastalığı olarak kabul edilmeli ve ulusal yasa ve mevzuat hükümlerinde bununla ilgili telafi hükümleri yer almalıdır.
 Gebe olan bir hemşire riskli bölümlerde çalıştırılabilmekte, gece nöbetleri, eksik personel nedeniyle yaşanan iş yükünün ağırlığı kadın üreme sağlığını etkilemekte, gebelik düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek doğumu ile sonuçlanabilmektedir.
 Kadın çalışan olarak sıra dışı saatlerde çalışmasına, nöbet tutmasına rağmen kurumlarda bu saatlerde çocuğunun bakımı için gerekli kreş hizmeti verilmemektedir.
 Anne olan hemşire çocuğuna ve ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirememektedir. Örneğin: süt iznindeki hemşirenin nöbet tutmaması kurumdaki hemşire sayısına, yöneticinin takdirine bağlıdır. Çocuğuyla ve ailesiyle geçireceği zaman kısıtlıdır. Ailesiyle geçirebileceği hafta sonu ve bayram tatilleri de nöbetle geçmektedir.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)’nün Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı No. 157);
Madde 35. Hemşirelik personeline, kişisel yaşantılarını ve aile yaşamlarını gerektiği gibi düzenleyebilmeleri için çalışma zaman çizelgeleri önceden verilmelidir. Bu çizelgelerde olabilecek istisnai hallere ancak özel ve acil durumlarda izin verilmelidir.
Madde 36. (1) Hemşirelik personelinin 48 saatten az kesintisiz haftalık dinlenme hakkına sahip olması durumunda haftalık dinlenme sürelerinin bu seviyeye çıkarılması için gereken adımlar atılmalıdır.
Madde 42. (1) Hemşirelik personelinin, evli veya bekar ayrımı yapılmaksızın, 1952 tarihli Anneliğin Korunması Antlaşması (Revize) ve Anneliğin Korunmasına ilişkin 1952 tarihli Tavsiye Kararında öngörülen koruma, gözetme ve haklardan yararlanmaları temin edilmelidir.
(2) Annelik izni, hastalık izni olarak değerlendirilmemelidir.
(3) İstihdama (Aile Sorumluluğu Olan Kadınların İstihdamı) ilişkin 1965 tarihli Tavsiye Kararında öngörülen önlemler hemşirelik personeline uygulanmalıdır.
Madde 50. Hamile veya çocuklu personelin normal görevleri kendilerinin veya çocuklarının sağlığı açısından risk oluşturuyorsa bu tür personel haklarında herhangi bir kayıp söz konusu olmaksızın durumlarına uygun başka görevlere transfer edilmelidirler.
Madde 51. Hemşirelik personelinin sağlık ve güvenliğinin korunmasına ilişkin hükümlerin etkin şekilde uygulanması açısından hemşirelik personeli ile kendilerini temsil eden örgütler işbirliği içinde hareket etmelidir.
Madde 52. Hemşirelik personelinin sağlık ve güvenliklerinin korunmasına ilişkin yasa ve mevzuat hükümleri ile diğer hükümlerin uygulamalarının denetlenmesi ve gözetlenmesi için gereken önlemler alınmalıdır.

Yoğun nöbetli çalışması çocuğundan, eşinden ve evinden uzakta bahsedilen stresleri yaşaması ailesine gereken ilgiyi gösterememesine bu da işine yeterince konsantre olamamasına başka bir nedendir. Esasen bu durumun mağduru da hemşire, çocuğu, eşi, diğer yakınları ve tüm toplumdur.
 Uygulamadaki haliyle nöbetli çalışma düzeni hemşirenin sosyal gelişimine engel olduğu gibi, gelişen hemşirelik dünyasını izlemesine, mesleki gelişimine de engel olmaktadır. Hemşirenin eğitimini geliştirme hakkı, hastanın gelişmiş uygulamalar ve bilgiler ışığında kaliteli bakım alma hakkı elinden alınmaktadır.
 Çalışma yaşantısının sonucu olarak bakımı altındaki hastaların güvenliği ve hasta hakları tehdit altındadır.
Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)’nün Hemşirelik Personelinin İstihdamı İle Çalışma Ve Yaşam Koşullarına İlişkin Tavsiye Kararı (Tavsiye Kararı No. 157);
Madde 12. (1) Gerek işyerinde ve gerekse dışarıda sürekli pratik ve teorik eğitim; bilgi ve becerileri güncelleyecek ve geliştirecek ve hemşirelik personelinin hemşirelik ve ilgili bilim dallarında yeni görüş ve teknikleri öğrenmelerine ve uygulamalarına imkan sağlayacak şekilde tüm personele verilmelidir.
Madde 15. (1) Hemşirelik personeli, niteliklerini ve yeterliliklerini aşan işler için görevlendirilmemelidir.
(2) Bireylerin o ana kadar istihdam edildikleri iş için yeterliliklerinin bulunmaması durumunda mümkün olan en kısa sürede eğitime alınarak gerekli yeterliliği elde etmeleri sağlanmalı ve bu yeterlilikleri elde etmek için hazırlık aşamasında kendilerine kolaylık sağlanmalıdır.
Madde16. Hemşirelik personelinin görevlerini yerine getirmesinden kaynaklanabilecek hukuki sorumluluk nedeniyle gündeme gelebilecek önlemler düşünülmelidir.
Madde 22. Hemşirelik personeline mesleki olanaklar konusunda tavsiyeler ve rehberlik hizmeti sunulması ve mümkünse meslekten ayrı geçen belli bir sürenin sonunda tekrar hemşirelik mesleğine dönüşün sağlanması konusunda gereken önlemler alınmalıdır.
Madde 23. Hemşirelik personelinin meslekten ayrı kaldıkları belli bir sürenin sonunda istihdam edilecekleri düzeyin tespitinde daha önceki hemşirelik deneyimi ve meslekten ayrı kaldığı sürenin uzunluğu dikkate alınmalıdır.
Madde 24. (1) Sürekli teorik ve pratik eğitim programlarına katılmak isteyen ve katılabilecek durumda olan hemşirelik personeline gereken kolaylık gösterilmelidir.
 Tüm bu stresleri yaşayan hemşire, rahatlamasını sağlayacak sosyal etkinliklerden mahrumdur. El sanatları, güzel sanatlar, spor gibi faaliyetlerle stres atabileceği mekanlardan ve en önemlisi bunlara ayırabileceği zamandan da yoksundur.
 Özellikle büyük şehirde çalışan hemşirenin uygunsuz saatlerdeki nöbetlere ulaşım sorunu ve dinlenmesine ayrılan kısıtlı zamanın bir bölümünün işe ulaşmak için harcanıyor olması önemli sıkıntılara neden olmaktadır.
Tüm bunlar sonucunda hemşirenin iş, ev ve sosyal hayattaki rollerini istendik düzeyde yerine getirememesi kendini anlamsız, değersiz hissetmesine neden olmaktadır. Hemşirelik tükenmişlik sendromunun en çok yaşandığı meslek haline dönüşmüştür.

BÖLÜM II

2.1. VARDİYALI VE NÖBET SİSTEMİ ŞEKLİNDEKİ ÇALIŞMA DÜZENİNİN HEMŞİRELER ÜZERİNE ETKİLERİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ÇALIŞMA
Ülkemizdeki Hemşire Çalışma Sistemleri ve Hemşirelerin Çalışma Sisteminden Etkilenme Durumlarının İncelenmesi
2.1.1. AMAÇ
Bu çalışmanın amacı; hemşirelerin çalışma sistemleri ve çalışma sistemlerinden etkilenme durumlarına yönelik görüşlerinin incelenmesidir. Çalışmada yanıt aranan sorular ;
1. Hemşirelerin çalışma saatlerinin kendi sağlıkları (fiziksel, psikolojik) üzerine etkilerine ilişkin görüşleri nelerdir?
2. Hemşirelerin çalışma saatlerinin sosyal yaşamları üzerine etkilerine ilişkin görüşleri nelerdir?
3. Hemşirelerin çalışma saatlerinin kendi güvenlikleri üzerine etkilerine ilişkin görüşleri nelerdir?

2.1.2. YÖNTEM
Araştırmanın Tasarımı: Bu araştırmada hemşirelerin konuyla ilgili görüşlerini inceleyebilmek amacıyla kalitatif araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi kullanılmıştır. Katılımcıların konuyla ilgili düşünce ve duygularını rahat bir şekilde ifade edebilmelerine olanak tanıdığı için bu yöntem seçilmiştir.
Farklı özelliklerdeki üç Üniversite Hastanesi, bir Özel Hastane ve bir Devlet Hastanesi olmak üzere beş yataklı tedavi kurumlarında vardiyalı ve nöbet sistemiyle çalışan, araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 12 hemşireyle odak grup görüşmesi yapılmıştır.

Odak grup toplantısı:Türk Hemşireler Derneği Genel Merkezi’nde görüşmenin kesintiye uğramayacağı bir ortam olarak düzenlenen toplantı masasının etrafında yapılmış ve 90 dakika sürmüştür.
Görüşme öncesinde katılımcıların tanışmasını takiben, görüşmenin amacı, görüşme kuralları, yaklaşık süresi açıklanmış, görüşme sırasında ses kayıtlarının ve notlarının alınabilmesi için katılımcılardan izin alınmıştır. Araştırmanın amacına yönelik oluşturulmuş bir yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, oluşturulan beş soru tek tek tartışılmak üzere tahtaya yazılarak katılımcılara yöneltilmiştir. Katılımcılara tartışılmak üzere sunulan sorular aşağıdaki gibidir;
1. Çalışma saatleriniz fiziksel sağlığınızı, uyku, yemek düzeni gibi günlük yaşam aktivitelerinizi nasıl etkiliyor?
2. Çalışma saatleriniz sosyal yaşamınızı, aile yaşamınızı nasıl etkiliyor?
3. Çalışma saatleriniz psikolojik sağlığınızı nasıl etkiliyor?
4. Çalışma saatleriniz güvenliğinizi nasıl etkiliyor?

Tüm görüşme süreci ses kayıt cihazı ile kayıt edilmiş ve gözlemci tarafından not edilmiştir. Odak grup çalışmasında moderatörlük ve gözlemcilik araştırmacılar tarafından yapılmıştır.

2.1.3. ARAŞTIRMAYA KATILANLARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ
Araştırmaya katılmayı kabul eden 12 hemşire vardiyalı veya nöbetli çalışma sisteminde çalışmakta olup, yaşları 28- 43 arasındadır, yaş ortalaması 33.6’dır. Katılımcıların çalışma yılları 10- 21 yıl arasında değişmekte olup ortalama 14 yıldır. Haftalık çalışma saatleri 40- 60 saat olup, sadece bir katılımcının haftalık çalışma saatinin 68 saati bulduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin sosyodemografik özellikleri incelendiğinde; yedi hemşirenin evli, beş hemşirenin bekar ve beş hemşirenin çocuğu/çocukları olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların, 7’sinin ailesiyle, 3’ünün arkadaşı veya akrabası ile 2’sininde yalnız yaşadığı belirlenmiştir. Katılımcıların sağlık durumları incelendiğinde; 8 kişide gastrit-ülser, 4 kişide (lumbal ve servikal) Disk hernisi/ diskopati, düzleşme 3 kişide varis, 1 kişide diyabet, 1 kişide Aort yetmezliği, 1 kişide Tiroid fonksiyon bozukluğu, 1 kişi de Ürtiker olduğu görülmüştür

Verilerin değerlendirilmesi:Görüşmeye ilişkin teyp kayıtlarının yazılı dökümleri oluşturulmuş, gözlemcinin notlarıyla karşılaştırılmış; içerik analizi ve tematik tarama yöntemleri ile değerlendirilmiştir.

2.1.4. BULGULAR
2.1.4.1. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Fiziksel Sağlıkları Üzerine Etkileri
Katılımcıların her biri tarafından mesai sonrası saatlerde (08.00-17.00 saatleri dışında), akşam ve gece vardiyası ya da nöbet şeklinde, normalden uzun süre ve çok sayıda hastaya bakım verme sorumluluğunun yer aldığı çalışma koşullarının, fiziksel sağlıkları üzerine bir ya da birden fazla olumsuz etkisi olduğu bildirilmiştir. Hemşirelerin çalışma saatlerinin fiziksel sağlıkları üzerine etkilerini belirttikleri görüşleri aşağıdaki tabloda verilmiştir;
Tablo 1. Çalışma Saatlerinin Hemşirelerin Fiziksel Sağlıkları Üzerine Etkileri
• Uyku uyuyamama, uyku sorunları
• Yemek vb. rutinlerde bozulma
• Fiziksel (bedenen) ve zihinsel yorgunluk
• Aşırı iş yükü nedeniyle, öz bakımını ihmal etme
• Kahve /Sigara tüketiminde artma
• Ciltte bozulma, çökkünlük
• Kronik hastalığı yönetememe (Tip 1 diyabet, 1 nöbette 2-3 kez hipoglisemi)
• Hastalık sürecinde uzama/İyileşmede gecikme • Gebelik komplikasyonları
• Emzirememe/ kesintiye uğrama
• Bacak ağrısı, Varis
• Sırt ve bel ağrıları
• Gastrit / ülser
• Konstipasyon / bağırsak problemleri/ Hemoroid
• Ürtiker
Çalışmadan Alınan Diyaloglar:
“16 yıldır nöbet tutuyorum. Son zamanlarda nöbet sonraları uyuyamıyorum. Eskiden düzenli uyuyabiliyordum. Artık nöbet çıkışı uyuyamıyorum. Bir saatlik uyku ile bütün günü geçiriyorum. Ne kahvaltı ne öğle yemeği mesela buraya gelene kadar bugün içinde hiç bir şey yemedim. Bedensel olarak bunun olumsuz etkilerini hissediyorum. Eskiden nöbette 16 saat aktif ayakta durabilirken yine hala ayaktayım ama gece saat 03:00’den sonra bedensel olarak çok sıkıntı yaşıyorum. Eskiye nazaran beyinsel yorgunluklarım arttı spontan dikkatim bozuldu.”

“Hemşire hastalandığında diğer çalışanlar gibi rapor alamıyor. Geçen nöbet bir taraftan tedavi alıp diğer taraftan hastaya bakıyordum. Yani hasta, hasta bakımı veriyordu. Nöbet boyunca kolumda intraket vardı.”

“Ben erken doğum yapmıştım onu hatırlıyorum. Hamileliğim süresince 7-8 kez 36 saatlik nöbetlerden tutuyordum. Sabah 8’de başlayan nöbetler ertesi gün akşam 16’da bitiyordu. Bebeğimi 1 ay erken doğurdum ve onun sağlık problemleri hiç bitmedi. Gelişim geriliği, astım, immün sistem ilgili problemleri oldu. Lohusalık dönemini çok kötü geçirdim. Bana doğum öncesi izne ayrılmama 1 ay varken 4 nöbet daha tutacaksın öyle gideceksin dediler. O nöbetleri tutamadım. Nöbette kanama geçirip hastaneye kaldırıldım.”

“Doğum sonrası 3. ayda başlamak zorunda kaldım. Ekonomik zorunluluklar nedeniyle 3 aylıkken bebeğim süt emmeyi bıraktı. Anneden 36 saat ayrı kalan bebek, emmeyi bırakıyor haliyle… ”

“Benim yeni mezun olduğumdan beri nöbetlerde yaşadığım en büyük sorunlardan biri bacak ağrısı. Bunun sebebi de varisler. Bütün hemşirelerin de aynı derdi çektiğini biliyorum. Varislerim o kadar arttı ki ameliyat olmamı söylediler. Ancak ameliyat olduğum takdirde tekrar olmaması imkansız. Benim yine koşturmam gerekecek, yine nöbetlerde 16 saat boyunca ayakta olacağım için yeniden gelişeceğini biliyorum.”

“Evet nöbette tek kişisiniz ve bel ağrısı ile kıvranıyorsunuz…”

“Geçen gün bir dergide okudum. Uykuda salınan melatonin hormonu; kanserden koruyormuş insanları, gece karanlıkta uyumak çok önemliymiş ama biz bundan mahrumuz.”

“Ben farklı bir şey eklemek istiyorum. Uykusuz kalmak için çok fazla kahve tüketiyorsunuz. Nöbete geldiğinizde kahve içmeye başlıyor ve nöbet sonuna kadar da içiyorsunuz. Bu durum gece asit salınımını artırıyor. Farkında olmadan kronik bir hastalık ediniyorsunuz. Zamanla gastrit ve ülsere dönüşüyor. Benim gastritim var. Her nöbette muhakkak bir mide aktivasyonu yaşıyorum. Midem yatışsın diye de ilaç kullanıyorum.”

“Ben nöbette 1 paket sigara bitiriyorum. Bir paketide yedek olarak bulunduruyorum.”

“Nöbetler akut geçirilen hastalıkların süresini uzatıyor. Başkasının 3 günde geçireceği hastalığı hemşire daha uzun sürede geçiriyor. Siz hastanıza bakarken enfeksiyon geçiriyor olabilirsiniz. Ateşiniz 39 derece iken nöbet tutuyorsunuz.”
“Nöbetlerde saat olarak uzun süre çalışıldığı için ayrıca ekipteki kişi sayısı az olduğu için, personel sayısı az, çalışan hemşire sayısı az... Hasta bakımını tek başına vermek zorunda kalıyorum. İki kişinin yapması gerekeni tek kişi yapıyorsunuz.”

2.1.4.2. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Psikolojik Sağlıkları Üzerine Etkileri

Tablo 2. Çalışma saatlerinin hemşirelerin psikolojik sağlıkları üzerine etkileri
• Spontan dikkatin azalması, unutkanlık
• Anksiyete (hata yapma, unutma, hasta güvenliği, gelecek ile ilgili kaygı-korku), rahatlayamama, huzursuzluk
• Antidepresan / anskiyolitik kullanımı
• Nöbette tek başınalık/desteksiz hissetme
• Kendini güvende hissetmeme
• Yalnızlık (işte, iş arkadaşlarından yoksunluk)
• Sosyal ayrımcılığa maruz kalma
• Kişisel değerlerde farklılaşma • Psikolojik tükenme
• Değersizlik, dikkate alınmama
• Çaresizlik, mutsuzluk, öfke (herkesin dinlenme saatinde çalışma), Aşırı suçluluk (yetersiz bakıma yönelik)
• Dayanıklılıkta/güçte/mücadele gücünde azalma
• Kırılganlıkta artma /Hassasiyet /Çabuk sinirlenme, Ajitasyon, Duygusal dalgalanma
• İlgi kaybı (sosyal aktivitelere karşı)


Çalışmadan Alınan Diyaloglar:
“Nöbette sabaha karşı herkes yatağında uyurken, ben neden buradayım diyorum. Çocukluğumdan beri hasta bakıyorum. Hasta insanlara bu kötü şartlar içinde tüm olumsuzluklara rağmen elimden gelen yardımı yapmaya çalışıyorum ama bir türlü anlaşılamıyorum.
Bazen içinde bulunduğum durum canımı çok acıtıyor, artık tahammül edemiyorum. Sabaha karşı ağlama nöbetim olabiliyor.”
“Gece bütün enerjimi hastalarıma vermek zorunda kalıyorum. Çünkü onlarla ve vicdanımla başbaşayım. Sabah eve gittiğimde ise çocuklarımla ilgilenmeye mecalim kalmıyor. Çocuk bu haklı olarak ilgi bekliyor. Çok tahammülsüz oluyorum. Bazen onlara şiddet uyguladığım dahi oluyor. Sonrasında da onlara sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.”
2.1.4.3. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Sosyal Yaşamları Üzerine Etkileri

Tablo 3. Çalışma saatlerinin hemşirelerin sosyal yaşamları üzerine etkileri
• Çocuklarına vakit ayıramama, kaliteli zaman ayıramama, bebek/çocuk bakımında zorlanma
• Çocuğun sosyalizasyon gereksinimlerini karşılayamama
• Rollerini yerine getirememe, rolde yetersizlik (annelik, eş, evlat, komşuluk) duygusu, roller arasında çatışma
• Evin bakımı/düzenini sürdürmede eksiklik
• Eş ve ailelerle ilişkileri düzenleyememe/ilişkilerde bozulma
• Aileyle/ yakın çevreyle sosyal yaşamını düzenleyememe(değişken çalışma saatleri)
• Akraba ilişkilerinde kısıtlanma
• Komşularla iletişimin bozulması
• Sosyal izolasyon, Grup aktivitelerinin dışında kalma, Yalnızlaşma, Sosyal ayrışma
• Sosyal aktivitelerden keyif alamama • İnsanlarla tanışma, paylaşma ve sosyal olanakların sınırlılığı
• Hayatını planlayamama/kontrol kaybı
• Boş zaman aktivitelini planlayamama /yetersizlik
• Yasal haklarını kullanamama
• Eşin çocuk bakımı sorumluluklarında artış olması zorlanma
• özel yaşamı koruyamama (çocuk bakımında akrabalara, geniş aileye olan gereksinim nedeniyle)
• Kültürel faaliyetlerden yoksunluk
• Hobilerini yerine getirememe ( terk etme)
• Kişisel gelişim olanaklarından kısıtlanma
• İş yerinde nöbet ayarlamaları yüzünden ekip arkadaşları ile çatışma



Çalışmadan Alınan Diyaloglar:
“Hastanedeki arkadaşlarımın dışında farklı sosyal çevrelerden arkadaşım yok. Sinemaya, tiyatroya en son ne zaman gittiğimi hatırlamıyorum.”
“Eşim hafta sonu ailece pikniğe gidelim diyor. Çocuklar da çok istediği halde hafta sonlarında ya gündüz çalışıyorum ya da gece nöbetten çıkmış oluyorum, ailemle istediğim gibi ilgilenemiyorum.”
“Çalışma listeleri düzenlenirken çok sorun çıkıyor. Herkes kendi planının daha önemli olduğunu düşünüyor. Bu çatışma ortamı içinde kendi sorunumu ifade etmekten vazgeçtiğim bile oldu. Bir seferinde hasta annemin yanında olmam gerektiğini bile söyleyemedim.”

“Nöbetten çıkınca eve misafir geliyor ilgilenemiyorsun, uyumak zorundasın. İnsanlar hafta sonları akraba ziyaretlerine gidiyor, sen gidemiyorsun. Bayramda bile eşini dostunu ziyaret edemiyorsun. Böylelikle sosyal ilişkilerin neredeyse tamamen bozuluyor.”

2.1.4.4. Hemşirelerin Çalışma Saatlerinin Kendi Güvenlikleri Üzerine Etkileri

Tablo 4. Çalışma saatlerinin hemşirelerin kendi güvenlikleri sağlıkları üzerine etkileri
• Dikkat eksikliği nedeniyle iğne batması, el kesisi şeklinde yaralanma
• Zihinsel yorgunluk, dikkat eksikliği nedeniyle can ve mal güvenliğini sağlayamama/riski (eşya unutma, trafikte dalgınlık), araba kazalarına yatkınlık
• Nöbete gelip giderken saldırıya uğrama korkusu • Güvenli bakım verememe
• Nöbet sırasında saldırıya uğrama korkusu
• Hastalardan fiziksel saldırıya maruz kalma (tek kişi olduğu için, tekme, boğazlanma)
• Hasta yakınlarıyla iletişim yönünden çatışmaya girme, sözel saldırıya maruz kalma

Çalışmadan Alınan Diyaloglar:
“Sadece diabet değil, bir de hipotiroidi var bende. Hipotiroidi olduğum için dikkatimde problem var. Ben doktorlarıma sürekli söylüyorum. Bana bir şeyi bir kere söylemeyin. Birkaç defa söyleyin diye. Sürekli not alarak çalışıyorum. Diabetten dolayı da hipoglisemilerim oluyor.”

“Dikkate alınmamak. İdare ile görüştüğümde bana söylenen; Endokrin bölümünün göz ya da böbrek tutulumu olmadığı sürece nöbetten çıkarılmaya gerek görmediği!
Göz ya da böbreğinizi kaybettiğinizde zaten çalışacak durumunuz olmaz. Doktorların nöbet tuttuğunu benim de tutabileceğimi söylediler. Ben hastaların başında sabaha kadar dolaşıyorum. Orderler veriliyor herkes kenara çekiliyor. Hastayı sabaha kadar siz takip ediyorsunuz. Hastanın tansiyonu ya da ateşi yüksek oluyor. Yeri geliyor 5 dakikada bir takip alıyorsunuz. Siz sürekli oradasınız, bırakıp gidemiyorsunuz ki! Benim bir nöbetimde hastanın ateşi 40 derece oldu, sabaha kadar hasta ile ilgilendim. Nöbet sabahı çok kötüydüm, eve gittiğimde eşimle problem yaşadım. En yakınınıza saldırıyorsunuz bu sefer.”

“Benim çalıştığım kurumda 0-3 yaş kreşi yok, eşimin izni yok, benim iznim sınırlı ve ikimizin de çalışması gerekiyor, maddi olanaksızlıklar nedeniyle, mecburen birinci derece yakın bulmak zorundasınız. Kayınvalide, anne ya da görümce desteğiyle o çocuğu üç yaşına kadar büyütmeye çalışıyorsunuz, onun getirdiği bir takım huzursuzluklar var. O çekirdek aile yapısı içinde kayınvalide kaprisi çekmek yani ekstra başka şeylerle uğraşmak durumundasınız ya da çocuğunuzu onların yanına göndermek durumunda kalıyorsunuz. Bu sefer de aşırı suçluluk duygusu, rolleri yerine getirememe bir yerde de aşırı özlem, psikolojinizi de bozuyor, en küçük şeyde ağlama krizlerine girmiş oluyorsunuz.”

“Yalnız olduğum zaman tehlikede olabileceğim geliyor aklıma, ama önceki çalıştığım klinikte böyle değildi, kapısı kapalıydı. Şimdiki kliniğim öyle değil. Onun için her koridora çıktığımda, bir tedavi yapacağımda bile tedirgin oluyorum. Hastalar uyuyor mesela, koridor sessiz, doktor uyuyor, sessizlik çok fazla, başka hiç kimse yok, tek başınasınız…”
“O gece benim için çok kötüydü, bana kötü bir şey de yapabilirdi, yaşlı olmasaydı. O anda kendimi çok savunmasız ve güvensiz hissettim.
Bana bir şey yapılmış olsa bile hiç bir şekilde hakkım olamazdı. Yani o hastayı mahkum ettirsem ya da dava etsem de hiç bir şey olmayacaktı , olan bana olmuş olacaktı.”

“İşimizin maddi olarak da bir doyumu yok. Herkes gece, hafta sonu evindeyken işe gitmek manevi olarak zorluyor insanı. Maddi olarak kazancınız tatminkar olduğunda bu duruma daha farklı bakılacağına inanıyorum.”

“İlerleyen saatlerde yorgun ve tek başınayım, beynimin yarısının uyuduğunu hissediyorum. Bazen yanlış hastadan kan gönderiyorum, bazen de yanlış hastaya tedavi yapıyorum... Şükürler olsun ki! Şimdiye kadar hayati sonuçlar doğurmadı, sonrasında hemen fark ettim.”

“Bazen geç saatlerde hastadaki değişiklikleri iyi algılayamıyorum.”

GECE- GÜNDÜZ, TATİL DEMEDEN
NORMAL SAATLERİN DIŞINDA,
NORMALDEN UZUN SÜRE VE
NORMALDEN FAZLA SAATTE ÇALIŞMAK

2.1.5. Sonuç ve Öneriler

Hastanelerde hemşireler, sağlık ekibi içerisinde hasta bireyin ve ailesinin her türlü problemlerinde 24 saat boyunca ilk başvurdukları ve bu görevi nedeniyle sağlık ekibi içerisinde iletişimi sağlayarak kilit rol oynayan sağlık personelidir.
Hemşirelik, çalışma ortamından kaynaklanan pek çok olumsuz faktörün etkisiyle yoğun iş yüküne sahip stresli bir meslek olarak nitelenmektedir.

Hemşirelerin çalışma ortamına ait, aşırı iş yükü, acı ve ızdırap içindeki insan grubu ile birlikte olması nedeniyle yaşanan duygusal stres, ölmekte olan hastalarla çalışma, hastalar ve hasta yakınları ile yaşanan çatışmalar, gece ve uzun çalışma koşulları, onları tükenmeye, duyarsızlaşmaya ve mesleği terk etmeye yöneltmektedir.

Vardiyalı/uzun süreli ve değişken saatlerde çalışmanın, hemşire üzerinde fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik etkileri olduğu gibi, hizmeti alan açısından da pek çok olumsuz etkisi olduğu yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Oysa ki bu olumsuz etkileri azaltmak ya da en aza indirgemek çalışma koşullarının rasyonel bir şekilde düzenlenmesi ile mümkün olabilecektir.

Ülkemizde genel olarak çalışma hayatı incelendiğinde, iş gücünün verimli ve etkin kullanılması yönünde uygun şekilde düzenlenmemiş olduğu görülmektedir. Çalışma şartları, çalışma saatleri, dinlenme saatleri, ücret, iş sağlığı ve iş güvenliği gibi konularda hali hazırda yaşanan pek çok olumsuzluk vardır. Bununla birlikte benzer koşullarda çalışanlara uygulanmakta olan kanun ve yönetmelikler, bugünkü haliyle bile hemşirelik personeli için uygulanmamaktadır. Yani hemşirelik, çalışma hayatının halen düzenlemelere ihtiyaç duyulan mevcut şartlarından dahi yoksundur.

Hemşirelik hizmetlerinin sağlık alanındaki hayati rolüne rağmen ne eğitimi, ne yönetimi, ne çalışma koşulları ne de ücreti maruz kaldığı şartlara uygun standartlara kavuşturulabilmiş değildir.
Hemşirelik hizmetlerinden toplum sağlığını istendik düzeye getirecek verimin alınabilmesi için yıllardır ihmal edilmiş olan bu koşulların bir an önce; en azından ülkede benzer nitelikte işlerde çalışan diğer çalışanlarla aynı seviyeye ulaştırılması ve sonrasında işin gereklerine uygun şekilde standardize edilmesi gerekmektedir. Halbuki hemşireliğin çalışma hayatı kapsamında yer alan bu olguların (kadınların gece çalışması, ağır ve tehlikeli işte çalışma koşulları gibi) her biri için ulusal ve uluslararası mevzuatta özel düzenlemeler mevcuttur.

Ulusal ve uluslar arası mevzuatta yer alan hemşirelik hizmetlerinin niteliği ile bağdaşan hükümlerin hemşirelik çalışma hayatına yansıtılması; hasta güvenliği ve çalışan güvenliği açısından genel olarak toplum sağlığını da yükselterek sağlık harcamalarının azaltılması gibi önemli kazanımlar sağlayacaktır.

Özellikle hemşirelikte istihdamın yeniden düzenlenerek, hemşirenin mesleğini ilgilendiren alanlarda çalışabilmesini sağlayarak, hemşire açığını minimize ederek, çalışan hemşirenin motivasyonunu ciddi şekilde etkileyecektir.

Toplumumuzda bir türlü hak ettiği statüye ulaşamayan hemşirelik mesleği, lisans düzeyinde bir eğitime kavuşturulduğunda, uygun çalışma koşulları oluşturulduğunda ve ücret politikası geliştirildiğinde, öz güveni gelişmiş yetişkinler olarak, hemşirenin iş tatmini yüksek olacak ve toplum tarafından itibarlı ve güvenilir addedilen, yararlılığı farkedilebilen bir meslek olduğu anlaşılacaktır.

Türk Hemşireler Derneğinin bu çalışmayı yapmaktaki temel amacı; toplumunun layık olduğu kaliteli hemşirelik hizmetlerine ulaşabilmesi için, hemşirelik eğitiminin lisans düzeyine temellendirilmesi, uygulama alanlarının eğitim normuna uygun olarak seçilmesi, olumsuz çalışma koşullarının ivedilikle iyileştirilmesi ile hemşirelerdeki tükenmişlik, mesleği terk etme eğiliminin ortadan kalkmasıdır. Hemşireliğin hak ettiği koşullara kavuşması, ülkemizdeki sağlık kurum ve kuruluşlarındaki hemşirelik bakım kalitesini yükseltecek, toplum sağlığının korunmasına büyük katkılar sağlayacaktır.

Okudunuğunuz yazı toplam 1311 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

Bu bloga henüz yazılmış yorum yazılmamış.


Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI İŞLETME YÖNETMELİĞİ Bakanlar Kurulu Kararı : Tarih : 10.09.1982 No : 8/5819 Yayımlandığı Resmi Gazete : Tarih : 13.01.1983 Sayı : 17927 Yataklı Teda...
02.05.2010 02:01:17 [ İş Yaşamı ]

Bebek için önceleri, nesneler ancak kendi görüş alanı içindeyken vardır. Nesne ortadan kaldırıldığında nesnenin yok olduğunu, artık var olmadığını düşünür. Örneğin; bebek eline aldığı çıngırağın on da...
17.11.2011 22:17:48 [ Yaşam ]

Okul Öncesi Eğitim Zorunlu Oluyor! Milli Eğitim Bakanlığı düğmeye bastı. 30 ile gelecek yıl için zorunlu 9 yıllık eğitime geçin talimatı verildi…Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2009-2010 yılından itib...
17.11.2011 22:11:43 [ Eğitim ]

Okul Öncesi Dönemde Aile: Toplumların sosyal, kültürel, ekonomik ve politik yapısını oluşturan özellikler eğitim yolu ile şekillenir. Nitelikli, sağlıklı ve istenilen davranışlara sahip bireylerin yet...
17.11.2011 22:29:55 [ Çocuk ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.