12 Aralık 2017 Salı
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  dogansoydan
http://blog.edebiyatdefteri.com/dogansoydan/oku/5811/kimse-sah-degil 

 • Hakkımda


dogansoydan

 • Yazdığım Diğer Konular
Kültür-Sanat (9)


 
KİMSE ŞAH DEĞİL
20.08.2017 01:13:31  [ Kültür-Sanat ]

KİMSE ŞAH DEĞİL

İnsanların vergi yükü altında inletildiği dönem; sanıyorum 1940’lı yıllar olmalı… Maliye tahsildarları insanların korkulu rüyası olmuş. Köylü zaten yokluk yoksulluk içinde… ahırdaki iki koyunun üç keçinin hesabı soruluyor, vergisi alınıyor! Tahsildarlar göz açtırmıyor millete; vergisini ödemeyenlerin falakaya yatırıldığı bir dönem yaşanıyor.
İşte o yıllarda Kör Mecit adında acımasız bir tahsildar varmış. O geleceği zaman köylüler saklanacak yer ararlarmış! Tahsildar Kör Mecit, vergisini ödemeyenlerin yatağını yorganını, bakır kazanlarını tutu alır, bir de adamı köyün ortasında kırbaçla dövermiş. İnsanlar Kör Mecit’ten korktukları kadar Azrail’den korkmazmış.
O yöredeki köylerden birinde yaşayan Melek Ana da az çekmemiş Kör Mecit’ten. Gücü yetse onun canını alacak, ama karşısında devlet var! Kör Mecit demek devlet demek…
Aradan yıllar geçmiş; “millet devlet için” ilkesi gitmiş, “devlet millet için…” ilkesi uygulanır olmuş. İnsanları canından usandıran vergiler kaldırılmış, az da olsa bir huzur ortamı başlamış; her şey millet için…
Yukarıda sözünü ettiğim Melek Ana, birgün elinde kovalarla ırmaktan su almaya gidiyormuş. Bir adam da eşeğin yularından tutmuş, “kil vaaar, halis kil vaaarr!” diye bağırarak ona doğru yaklaşıyormuş. Malek Ana eliyle gözünün üstünü gölgeleyip adama şöyle bir bakmış ki, insanları canından bezdiren, falakaya yatıran Kör Mecit, kil satıyor! Dedik ya! Melek Ana da az çekmemiş onun elinden… Bir zamanların bu zalim adamını karşısında görünce hem şaşırmış hem sevinmiş. Elindeki kovaları yere bırakıp ona doğru yürümüş ve bir daha bakmış adama; evet evet o… İki eli iki böğründe, Kör Mecit’in çenesinin altına kadar sokulmuş, yüzüne şöyle bir tükürdükten sonra: “Kör Mecit Kör Mecit! Sen seni şah mı sanıyordun ? İşte adama böyle kil sattırırlar!...”demiş.
***
Bir de Saddam Hüseyin olayına tanık oldu bu dünya. Bir zamanlar ihtişamı göz kamaştıran Saddam Hüseyin’i bir çöp evinin altına kazılmış çukurdan çıkardılar; saçı sakalına karışmış, yüreği korkulu, bedeni bitkin! Daha düne kadar onun elini eteğini öpen, “Saddam çok yaşa!” diye bağıran Irak halkı, Saddam Hüseyin’e kurşun yağdırdı! Saddam Hüseyin, sanki o ihtişamlı saltanatın hiçbir gününü yaşamamış gibiydi. Sadece et ve kemikten ibaret bir Saddam Hüseyin vardı dünyanın karşısında. Melek Ana sağ olsa da Saddam Hüseyin’in o halini görseydi!.. öyle sanıyorum ki, “Ya Saddam, adama işte böyle kil sattırırlar" derdi.
Bu dünyadan nice Kör Mecitler gelip geçti. Daha nice Saddam Hüseyinler gelip geçecek, ama Melek Analar hiç bitmeyecek. Ömrü olanlar yaşayıp görecekler.

Okudunuğunuz yazı toplam 141 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

Bu bloga henüz yazılmış yorum yazılmamış.


Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Bin kaygıyla uykudayım Diken diken etlerim, Bir alaca şafak vakti, Neye uyanacak memleketim Elim yüreğimde beklerim! Herkes kendince mutlu, Zehir kusma her sabah, Bırak Gök mavi, yer yeşi...
01.06.2017 20:59:45 [ Kültür-Sanat ]

Bin kaygıyla uykudayım Diken diken etlerim, Bir alaca şafak vakti, Neye uyanacak memleketim Elim yüreğimde beklerim! Herkes kendince mutlu, Zehir kusma her sabah, Bırak Gök mavi, yer yeşi...
01.06.2017 20:58:38 [ Kültür-Sanat ]

Bin kaygıyla uyanırım. Diken diken etlerim, Alaca bir şafak vakti, Neye uyanacak memleketim! Ne bu hiddet bu şiddet! Tapusu sende mi Dünyanın? Yalnız sana doğmaz ki Güneş, Ne kadar zulmederse...
28.12.2016 00:41:30 [ Kültür-Sanat ]

Şair-yazar Ahmet Özer, Ali İhsan Mıhçı’nın Ankara’da geçen yaşamını yakından bilen, onun edebiyat dünyasına girmiş, üzüntüsüne, sevincine ortak olmuş en yakın dostu, arkadaşı, sırdaşıdır. Kendisi Tra...
30.05.2017 10:56:39 [ Kültür-Sanat ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.