09 Şubat 2012 Perşembe
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  Esma KAHRAMAN
http://blog.edebiyatdefteri.com/esma-kahraman/oku/3878/bekle-bizi-istanbul-(3) 

 • Hakkımda


Esma KAHRAMAN

 • Yazdığım Diğer Konular
Yaşam (8)


 
Bekle Bizi İstanbul (3)
21.08.2010 14:59:53  [ Yaşam ]

Bekle Bizi İstanbul (3)

Eminönüne geldiğimizde bindiğimiz vapurun üzerinde Maltepe yazdığını farkettik.

-İşte bu! Maltepe'liye de Maltepe vapuru yakışır... diyerek hemen o anı ölümsüzleştirdik.

Sudan çıkmış balık gibi avel avel bakındık. İlk dikkatimizi çeken şey balıkçılar oldu. Büyük bir sabırla ve keyifle oltalarını denize atıyor ve bekliyorlardı.

Ben onlar kadar sabırlı olmadığım için biraz izledik ve rotamızı Eminönü Balıkçı'sına çevirdik. Sipariş verecek oldum, Mert mızıklamaya başladı;

-anne ben yemicem daha acıkmadım... zaten balık sevmiyorum... biliyosun...

-olmaz çocuğum, bu balık ekmek yeneceekkk

Siparişimizi verdim ve satıcı el çabukluğuyla balığın üzerine kıvırcık salatası ve soğanı doldurdu. Mert'in çileden çıkıp yumak olduğu andı...

-ya anne yaaa... ben kızla buluşcam diyorum, senin bana yedirdiğin şeylere bak yaaa... yemem ben bunuuuu

-gel üzme beni... bozma fantaziyi... köprüaltında yiyelim şunu...

-tamam anne tamam... ama sadece tadına bakcam

-tamam anlaştık

Bol soğanlı balık ekmeklerimizi aldık ve köprüaltında bulunan taburelere oturduk. Sehpaların üzerinde de limon suyu ve tuz vardı... aman aman diyim ben size...

İnsanların telaşı görülmeye değerdi. Ne tarafa bakacağımı şaşırdım. Her yaş grubundan insan vardı. Ortak noktaları hepsi de çok mutlu görünüyordu.

Orada epey bi oturduk. Gelen gideni seyrettik. Mert elini gözüme sokarak mızıklamasını sürdürdü;

'şu ellerimin haline bak, leş gibi balık kokuyo, soğan kokuyo... bide bu halde kızla buluşçam.. öf anne yaa'

-sızlanıp durma kalk... kestaneler ne güzel kızarmış... hadi onlardan alalım.

-alalım anne alalım.. bu koku üstüme yapıştıktan sonra artık ne yapsam nafile... kestane de mis gibi koktu zaten

Bu muhabbetleri yaparken bir taraftan da fotoğraf çekiyordum ki heyhat! gelin görün ki telefonumda 'hafızada yer yok' diye bir yazı çıktı.

Bu haksızlık... Daha önceden çektiğim Kartal-Maltepe sahili fotoğraflarını Mert'e söylediğim halde bilgisayara aktarmamıştı ve işte gelinen son nokta!

-ne yani, ben şimdi güzellikleri çekemeyecek miyim?'

-çekebilmen için makinadan bazılarını silmem gerekiyor

-hayırrrr! onların hepsi el emeğim göz nurum... billahi de sildirmem... öf mert yaaa... hiç anlamam, bana bi İstanbul borcun var

-peki anam söz... bugün böyle idare edelim... ilk fırsatta borcumu ödicem... o zaman istediğin kadar fotoğraf çekersin...

:) İyi bayramlar...

(Devam edecek)

Okudunuğunuz yazı toplam 95 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

Bu bloga henüz yazılmış yorum yazılmamış.


Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

İlk duraktan binmeme rağmen otobüs full doluydu. Cam kenarına oturabilmenin haklı gururunu yaşarken yanıma 25-30 yaşlarında bir adam oturdu. Oturduğu an uyumaya başladı. Arka tarafta yüzünü görmedi...
27.08.2010 19:22:49 [ Yaşam ]

Mert beni iskeleye bıraktı gitti. Jetonumu attım ve içeri girdim. Anlaşılann vapur yeni gitmişti. Yoğun bir kalabalık yoktu. Tam önümde 20-25 li yaşlarda iki genç adam... beklemekten sıkılmış olaca...
23.08.2010 13:47:57 [ Yaşam ]

Cevizli Durağı’ndan 500 ES’e bindim. Köhne bir otobüstü ve çok kalabalıktı. Ege Üniversitesi’nin 525’inden nam-ı diğer Canlı Cenaze’sinden farksızdı. Bir hamle yaparak...
24.08.2010 10:56:31 [ Yaşam ]

Eminönü'ne gelip de Yenicami'ye uğramadan dönmek olmazdı. Üst geçitten karşıya geçip camiye doğru yürümeye başladık. Ben birden koşmaya başladım. Mert arkamdan sesleniyor; -anne noldu nereye koşuyo...
22.08.2010 15:47:43 [ Yaşam ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.