23 Mayıs 2012 Çarşamba
E-mail adresiniz:  Şifreniz: Beni Hatırla
  BANU ULUDAĞ
http://blog.edebiyatdefteri.com/banu-uludag/oku/3807/dort-mevsim-ask-ve-icimdeki-ben-ler 

 • Hakkımda


BANU ULUDAĞ

 • Yazdığım Diğer Konular
Doğa (1)
Eğitim (6)
Yaşam (3)
Haber (3)
Kültür-Sanat (4)
Sağlık (1)
Günlük (4)


 
Dört Mevsim Aşk ve İçimdeki Ben'ler
18.07.2010 22:46:54  [ Kültür-Sanat ]

Dört Mevsim Aşk ve İçimdeki Ben'ler


Neden ayrılıkları hep yağmurlu ve puslu günlerde yaşarım? Neden ben hiç güneşli bir günde terk edilmedim. Ya da neden aydınlık bir günde terk edemedim? Ne zaman karar verip ayrılık için buluşma yerine gitsem, güneş yine sinsice davranıp bir ilahın güzelliğini yansıtırdı karşımdakinin yüzüne… İşbirlikçisi Ay farklı mı davranırdı sanki? Gece esen ılık rüzgârla tüm ayrılık heveslerim sırıtarak uzaklaşırdı benden.



Kışları kısa, yağmursuz, ılık ve bol karlı bir ülke varmış. Bir kitapta okumuştum. Yılın bir kaç ayı kalıp karla oynayabileceğim huzurlu bir yer olurdu benim için. Neresi olduğunu öğrenir öğrenmez de göçmenlik için başvuracağım. Kim bilir belki de kız çocuklarından herhangi bir belge istemezler. Ama mutlaka bahar mevsimi gelmeden gitmeliyim.


Baharla başlayan güzel günlerde içimdeki kız çocuğu yavaş yavaş kozasına çekilir. Karlı geçen bir kaç ayda, çok oynamaktan yorgun düşmüştür. Uzun bir uykuya ve de dinlenmeye ihtiyacı vardır.
O uykusuna çekilirken, içimde başka bir Ben uyanır. İçi kıpır kıpır, yüzü ışıl ışıl. Dudaklarından gülümsenin eksik olmadığı, hayatına kendi ışığını katan bir Ben’dir bu. Yalnız, her bahar Aşkı bulamaz. O’na gelmesi için seslense bile, Aşk fısıldar ılık rüzgârla ve der ki: “ Geçen sefer beni çok yordun. Bir süre sana uğramayı düşünmüyorum. Huzura ihtiyacım var.”
Bazen Aşk birkaç bahar uğramaz… Ben ve içimdeki ışıl yüzlü kızla beraber sabırla bekleriz; kimi zaman heyecanla, kimi zaman hüzünle.
Ne zaman umutsuzluk dokunsa omuzlarımıza, el ele sesleniriz Aşk’a: ”Geleceksen erken gel, yaz bitmeden, kız çocuğu henüz uyanmadan. Yoksa seni fark edemem “. Tüm bu seslenişler iç yakan bir ezgi olur ve yükselir göğe. Hüzün asılı kalır dudak kenarlarında.


Ama bir de vakitlice gelmişse… Bulunduğu yere iyice kurulmuş olan hüzün bir tokatla kovulup yerine o tokadın sahibi gülümseyiş geçer. Tahtına kurulmuş ve o tahtı ölünceye kadar kaybetmeyeceğinden emin bir kraliçe edasında hem de. Arsız bir mide sancısı da bu kraliçenin soytarısı gibidir. Kıpır kıpırdır içeride ve tatlı bir sıcaklık yayar bulunduğu yerden tüm bedene. Bir de şatafatlı, büyük kanatlı Zümrüt-ü Anka kuşu vardır ki, yüreğe yerleşir; kanat çırpışlarının hızına o zavallı yürekçik bile yetişemez.


Baharda Aşk’ın elinden tutmak, çiçekli tepelerde koşmak, bulutlara uzanıp, suyunun tadına varmak, gökyüzüne asılmak, ılık yağmur altında erimek... O kadar çok yapacak şey vardır ki çiçek mevsiminde, Aşk’la.. Hayat bu kadar eğlenceliyken kış ertesi bu güzel mevsimde; âşık olduğum zamanlarda hakkım olan dört mevsimin hepsini bahar olarak yaşamak isterim.


Yaz başlayınca öncelikle içimdeki olgun kadın uyanır. Müthiş güzel ve alımlıdır. Bahar mevsimlerinde gelen yerinde duramayan kıza göre ayakları daha sağlam basar aşka.
Aşkla beraberliğim yazları sürprizlerle doludur. Bunlar kendi kendime hazırladığım ama ne olduğunu bilmediğim sürprizlerdir. Bazen bu paketten güzellikler çıkar… Açtığımda, yazın sıcaklığını kemiklerimde hisseder, içimdeki Aşk’la iyice yoğunlaşırım. Sonrasında; kulaç atarken serin lacivertlerde bir gece öncesini düşünüp yüz kızarıklığımı saklarım, içimdeki Ben’den bile… Yazın en heyecanlı tarafı ise Aşk’ın arkadaşlarıyla buluşabilmektir. Bunlar kumsal ve denizdir. Bizi hiç yalnız bırakmayan kadim dostumuz Ay’ı da anmak gerekir tabi ki.

Bazen bu paketten kendime hazırladığım kötü sürprizler çıkar. Baharın yorgunluğunu taşıyamayan ben, yeni uyanan alımlı Ben’le beraber yazın sıcağında buharlaşıp giden duygularımızı hiçbir şey dahi hissetmeden ve düşünmeden seyre dalarız. O kadar sıcaktır ki, ayrılmak için bile en azından soğukların kapıyı çalmasını bekleriz.


Aşkı yaşarken zaman kavramı yoktur içimde... Bazen bir yaz mevsimi birkaç yıl sürer. Baharım onlarca yıl… Mevsim değişikliğim uzun aralıklarla olur. Siz her yıl 4 mevsim yaşadığımı sanırken, ben bir mevsimde yılları yaşarım... Yeter ki aşk bana dokunsun. Yeter ki dokununca bırakmasın.

Banu Uludağ

Okudunuğunuz yazı toplam 544 kere görüntülenmiştir.


Yorumlar

20 Temmuz 2010 Salı 12:08:01
Seninde olsun:)) Teşekkürler Yeşim.
20 Temmuz 2010 Salı 11:50:56
kötü süprizleri aradan çık... dört mevsimin en güzeli senin olsun.

tebrik ve sevgimle can.
20 Temmuz 2010 Salı 10:11:49
Mehtapcım teşekkür ederim...4 mevsimi zamansız yaşarım:))
19 Temmuz 2010 Pazartesi 21:27:52
Aşk...

İimdeki tanımı en zengin duygu okyanus zirve dağ...

Her ne dersek diyelim onsuz yaşamın hep bir rengi eksiktir...

SEVGİMLE...
19 Temmuz 2010 Pazartesi 12:17:47
Çok teşekkür ederim...
Sevgi ve saygılarımla
19 Temmuz 2010 Pazartesi 11:59:38
çok güzeldiii
tebrik ediyorum
kocaman sevgilerim ile...

Blog'a yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


 
 • Diğer yazılarımdan bazıları

Sokak lambasıyla arkadaştı adam. Dökmek için içindekileri, gecenin en karanlık olduğu saatlerde varırdı yanına. Omuzlarındaki yükü almasa da sokak lambası, biliyordu ki dinlerdi O’nu. Sessizce v...
10.07.2010 16:50:25 [ Günlük ]

Özdemir İnce - Hürriyet BİRKAÇ yıl önce “Anadil kutsaldır ama böler” başlıklı bir yazı yazmayı tasarlamış ama zamanlama hatası yapmayayım diye yazımını ertelemiştim. Bu yazıyı artı...
27.07.2010 11:20:13 [ Haber ]

Kişisel çabalarla bilinçli olarak oluşturulmuş, doğallıktan uzak, kaynağı belli diller olarak tanımlanan yapay diller, daha çok dil olgusuyla ilgilenen kişilerce bilinir. Bu yapay dillerden, bilhassa ...
09.02.2010 14:49:58 [ Eğitim ]

Ve Ölüm şiirimi, şiirin analiz yazısıyla onurlandıran sayın Osman Aytekin'e teşekkürlerimle. VE ÖLÜM... (veda) I- /kuşların katiliyim kanatlarını acımasızca kesmiştin onları özgür bırakt...
20.08.2010 13:07:44 [ Kültür-Sanat ]

Copyright 2008 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.